AKO Akünün hedefi 2021’de % 70 büyümek

  AKO Grup bünyesinde, öncülüğünü yaptığı Matrix Press teknolojisiyle Türkiye’nin akü sektöründe yeni bir güç oluşturan AKO Akü, 2020 yılında elde ettiği yüzde 60 büyüme performansını 2021’e yüzde 70 olarak taşıyıp, cirosunu 52 milyon dolar düzeyine çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’nin yerli sermayeli sanayi gücü AKO Grup bünyesinde faaliyet gösteren AKO Akü, 2020 yılında cirosunu bir önceki […]

Akü yolda bırakmasın

Akülerin marş gücü, özellikle soğuk havalarda kritik önem taşıyor. Türkiye’nin yerli sermaye gücü Ako Grup bünyesinde yer alan Ako akü, kış mevsimin kendini hissettirmeye başladığı bugünlerde, araç sahiplerine ve sürücülere, marş basma sorunu yaşamamak için akülerini kontrol ettirmelerini, gereğinde değiştirmelerini öneriyor. Alp akü’nün, matrix press teknolojisine sahip aküleri, kış koşullarında performansını koruyor; yakıt tasarrufu sağlıyor. […]

AKO Akü Ar-Ge’de 1’inci

AKO Grup bünyesinde, öncülüğünü yaptığı Matrix Press teknolojisiyle Türkiye’nin akü sektöründe yeni bir güç oluşturan AKO Akü, Ar-Ge yatırımlarında sektörünün birincisi oldu. 2019 yılında gerçekleştirdiği 30 milyon TRY düzeyinde Ar-Ge harcamasıyla sektör şirketleri arasında ilk sırada yer alan AKO Akü, Türkiye’de tüm şirketler içerisinde de 51. sırada yer aldı. Türkiye’nin yerli sermayeli sanayi gücü AKO […]

Türkiye

  • Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar ürün gamını genişletmeye devam ediyor. Ailelere ek olarak, hobi amaçlı kullanıma da hitap eden yeni bir seçenek daha sunulmaya hazırlanılıyor. 10 Mayıs 2021 tarihinde dijital dünya lansmanı yapılan Concept EQT, 2022’de yollara çıkması planlanan T-Serisi’nin tamamen elektrikli versiyonuna dair ipuçları veriyor. Yaklaşık 5 metre uzunluğundaki Concept EQT, 3 sıralı koltuk düzeni, geri dönüştürülmüş deri döşeme ve bagaj bölümüne yerleştirilebilen elektrikli kaykay ile akıllarda yer ediyor. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar, yeni Concept EQT ile aileler ve bireysel kullanıcılar için hafif ticari araç segmentindeki premium araçla ilgili ön gösterimini dijital dünya lansmanı ile gerçekleştirdi. Concept EQT, yakın dönemde yollarla buluşacak olan T-Serisi’nin tamamen elektrikli versiyonu. Seri üretime yakın bu konsept araç, yedi kişiye kadar oturma kapasitesine sahip geniş ve çok yönlü bir yaşama alanı ile geniş bagaj gibi özellikleri, Mercedes-Benz’e özgü; kalite, konfor, işlevsellik, bağlanabilirlik ve güvenlik gibi, üst sınıf niteliklerle birleştiriyor. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar böylece V-Serisi’nin başarı reçetesini kompakt bir formata uygulayarak küçük boyutlu hafif ticari araç segmentine yeni bir premium anlayışı getiriyor. Concept EQT, bagaj alanına entegre edilmiş elektrikli “longboard” kaykay bölmesi ile, premium konforu ve taviz verilmeyen işlevselliğini, elektrikli sürüş keyfi ile benzersiz bir kombinasyonda sunuyor. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar Başkanı Marcus Breitschwerdt; “Yeni T-Serisi ile küçük boyutlu hafif ticari araç segmentindeki ürün gamımızı daha da genişletiyoruz. Yeni modelimiz, ailelere ve yaşları ne olursa olsun, boş zamanlarını çeşitli aktivitelerle geçirmekten hoşlanan, rahatlık ve tasarımdan ödün vermeden geniş bir alana ve işlevselliğe gereksinim duyan kullanıcılara hitap edecek. T-Serisi, Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar dünyasına cazip bir giriş sunuyor. Concept EQT örneğinde olduğu gibi; elektrikli ulaşımda lider olma iddiamızı istikrarlı bir şekilde sürdürüyoruz. Ayrıca gelecekte bu segmentte tamamen elektrikli bir model de sunacağız.” dedi. Concept EQT, ilk bakışta Mercedes-EQ ailesinin yeni bir üyesi olarak algılanıyor. Tasarım, dengeli gövde orantıları ve heyecan uyandıran bir yüzey tasarımı ile dikkat çekiyor. Güçlü omuz çizgisi ve dikkat çekici çamurluk kemerleri aracın güçlü karakterini ve çekiciliğini vurguluyor. LED ön farlara sahip karakteristik siyah ön panel, kusursuz bir şekilde motor kaputuyla bütünleşiyor ve Yıldız deseniyle ışıldıyor. Ön panelden, parlak 21 inçlik hafif alaşım jantlara ve panoramik cam tavandan arkadaki elektrikli kaykaya kadar aracın her bir yanında 3D efektine sahip farklı boyutlu yıldızlar göze çarpıyor. Ayrıca hem önde hem de arkadaki LED aydınlatmaları bağlayan birer ışık şeridi de bulunuyor. Bu, aracın parlak siyah boyasıyla birleştiğinde büyüleyici bir kontrast oluşturarak son derece estetik bir görsel şölen sunuyor. Ayrıca Mercedes-EQ ailesinin bir üyesi olduğunu vurguluyor. Daimler Grubu Baş Tasarım Sorumlusu Gorden Wagener; “Concept EQT, ‘Duygusal Saflık’ tasarım DNA’sına sahip yeni ve tamamlayıcı bir model. Duyguları harekete geçiren formlar, zarif kaplamalar ve sürdürülebilir malzemeler, bu aracın Mercedes-EQ ailemizin bir üyesi olduğunu gösteriyor.” dedi. Concept EQT’nin iç mekanı da genel tasarımı kadar duyguları harekete geçiren şık bir ifade sergiliyor. Siyah ve beyaz, son derece zarif bir kontrast oluşturuyor. Koltuklar, beyaz nappa deri ile kaplı. Koltuk merkezlerindeki örgülü uygulamalar, geri dönüştürülmüş deriden üretiliyor. Gösterge paneli duyguları harekete geçiren tasarımıyla dikkat çekiyor. Göstergenin üst kısmı, deniz kıyısındaki çakılları andıran görünümüyle bir kanat profili orta koyuyor ve gösterge paneli ile dinamik bir şekilde bütünleşiyor. Önemli eşyalar veya belgelere kolay erişim için, gösterge panelinin üzerinde, pratik bir yarı kapalı saklama alanı bulunuyor. Bunun dışında, parlak siyah yuvarlak havalandırma ızgaraları, galvaniz süslemeler ve dokunmatik kumanda yüzeylerine sahip çok fonksiyonlu direksiyon simidi kabin içindeki kalite algısını ve modern görünümü güçlendiriyor. Orta konsol, kapılar ve ayak boşluğundaki aydınlatmalar da şık bir ortam yaratıyor. Mercedes-Benz, MBUX bilgi-eğlence sistemi (Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) ile yenilikçi işletim ve ekran konseptini hafif ticari araç segmentine uyguluyor. Sistem, bağımsız merkezi dokunmatik ekran, direksiyon simidindeki dokunmatik kumanda düğmeleri ve isteğe bağlı olarak sunulan, “Hey Mercedes” sesli asistanı ile rahatlıkla kontrol edilebiliyor. Bünyesinde barındırdığı yapay zeka ile gelişmiş öğrenme yeteneği sergileyen MBUX, öngörüye dayalı davranışlar yardımıyla sürücünün bir sonraki adımda ne yapmak istediğini tahmin edebiliyor. Örneğin, birisi Cuma günleri eve giderken düzenli olarak belirli bir kişiyi arıyorsa, sistem haftanın o günü ilgili kişinin telefon numarasını ekranda gösteriyor. MBUX ayrıca Mercedes me connect üzerinden canlı trafik bilgisi ve havadan güncelleme gibi çözümler de sunuyor. Bilgi-eğlence sistemin yüksek çözünürlüklü ekranın ana menüsündeki EQ bölümü, belirli ekranlara ve ayarlara erişim için merkezi bir nokta görevi görüyor. Burada; şarj akımı, hareket süresi, enerji akışı ve tüketim grafikleri gibi bilgiler gösteriliyor. Bilgi-eğlence sistemi ekranı aynı zamanda navigasyon veya sürüş modlarına erişim için de kullanılabiliyor. Mercedes me connect üzerinden ayrıca; şarj noktaları, elektrikli sürüş menzili, şarj seviyesi, hava durumu veya trafik koşullarını dikkate alarak optimize edilmiş rota planlaması gibi elektrikli araçlara özgü navigasyon hizmetleri ve işlevleri de sunuluyor. Concept EQT (Uzunluk/Genişlik/Yükseklik: 4.945/1.863/1.826 milimetre), üçüncü sıradaki iki tam boy koltuğa rahatlıkla erişim sağlamak üzere için her iki tarafta büyük bir açıklığa sahip sürgülü kapılarla donatılıyor. İkinci koltuk sırasına yan yana üç adet çocuk koltuğu yerleştirilebiliyor. İçine lazerle yıldızlar işlenen panoramik cam tavan, iç mekanı ışıkla dolduruyor. Cam tavanının önden arkaya doğru daralan zarif şişe tasarımı, aracın daha uzun görünmesini sağlıyor. Dik bagaj kapağı geniş bagaja erişimi kolaylaştırıyor. Daha fazla alan gerektiğinde, üçüncü sıradaki koltuklar katlanabiliyor veya tamamen çıkarılabiliyor. Böylece bir çocuk arabası, köpek taşıma çantası veya diğer eğlence ekipmanları için daha fazla alan oluşturulabiliyor. Konsept araç; ailelerin bagajları ve spor ekipmanları için bagajı daha işlevsel hale getiren, bagaj bölmesine entegre, elektrikli kaykay ile oldukça sıra dışı bir fonksiyonellik seviyesi sunuyor. Elektrikli kaykay, alüminyum bir çerçeveye yerleştirilen ve bagaj zemini ile aynı hizada olan pleksiglas bir zeminin altındaki çift katmanlı bir bölmede gizleniyor. Bu kaykay, alüminyumdan yapılmış olup üzerindeki Yıldız desenleriyle şık bir görünüm sergiliyor. Marcus Breitschwerdt; “Concept EQT, hafif ticari araç segmentinde yer alıyor ve değişkenliğin şık ve konforlu bir yapıyla birleştirilebileceğine dair bir fikir veriyor. Gelecekteki T-Serisi modelimiz birçok açıdan yetenekli bir model olacak ve onunla yeni müşteri gruplarını markamıza çekerek sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. 2022 yılında pazara sunulacak olan yeni T-Serisi, ticari olarak konumlandırılan ve bu yıl tamamen elektrikli bir versiyonla tanıtılacak olan Citan ile birlikte markanın hafif ticari araç pazarındaki ürün gamını tamamlıyor. Bunu, bireysel kullanıcılar için tamamen elektrikli bir versiyon takip edecek. | 11 Mayıs 2021 : 10.05

  • Skoda, B segmentindeki popüler modeli Fabia’nın dördüncü neslini, online olarak gerçekleştirilen dünya prömiyeriyle tanıttı. Segmenti içerisinde en geniş otomobil olan Fabia, artırılmış konfor özellikleri, birçok gelişmiş güvenlik ve asistan sistemleriyle birlikte iddiasını daha da artırdı. Modüler MQB-A0 platformu üzerine yapılan Yeni Fabia, Skoda markasının yüksek fonksiyonellik, geniş iç hacim, Simply Clever özelliklerini daha ileriye taşıyarak yenilendi. Skoda ürün gamında 20 yılın üzerinde bir model olan Fabia, son jenerasyonuyla birlikte evrimleşerek her alanda geliştirildi. 22 yılda 4.5 milyondan daha fazla satış adediyle birlikte Fabia, Skoda markasının temel modellerinden biri haline geldi. Fabia, Octavia’nın ardından en çok üretilen Skoda modeli olma unvanıyla da öne çıkıyor. Her detayıyla geliştirilen dördüncü nesil Skoda Fabia, büyüdü ve mevcut tasarım dilini yeni nesle adapte etti. Yeni Fabia atletik duruşu, sportif çizgileri ve keskin ön-arka farlarıyla birlikte, daha dinamik ve duygulara hitap eden bir model haline getirildi. Modüler MQB-A0 platformuna geçiş yapmasıyla birlikte aracın içi ve dışı daha da büyüdü. Skoda’nın kristal tasarım detayları çarpıcı duruşu daha ileriye taşınırken ön kapılarda gövde çizgileriyle birlikte Çek bayrağının karakteristik üçgeni vurgulandı. LED teknolojisine sahip keskin hatlara sahip farlar ise, Skoda’nın kendine özgü büyüyen ön ızgarasıyla birleştirildi. Dördüncü nesil Skoda FABIA, ilk üç nesil ile karşılaştırıldığında ağırlığını korurken içeride ve dışarıda daha büyük hale getirildi. 4,108 mm uzunluğu ile ilk kez dört metre sınırını aştı. Yeni Fabia mevcut nesle göre 111 mm daha uzun. Aks aralığı 94 mm artarak 2,564 mm olurken, 48 mm artışla genişliği 1,780 mm’ye ulaştı. Artan ölçüleriyle birlikte zaten geniş olan FABIA kabini, daha da iddialı oldu. Skoda aynı zamanda Fabia’nın bagajında da 50 litre ile önemli ölçüde bir artış elde etti. Böylece segmentinin en büyük bagajı hacmini daha da ileriye taşıdı. 380 litre bagaj hacmine sahip Yeni Fabia, koltuklar katlandığında 1.190 litre hacim sunuyor. Skoda, Fabia modelini geliştirirken aracı daha sessiz ve akıcı hale getirmek için kapsamlı aerodinami çalışmaları da gerçekleştirdi. Aerodinamik olarak optimize edilen jantlar ve ön tamponun altında aktif olarak ayarlanan soğutma panjurlarıyla yeni FABIA, B segmentinde bir rekor olacak şekilde 0.28 rüzgar direnci kat sayısına ulaşmayı başardı. Akıllı soğutma panjurları, 120 km/s hızda giderken yakıt tüketimini 100 kilometre başına 0.2 litre düşürdü. Daha geniş kabinde daha fazla konfor Yeni Fabia’nın kabini, duygusal tasarım ve ergonomi arasında kusursuz bir dengeye sahip. Görsel olarak serbest duran karakteristiğiyle bilgi-eğlence sistemi, 9.2 inçe kadar çıkabiliyor. Son teknoloji sistemlerle birlikte Fabia’nın dijital göstergeleri ilk kez 10.25 inç olarak tercih edilebilecek. Dijital Gösterfe Paneli sayesinde sürücüler beş farklı temadan kendi tarzlarına uyanı seçebilecekler. Öncekine nesle göre 94 mm daha uzun aks aralığıyla yeni FABIA, özellikle arkadaki yolcular için daha fazla yaşam alanına sahip. Fabia’da artan ferahlık hissi, yenilenen kabin detaylarıyla birlikte daha da ileriye taşındı. Yeni renkler, ambiyans aydınlatmaları ve konfor özellikleriyle birlikte FABIA çok yönlülüğü ve şık tasarımı bir araya getiriyor. Çok fonksiyonlu yeni nesil direksiyon simidi ise, tercihe bağlı olarak sportif üç kollu ve DSG şanzıman için vites kulakçıklarıyla birlikte sürüş keyfini artırıyor. Daha üst segment araçlarda bulunan ısıtmalı ön cam ve ısıtmalı direksiyon gibi birçok özellik Fabia’da da tercih edilebilecek. Ayrıca yeni nesil Fabia’da, çift bölgeli Climatronic klima da yer alacak. Orta konsolun arkasına yerleştirilen hava kanallarıyla birlikte arkadaki yolcular için de konfor artırıldı. Yeni Fabia, geniş iç hacminin yanı sıra her zaman olduğu Simply Clever akılcı çözümleriyle de pratikliği artırıyor. Yeni Fabia’da beşi tamamen yeni ve sekizi ilk kez Fabia’da olmak üzere 43 akılcı çözüm sunuyor. Bu sayede Fabia, günlük kullanımı kolaylaştıran dokunuşlarla öne çıkıyor. Bir Skoda klasiği olan yakıt depo kapağındaki lastik derinlik ölçerli buz kazıyıcı, A sütununda otopark bileti tutucu, sürücü kapısının içerisinde şemsiye gibi detayların yanı sıra tamamen yeni Simply Clever özellikler de yer alıyor. Orta konsolda kredi kartı veya otopark bileti için bir klips, kalem tutması için bir elastik bant yer alıyor. Ön koltukların arasında yer alan çıkarılabilir bardaklık ise daha fazla esneklik sağlarken şanzıman tünelinin üzerindeki alan arkadaki yolcular için küçük eşyalar için saklama gözü olarak kullanılabiliyor. Bagajda esnek ve katlanan bölmeler, opsiyonel panoramik tavan için katlanabilir güneş vizörü, akıllı telefon saklama gözleri, iç dikiz aynasında USB-C girişleri kullanışlılığı artıran özelliklerden sadece birkaçı. Düşük yakıt tüketimi, daha fazla menzil Yeni nesil Skoda Fabia daha fazla motor seçeneğiyle birlikte düşük yakıt tüketimi sunacak. Fabia’da EVO nesil beş motor seçeneği yer alacak. Her biri Euro 6d emisyon standartlarına uygun olan motorlar, 1.0 litre ve 1.5 litre hacminde. 3 silindirli 1.0 litre motorlar, 65 PS, 80 PS, 95 PS ve 110 PS güçlerinde tercih edilebilecek. 1.5 litrelik dört silindirli motor ise 150 PS güç ve 250 Nm torka sahip olacak. Yeni FABIA motor seçeneklerine göre 5 ileri manuel, 6 ileri manuel ve 7 ileri DSG çift kavramalı otomatik şanzımanla eşleştirilecek. Aynı zamanda FABIA opsiyonel 50 litrelik yakıt deposuyla alınabilecek ve bu sayede WLTP çevrimine göre 900 kilometreden daha fazla menzil kat edebilecek. Yeni Skoda Fabia segmentindeki en güvenli otomobillerden biri olarak geliştirilmiş aktif ve pasif güvenlik önlemleri sunuyor.  Modüler MQB-A0 platformunun da sağladığı avantajlarla Fabia’nın torsiyonel sertliği de artırıldı. Fabia’da üstün özelliklerin yanı sıra ilk kez Seyahat Asistanı, Park Asistanı ve Manevra Asistanı yer alıyor. Seyahat Asistanı otomatik yönlendirme desteği sağlarken sadece tek tuşla aktif hale getirilebiliyor. 210 km/s hıza kadar çalışabilen Adaptif Hız Sabitleyici, öndeki araca göre hızını otomatik olarak ayarlıyor. Şerit Asistanı, Fabia’nın gerektiğinde otomatik yönlendirmeyle şeritte kalmasına yardımcı oluyor. Geliştirilmiş Kör Nokta Algılama Sistemi, 70 metre uzakta olan araçlara karşı sürücüyü uyarıyor. Park Asistanı ise 40 km/s hıza kadar çalışıyor ve direksiyonu otomatik olarak yönlendiriyor. Manevra Asistanı, park sırasında aracın önündeki ve arkasındaki engelleri tespit ederek otomatik fren uygulayabiliyor. Trafik İşaretleri Tanıma, Yaya ve Bisikletli Algılamalı Ön Asistan da Fabia’nın yeni özellikleri oldu. Aynı zamanda yeni Fabia, sürücü ve ön yolcu, perde hava yastıkları ve ön yan hava yastıklarını standart olarak sunuyor. Opsiyonel sürücü diz ve arka yan hava yastıkları ile güvenlik seviyesi daha ileriye taşınarak dokuz hava yastığıyla donatılabiliyor. | 5 Mayıs 2021 : 10.30

  • Hyundai N departmanı tarafından geliştirilen Kona N, SUV keyfini yarış pistlerine taşıyor. Yüksek performans vaat eden Kona N, 2.0 lt’lik turbo motoruyla 280 beygir güç üretiyor. Hyundai, hızı seven kullanıcılar için 2022 yılına kadar 18 adet N ve N Line serisi üretmiş olacak. N markasıyla birlikte, ürettiği kaliteli otomobillere hızlı ve oldukça güçlü versiyonları ekleyen Hyundai Motor Company, şimdi de Kona N ile B-SUV sınıfında tüm dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor. N rozetli modellerle özellikle Avrupa pazarındaki iddiasını artıran Hyundai, Kona N ile en hızlı B-SUV unvanını da elinde bulunduruyor. Never Just Drive yani asla sadece sürme mottosuyla tanıtılan otomobil, markanın N stratejisi kapsamında gelecekteki elektrikli yarış otomobillerine de ilham kaynağı olacak. Ayrıca Kona N, yüksek performanslı N serisinin en son üyesi değil, aynı zamanda bir SUV gövde tipine sahip ilk N modeli. Hatta, çok yönlü kullanma özellikleri, hızlanma, çeviklik ve yarış pistlerine uygun gövde kitiyle performans seven kullanıcıların ilgi alanına giren ender SUV modellerden biri. Kona N, yeni nesil 8 ileri, ıslak tip çift kavramalı bir şanzımana (N DCT) sahip. Yüksek performanslı 2.0 lt turboşarjlı GDI motordan aldığı gücü N DCT şanzımanla lastiklere ileten otomobilin dişli oranları da bu versiyon için özel olarak geliştirilmiş. Hyundai’nin kendi bünyesinde geliştirdiği bu 8 ileri ıslak tip çift kavramalı şanzıman, yüksek performanslı motorun tepkilerini anında karşılarken aynı zamanda yüksek torka karşı da oldukça dayanıklı. Daha hızlı vites değiştirme özelliğine sahip bu şanzıman, N Grin Shift (NGS), N Power Shift (NPS) ve N Track Sense Shift (NTS) olmak üzere üç farklı sürüş modu sunuyor. Yüksek performanslı motorun ürettiği maksimum tork ise 392 Nm. N Grin Shift modunda, sürüş keyfini en üst düzeye çıkarmak için güç çıkışı daha fazla veriliyor. Motor, yolda veya yarış pistinde seçilen modlara göre gaz tepki süresini ve hızlanmayı değiştirerek istenen sürüş sitilini desteklemiş oluyor. Kona N, maksimum olarak 240 km/s hız yapabiliyor. Ayrıca, Kalkış Kontrolü etkinleştirildiğinde 0-100 km/s arasını 5.5 saniyede tamamlayabiliyor. Bu hızlanma, B-SUV model için son derece etkileyici bir değer anlamına geliyor. Hyundai Kona N, tekerleklere eşit bir şekilde tork dağıtılması için bir dizi sistem ile çalışmayı tercih ediyor. Elektronik Sınırlı Kaymalı Diferansiyel (E‑LSD) ile özellikle virajlarda ve pistlerdeki kesin dönüşlerde maksimum sürüş keyfi sunan otomobil, yüksek performanslı N fren sistemiyle de güvenli bir şekilde dizginlenebiliyor. Kona N için özel olarak geliştirilen lastiklere sahip araçta ayrıca hafifletilmiş 19 inç N Racing jantlar dikkat çekiyor. Kona N, Kalkış Kontrolü (N Launch Control), Değişken Egzoz Sistemi ve en önemlisi N Grin Kontrol Sistemi ile birlikte her türlü yol koşulunda aynı sürüş keyfini sunuyor. N Grin Kontrol Sistemi, beş farklı sürüş modu ile eşleştirilerek yüksek düzeyde özelleştirme sunuyor. Eco, Normal, Sport, N ve Custom olarak belirlenen bu sürüş modları, motorun çalışma prensibini, stabilite kontrolünü (ESP), egzoz sesini ve direksiyon sertliğini seçilen moda göre ayarlayarak aracın karakterini anlık olarak değiştiriyor. Bir başka deyişle Kona N, Eco modda şehir içinde günlük bir SUV gibi hareket ederken, N moduna geçildiğinde ise bir anda yarış otomobili hissiyatı sunmaya başlıyor. Kona N, dışındaki ve motorundaki yüksek performansı, iç mekanındaki detaylarla da devam ettiriyor. Güncel kardeşleriyle benzer bir atmosfere sahip olan kabinde N logosu birden fazla yerde karşımıza çıkıyor. Birçok Hyundai modelinde karşımıza çıkan 10,25 inç bilgi-eğlence ve dijital gösterge sisteminde N modu bulunuyor. Tamamen dijitalleştirilmiş öğelerle aracın tüm ayarlarına buradan ulaşılıyor. Tur süresi, G kuvveti, turbo basıncı, yağ sıcaklık ve kalkış kontrolü gibi değerler, bu ekrandan takip edilebiliyor. İlk kez 2013 yılında tanıtılan N markası, ralli otomobillerinden alınan tecrübeyi günlük kullanıma uygun spor otomobillere aktardı. Bu özel kombinasyonlarla kendisine önemli bir müşteri kitlesi oluşturan Hyundai, gelecekte üreteceği performans kokan elektrikli versiyonlarla da iddiasını sürdürecek. | 1 Mayıs 2021 : 22.40

  • Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu MINI, yüksek performans modeli MINI John Cooper Works’ü yeniledi. Yeni MINI John Cooper Works, heyecan veren yüksek performans sürüş dinamiklerini lüks ve konforla birleştiriyor. Yarış pistlerinden aldığı mirası şehrin caddelerine taşıyan MINI’nin ikonik modeli MINI John Cooper Works, farklı tasarımı ve lüks donanımıyla artık çok daha iddialı. Yeni MINI John Cooper Works genlerinden gelen yarışçı karakterini korurken, yüksek standart donanımlarıyla aynı zamanda çok daha konforlu şehir sürüşü vadediyor. Yeni MINI John Cooper Works yenilenen tasarımı ve sürücü asistanı donanımlarıyla yüksek performansın yanı sıra son derece güvenli bir sürüş deneyimi sunuyor. Direksiyon ısıtması, Şeritten Ayrılma Uyarısı, Fren Fonksiyonlu Hız Sabitleyici ve Park Mesafe Kontrolü, Yeni MINI John Cooper Works’ün standart donanımları arasında yer alıyor. Yeni MINI John Cooper Works standart olarak gelen siyah panel tasarımına sahip 8,8 inç dokunmatik bilgi-eğlence ekranıyla da dikkat çekiyor. Yeniden tasarlanan orta gösterge ekranı araç ayarlarının, ses işlevlerinin ve navigasyonun kontrolünü yapan yeni bir işletim sistemine sahip. Uygulamaları daha da sezgisel hale getiren yeni işletim sistemiyle dokunmatik ekranda bir kaydırma hareketi ile seçilebilen Canlı Pencere Öğeleri de ilk kez sunuluyor. Bilgi-eğlence ve gösterge ekranı iki farklı renkte kişiselleştirile biliyor. Lounge modunda, ekran yüzeyleri rahatlatıcı mavi ve turkuaz tonlarında görünürken, Sport modunda ekran arka planları kırmızı ve antrasit renge geçiyor. Ekranların renk seçenekleri Yeni MINI John Cooper Works’te standart olan MINI Sürüş Modlarına bağlanabiliyor. Bu sayede “Sport” sürüş modu etkinleştirildiğinde, gaz pedalı, direksiyon özellikleri, amortisör ve vites seçim özellikleriyle aynı anda ekran rengi de değişebiliyor. MINI’nin güncel tasarım diliyle şekillenen Yeni MINI John Cooper Works, ön tarafta yuvarlak LED farlar ve aşağıya doğru uzanan altıgen radyatör ızgarasıyla dikkat çekiyor. Genişletilmiş motor soğutma kanalları, otomobilin sportif görünümüne katkı sağlarken, aynı zamanda fren sisteminin optimum sıcaklıkta kalmasına yardımcı oluyor. Yeniden tasarlanan difüzör ve arka rüzgarlık hava akışını kontrol ederek, Yeni MINI John Cooper Works’ün yere daha sağlam basmasını sağlıyor. Yeni MINI John Cooper Works’ün yarış uzmanlığıyla geliştirilen 2,0 litrelik motoru TwinPower Turbo teknolojisiyle, 231 hp güç ve 320 Nm tork sunuyor. 8-ileri Steptronic Sport şanzımanlı Yeni MINI John Cooper Works 0-100 km/sa hızlanması için sadece 6,1 saniyeye ihtiyaç duyuyor. Yeni MINI John Cooper Works’ün sportif süspansiyon ayarı, sadece yarış pistindeki hızlı sağ-sol kombinasyonlarında değil, aynı zamanda dolambaçlı şehir trafiğinde de heyecan veren çevik yol tutuşuna katkıda bulunuyor. Frekans seçimli amortisör teknolojisi ile sportiflik ve sürüş konforu arasında optimize edilmiş bir denge sağlayan Adaptif Süspansiyonun yeni bir versiyonu da artık bir seçenek olarak MINI tutkunlarına sunuluyor. Yeni MINI John Cooper Works’ün, yenilenen Adaptif Süspansiyonu eskisine göre yüzde ondan daha fazla sönümleme gücüyle çalışıyor. İki adet 85 milimetre paslanmaz çelik egzoz borusuna sahip spor egzoz sistemi, heyecan verici sesiyle Yeni MINI John Cooper Works’ün yüksek performansına eşlik ediyor. Uzman fren üreticisi Brembo ile iş birliği içinde geliştirilen spor fren sistemi standart donanımın bir parçası olurken, ön tekerleklerde dahili havalandırmalı disklere sahip dört pistonlu Yeni MINI John Cooper Works logosunu taşıyan kırmızı fren kaliperleri, otomobili en kısa mesafede durdurma görevini başarıyla yerine getiriyor. Standart olarak sunulan 18 inç Circuit Spoke alaşım jantlar otomobilin dış tasarım ögelerini pekiştiriyor. | 30 Nisan 2021 : 17.00

  • Yeni C5 X, tasarımı ve tarzıyla Citroën felsefesinin en iyi örneği. C5 X, bir sedanın zarafeti, bir station wagonun dinamizmi ve bir SUV’un yükseltilmiş duruşunu tek bir gövdede bir araya getiriyor. Yeni C5 X, Citroën Advanced Comfort® programı kapsamında sunulan yeni Citroën Advanced Comfort aktif süspansiyon ve Advanced Comfort koltuklar sayesinde sürücü ve beraberinde yolculara Lounge seviyesinde konforlu bir yaşama alanı sunuyor. C5 X, genişleyen Yükseltilmiş Gösterge Ekranı, yarı otonom sürüşü sağlayan sürüş destek sistemleri ve doğal ses tanıma özelliğine sahip yeni 12 inçlik HD dokunmatik ekranlı iletişim arayüzü ile araçtaki yaşamı kolaylaştıran son derece gelişmiş ve modern teknolojilerle donatılıyor. Citroën, Citroën otomobilleri geleneğine yenilikçi bir yaklaşım getiren ve sedan ile station wagon gövde tiplerini harmanlayan özgün gövde orantılarıyla büyük hacimli otomobil dünyasına tamamen yeni bir soluk kazandıran yeni amiral gemisi C5 X’i tanıttı. Hem benzinli hem de şarj edilebilir hibrit versiyonları bulunan yeni model, modernlik, statü ve inovasyon ifade ediyor ve tüm bu özelliklerle hem büyük hacimli otomobil hem de SUV segmenti müşterilerinin yüksek beklentilerini karşılıyor. C5 X, Citroën tarihinin en önemli niteliklerinden biri olan sihirli halı üzerinde seyahat etme hissini daha da artıran Citroën Advanced Comfort aktif süspansiyonun dünya tanıtımı ile tamamen yeni bir sayfa açıyor. Lounge tarzındaki iç mekan Advanced Comfort koltuklarla gelişmiş bir konfor seviyesi ve özellikle ikinci sıradaki yolculara son derece geniş ve ferah bir yaşama alanı sunarak benzersiz bir yolculuk deneyimi sunuyor. Büyük bir özenle şekillendirilen ve 545 litre hacim kullanıma sunan bagaj station wagon müşterilerinin de gereksinimlerini karşılıyor. Günlük elektrikli sürüş ile ë-Comfort özelliğini birleştiren şarj edilebilir hibrit versiyon huzurlu bir ulaşım deneyimi yaşatıyor. Araç içindeki huzur ve rahatlık hissi otomobilin kullanımını kolaylaştıran teknolojilerle daha da artıyor. Genişleyen Yükseltilmiş Gösterge Ekranı, otoyol sürüş asistanı gibi sürücü üzerindeki yükü azaltan sürüş destek sistemleri veya 12 inçlik HD dokunmatik ekranlı yeni bilgi-eğlence sistemi, doğal ses tanıma ve tablet benzeri kişiselleştirilebilir ekran gibi teknolojiler bunlardan bazıları. C5 X oldukça geleneksel D segmentinde henüz ilk göz temasında dikkat çekiyor ve heyecan uyandırıyor. 2016 Paris Otomobil Fuarında tanıtılan CXperience Concept’ten ilham alınarak tasarlanan C5 X pazarda benzersiz olan güçlü bir duruş ve özgün bir tasarımla dikkat çekiyor. C5 X, iddialı, güçlü ve sıra dışı tasarımıyla bulunduğu ortamda henüz ilk göz temasında dikkat çekiyor. D segmentinin kodlarını yenileyen ve SUV araçları çekici kılan tasarım unsurlarını kullanarak sedan ile station wagon gövde tiplerini harmanlayan fastback gövde tipiyle C5 X, D segmentinin kodlarını yeniden yazıyor. Uzun motor kaputu, akıcı ve aerodinamik hatları, yüksek omuz çizgisi ve arka tekerleklerin üzerindeki vurgu farklı ve dinamik bir görünümü beraberinde getiriyor. Tüm bu unsurlar aynı zamanda Citroën’in üst sınıfa damgasını vuran çeşitli otomobillerini de hatırlatıyor. Yine Citroën’in büyük hacimli otomobillerine özgü bir özellik olarak bagaj; geniş, işlevsel bir bagaj ağzı ve kolay, pratik günlük kullanım için alçak yükleme eşiği ile bir station wagonun tüm pratikliğini sunuyor. Geleneksel bir sedana kıyasla daha fazla yerden yükseklik ve çoğu versiyonda 19 inçlik büyük ve dar lastiklerle donatılan 720 mm çapında tekerleklerin sağlamış olduğu yüksek duruş, SUV müşterilerinin çok beğendiği ve yola hakim bir sürüş ve daha fazla güvenlik hissi veren daha yüksek oturma pozisyonunu beraberinde getiriyor. Son derece cömert bir arka koltuk yaşama alanını beraberinde getiren 2.785 mm dingil mesafesine sahip olan C5 X, 4.805 mm uzunluğu, 1.865 mm genişliği ve 1.485 mm yüksekliği ile heybetli boyutlar sunuyor ve böylece D segmentinin merkezine yerleşiyor. C5 X önde ve arkada, yeni C4 ile tanıtılan Citroën’in yeni V şeklindeki ışık imzasıyla donatılıyor. İster gece, isterse de gündüz olsun, bulunduğu her ortamda bir Citroën olarak hemen algılanan bu teknolojik ışık imzası, tüm versiyonlarda LED farlardan oluşuyor ve C5 X’e özgün bir görünüm kazandırıyor. C5 X’in yolcu kabini, sıcaklık, huzur ve ferahlık hissi veriyor, geniş bir yaşama alanı ile rahat ettiriyor ve özenle uygulanan detaylarla yüksek kalite hissi ve üstün bir pratiklik sunuyor. Yenilikçi teknolojiyle harmanlanan zarafet ve konfor, geleneksel Citroën konukseverliğini gözler önüne seriyor. Citroën’in kişiselleştirme felsefesine uygun olarak C5 X için farklı iç ortamlar sunuluyor. Kaliteli malzemeler kadar özenli işçilik de rahat ve huzurlu bir iç mekana katkı sağlıyor. C5 X’teki Advanced Comfort koltuklar, oturma konforu için bir referans noktası olup, sürücü ve beraberindeki yolcuların kendini evinde, oturma odasında hissetmesini sağlıyor. Koltukların yatak pedi gibi özel dolguları sadece oturma anında değil, görsel olarak da gelişmiş bir rahatlık seviyesi sunuyor. Yüksek yoğunluklu bir katman ve kalın köpük vücudu kavrayarak uzun sürüşlerde bile üstün konfor ve rahatlık sunuyor. Citroën otomobillerinin sihirli halı etkisini yeniden yaratmak ve tüm engellerin, çukurların, tümseklerinin ve diğer yol bozukluklarının üstesinden gelmek için Citroën Advanced Comfort süspansiyon devreye giriyor. Şarj edilebilir hibrit versiyonlarda Citroën Advanced Comfort aktif süspansiyon ile süspansiyon çözümü bir adım ileriye taşınıyor. Üç farklı modu ile Progressive Hydraulic Cushions® süspansiyonun çalışma karakteri yol şartlarına göre uyarlanabiliyor. Citroën, C5 X’i tasarlarken özellikle yaşama alanı genişliğine büyük önem verdi. Rahat ön koltuklar kadar derli toplu konsol tasarımı geniş ve ferah bir yaşama alanına katkı sağlıyor. Rahat koltuklarla birlikte olağanüstü diz mesafesi, omuz mesafesi ve baş mesafesi arka koltuk yolcularını dinlenmeye ve rahatlamaya davet ediyor. Kelebek camları dahil otomobilin etrafını çevreleyen geniş cam alanlar kadar büyük boyutlu açılır cam tavanın da katkısıyla aydınlık ve ferah bir iç mekan oluşuyor. Dış gürültüyü en aza indiren akustik lamine ön ve arka camlar dışında etkin yalıtım çözümleri de rahat ve konforlu bir yolculuk deneyimine katkı sağlıyor. Yeni C5 X tasarlanırken, Avrupalı kullanıcıların gereksinimlerine cevap vermek üzere kullanım kolaylığı ve pratiklik esas alındı. Buna bağlı olarak gerek hacim gerekse de kullanım ergonomisi açısından station wagon seviyesinde bir bagaj konsepti uygulandı. Normal kullanımda 545 litre olan bagaj hacmi, arka koltukların katlanmasıyla 1640 litreye kadar çıkıyor. Tamamen düz bir yükleme zemini, geniş ve büyük bagaj ağzı kadar alçak yükleme eşiği de kullanım kolaylığını destekliyor. Bagaj kapağına bağlı bir bagaj perdesi kadar eller serbest elektrikli bagaj kapağı da bagaj erişimini kolaylaştırıyor. Zekice tasarlanan ve kabin içine serpiştirilen saklama alanları ve gözler küçük eşyaların neden olabileceği karmaşanın önüne geçiyor. C5 X şarj edilebilir hibrit versiyonuyla, elektrikli sürüş özelliği ile kısıtlamaların yaşandığı şehir merkezlerine erişim veya içten yanmalı motorla uzun yolculuklar olmak üzere üstün hareket özgürlüğü sunuyor. 225 HP güç üreten sistem, tamamen sessiz, titreşimlerden arındırılmış (Devamı için tıklayın)

  • Toyota, Şangay Otomobil Fuarı’nda yakında piyasaya sunulacak olan elektrikli Toyota bZ4X modelinin konsept versiyonunu gösterdi. Ön gösterimi gerçekleştirilen bu yeni konsept, sıfır emisyonlu bataryalı elektrikli araçlar serisinin ilki olarak öne çıkıyor. Toyota bZ (beyond Zero/Sıfırın ötesinde) yeni ürün gamıyla birlikte global olarak yeni elektrikli araçlar da tanıtacak. Bu yeni ürün gamının ilki ve dört tekerlekten çekiş sistemine (AWD) sahip olan orta ölçekli SUV model Toyota bZ4X Concept, Toyota’nın sadece bir otomobil şirketi olmaktan herkes için mobilite üreten bir şirket olmaya giden yolun önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor. Konseptteki ‘bZ’ kısaltması ‘beyond Zero/Sıfırın ötesinde’ isminin baş harflerini temsil ediyor ve Toyota’nın sadece sıfır emisyonlu ve karbon nötr araçlar yapmanın ötesine gitme başarısı olarak değerlendiriliyor. Toyota bu araçla birlikte aynı zamanda topluma, bireylere ve çevreye yeni faydalar sağlamayı da amaçlıyor. Yeni Toyota bZ4X Concept aracı, Toyota ile Subaru işbirliğiyle her şirketin kendine özgü becerilerini ve deneyimlerini temel alarak geliştirildi. Bu aracın üretim versiyonunun ise, 2022’nin ortasında satışa sunulması planlanıyor. Sadece bir araçtan daha fazlası olan Toyota bZ4X Konsepti, aynı zamanda tüm yolculukları daha konforlu hale getiriyor ve insanların keyif alacakları bir araç yaratmanın önünü açıyor. Hiçbir noktadan ödün vermeden insanların elektrikli araçtaki yüksek beklentilerini karşılayacak şekilde dikkat çekici tasarıma sahip Toyota bZ4X Konsepti, dinamizmi ve çok yönlülüğü birleştiriyor.  Bir SUV’un yüksek sürüş pozisyonuna sahipken, aynı zamanda yola sağlam basan bir görünüm sunuyor. Aracın gövdesindeki duygulara hitap eden yüzeyler dikkat çekici bir tarzda bir araya getirilmiş. Aracın ön bölümünde bilindik ön panjur tasarımından vazgeçilerek bunun yerine “çekiç başlı” form içerisinde sensörler, ışıklandırmalar ve aerodinami parçaları yer alıyor. Toyota bZ4X Konsepti, elektrikli araçlar için özel olarak geliştirilen yeni e-TNGA modüler platformu üzerine yapıldı. Uzun aks aralığı ve kısa ön-arka çıkıntılarıyla birlikte geniş bir kabine sahip aracın arka diz mesafesi ise, büyük bir D segmenti modeli ile benzer seviyede. Aracın ön yaşam alanı ise, bir “sürüş modülü” etrafında tasarlandı. Böylece sürücüye, yol ve önemli bilgilerle direkt olarak bağlantıda olma hissi veriliyor. Alçağa konumlandırılan ön konsol panoramik bir görüş açısı sağlarken daha ferah bir atmosfer getiriyor. Kontroller kolay kullanım için orta konsolda toplandı. Dijital sürücü göstergeleri direksiyonun üzerinde konumlandırıldı. Böylece sürücü, bilgileri gözünü yoldan minimum oranda ayırarak görebiliyor. Geliştirme programı, Toyota’nın 20 yılın üzerindeki araç elektrifikasyon liderliğinin getirdiği faydalar ve markanın belirleyici kalite, dayanıklılık ve güvenilirliğiyle birlikte gerçekleştirildi. Bu sayede motor, kontrol ünitesi ve batarya yönetim sisteminden oluşan elektrikli güç ünitesi, sınıfının lideri verimliliğe ve oldukça rekabetçi bir sürüş menziline sahip oldu. Aracın çevreci profili, aynı zamanda aracın üzerinde bulunan ve menzili artıran solar şarj sistemiyle güçlendiriliyor. Toyota’nın hibrit ve dışarıdan kabloyla da şarj edilebilen hibrit araçları için geliştirdiği batarya teknolojisinin getirdiği kapsamlı deneyim sayesinde, Toyota bZ4X Konsepti için kullanılan daha büyük, daha güçlü batarya, yüksek güvenilirlik, kalıcı performansı ve soğuk iklimlerde dahi sürüş menzilini koruyacak şekilde geliştirildi. Toyota bZ4X Konsepti’nde yer alan AWD sistemi, ön ve arka akslarda yer alan elektrik motorlarıyla gerçekleştiriliyor. Toyota’nın bu alandaki zengin geçmişi ve derin deneyimiyle birlikte Toyota bZ4X, dört tekerlekten çekiş sistemiyle dikkat çekiyor. Sistem Toyota bZ4X Konsepti’ne gerçek off-road kapasitesi sağlarken, aynı zamanda her yol koşulunda ekstra güvenlik sağlıyor. Yeni teknolojik özelliklerle geliştirilen Toyota bZ4X Konsepti ile dünyada ilk kez seri üretim bir araçta farklı tasarıma sahip elektronik direksiyon bağlantı sistemi kombine edilecek. Bu teknoloji sürücüye daha iyi bir kontrol sağlarken, bozuk yol yüzeylerinde yaşanacak rahatsızlıkları ortadan kaldırıyor. Elektronik sistemle birlikte geleneksel, dairesel direksiyonun yerini yeni direksiyon şekli aldı. Bu yeni teknoloji, sürücünün dönüş yaparken ellerini direksiyonla birlikte çevirme ihtiyacını ortadan kaldırarak araca daha fazla eğlenceli sürüş katıyor. Toyota bZ4X Konsepti, Toyota’nın yeni bZ, yani beyond Zero adlandırma kuralını taşıyan ilk modeli oldu. Toyota, 2025’e kadar 7 Toyota bZ modeli dahil olmak üzere 15 bataryalı elektrikli model sunmayı hedefliyor. Bu yeni bataryalı elektrikli araç serisi, insanların mevcut araçlarından herhangi bir rahatsızlık yaşamadan elektrikli araca geçiş yapmalarına olanak sağlıyor ve elektrikli otomobilin sunabileceği tüm faydalarını ortaya koyuyor. Toyota’nın yeni bZ modelleri aynı zamanda karbon nötr hedeflere ulaşılmasına da katkı sağlayacak. Üretim, dağıtım, kullanım, geri dönüşüm ve son imha dahil olmak üzere aracın tüm yaşam çevrimi boyunca CO2 emisyonunun nötr olması hedefleniyor. Toyota ‘beyond Zero’ bakış açısını dört noktada değerlendiriyor. Bunların ilki ve en önemlisi “Sen ve Çevre” olarak konumlandırılıyor. Sadece aracın hareket ettiği enerji dikkate alınmıyor. Aynı zamanda solar güç gibi rejeneratif veya yenilenebilir enerjinin de nasıl kullanılabileceğini değerlendiriyor. İkinci nokta ise, “Sen ve Otomobilin” olarak tanımlanıyor. Tamamen özel bir platform üzerine tasarlanan bataryalı elektrikli araç, son teknolojik özelliklerin kullanımını sağlarken aynı zamanda üstün bağlantı özellikleriyle güvenli ve keyifli bir sürüş deneyimi getiriyor. Üçüncü olarak “Sen ve diğerleri” bakış açısı, insanlarla etkileşime girebilecek ve birlikte deneyimlerin paylaşılacağı geniş ve sessiz bir yaşam alanı olan elektrikli aracı temsil ediyor. Son olarak “Sen ve Toplum” ise, topluma daha geniş açıdan bakarak, herkes için dünyayı daha iyi bir yer yapmayı hedefliyor. Yeni Toyota bZ4X Konsepti, Toyota’nın dünyanın ilk seri üretim hibrit aracı olan ilk Prius’u tanıtmasıyla birlikte 20 yıldan daha fazla süre önce başlayan sıfır emisyona ulaşma yolculuğunun son kilometre taşını temsil ediyor. Toyota o zamandan bu yana araç elektrifikasyonunda her zaman sınırları zorladı ve hibrit teknolojisinin verimliliğini artırdı. Dışarıdan kabloyla da şarj edilebilen hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreli elektrikli araçların geliştirilmesiyle ilgili yeni fırsatlar ortaya koydu. Toyota, şu ana kadar 140 milyon ton civarında CO2 tasarrufu sağlayarak 17 milyondan daha fazla elektrikli araç satışı gerçekleştirdi. 2010-2019 yılları arasında yürüttüğü elektrifikasyon çalışmaları, Toyota’nın ortalama araç CO2 emisyonlarını global olarak yaklaşık yüzde 22 düşürmesine katkı sağladı. Toyota ‘bZ’ aynı zamanda geleceğin mobilitesinde Toyota’nın sıfır emisyonun ötesine odaklandığının altını çiziyor. Herkes için daha iyi mobilite sunma hedefiyle beyond Zero, Toyota’nın daha yüksek sürüş deneyimi sağlayan ürünler ve hizmetler sunması, daha iyi bağlantı deneyimleri ve tüm sürücülere güvenli bir çevre sunmayı amaçlıyor. Tüm bunlar nihai hedef olarak dünyada daha iyi bir toplum yaratmayı hedefliyor. Toyota buna ulaşmak adına elektrifikasyon teknolojilerini farklı pazarlara ve araç kullanım tiplerine uygun olacak şekilde hibritler, dışarıdan kabloyla da şarj edilebilen hibritler, hidrojen yakıt hücreli elektrikli araçlar ve bataryalı elektrikli araçlar olmak üzere geniş çerçeveden değerlendiriyor. Buna ek olarak Toyota temiz enerji kaynağı olarak hidrojenli araç teknolojilerini sadece otomobil olarak değil aynı zamanda ağır ticari araçlar, trenler ve gemiler (Devamı için tıklayın)

  • Yeni EQB’nin Çin pazarı için olan versiyonu 21-28 Nisan 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilen Şangay Otomobil Fuarı’nda tanıtılıyor. Yeni EQB, EQA’nin ardından Mercedes-EQ ailesinin tamamen elektrikli ikinci kompakt modeli. Yedi kişilik oturma kapasitesine kadar kullanım alanı sunan EQB, Avrupa pazarları için Macaristan’da üretilecek. Yeni EQB’nin 2022 yılında Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor.  İster çekirdek, isterse de kalabalık aileler olsun, yedi kişilik koltuk seçeneğine sahip Yeni EQB, ailelerin farklı ulaşım gereksinimlerini karşılayabiliyor. Yeni EQB böylece sadece kompakt sınıfın değil, aynı zamanda elektrikli otomobil dünyasının da istisna örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Üçüncü sıradaki iki kişilik ek koltuk sırası, 1,65 metreye kadar yolcuları rahat ettirmenin yanında çocuk koltuklarının da eklenmesine olanak sağlıyor. EQB; güçlü ve verimli elektrikli güç-aktarma sistemi, akıllı reküperasyon enerji geri kazanımı çözümü ve “Elektrikli Zeka”ya sahip öngörülü navigasyon olmak üzere birçok unsuru Yeni EQA ile ortak kullanıyor. EQB’nin bu yıl içinde Çin’de satışa sunulması planlanıyor. Mercedes-Benz’in elektrikli otomobil hamlesi hız kesmeden ilerliyor. Mercedes-EQ markasının tamamen elektrikli ilk modeli EQC, Türkiye dahil pek çok pazarda yerini aldı. Bir yandan Avrupa’da Yeni EQA’nın ilk teslimatları başlarken, Yeni S-Serisi ailesinin tasarım olarak tamamen özgün ve elektrikli üyesi EQS de geçtiğimiz hafta dünya lansmanı ile tanıtıldı. EQS lansmanından hemen sonra ise Çin’deki Şangay Otomobil Fuarı’nda Yeni EQB’nin Çin pazarı için olan versiyonu, dünya lansmanı ile tanıtıldı. Tamamen elektrikli yeni kompakt SUV’un tasarımı, Mercedes-EQ’nun “Yenilikçi Lüks” anlayışını, özgün ve geleneksel bir yaklaşımla yorumluyor. Yeni EQB, Çin pazarında 215 kW güç seçeneği ile satışa sunuluyor. Avrupa pazarında ise önden çekişli veya dört tekerlekten çekişli ve kimi 200 kW üzerinde güç seçenekleri ile farklı versiyonlar sunulacak. Ayrıca oldukça uzun menzilli bir versiyon da planlanıyor. EQB 350 4MATIC’in Avrupa’daki NEDC karma güç tüketimi: 16,2 kWsa/100 km; karma CO2 emisyonları: 0 gr/km, menzil 478 km, WLTP karma güç tüketimi: 19,2 kWsa/100 km; karma CO2 emisyonları: 0 gr/km, menzil 419 km. Yeni EQB (uzunluk/genişlik/yükseklik: 4.684/1.834/1.667 mm), Mercedes’in başarılı kompakt otomobil ailesini genişletiyor ve özellikle EQA ve bir diğer kompakt SUV GLB ile yakın bir bağa sahip. Uzun aks mesafesi (2.829 mm), geniş ve değişken iç mekân ve 7 kişilik koltuk seçeneği de bu ortak bağı gösteriyor. Yeni EQB kullanıcılarına son derece geniş bir iç mekân vaad ediyor: Beş kişilik otomobilde ön koltuklarda 1.035 mm ve arka koltuklarda 979 mm baş mesafesi sunulurken arka koltuklarında sunulan 87 mm diz mesafesi de konfora ek katkı sağlıyor. Beş kişilik için 495-1.710, yedi kişilik seçenekte ise 465-1.620 litre bagaj hacmi bulunuyor. Beş kişilik otomobilde arka koltuklarında standart olarak katlanabilir ve eğim ayarlı koltuk sırtlıkları bulunurken isteğe bağlı olarak 140 mm ileri-geri hareket eden manuel ayarlanabilir koltuklar sunuluyor. Böylece ihtiyaca bağlı olarak bagaj hacmi 190 litre daha fazla büyütülebiliyor ve farklı kullanım şekilleri oluşturulabiliyor. EQB isteğe bağlı olarak (Çin’de standart) 7 kişilik koltuk seçeneği ile alınabiliyor. Ekstra iki koltuk 1,65 metreye kadar yolcular için rahat bir oturma alanı sunuyor. Uzatılabilen koltuk başlıkları ve emniyet kemerleri dışında üçüncü koltuk sırasını da kapsayan perde hava yastıkları ile zengin bir güvenlik donanımı seviyesi bulunuyor. İkinci ve üçüncü sıra koltuklarda dört adet ve ayrıca ön yolcu koltuğunda bir adet çocuk koltuğu sabitlenebiliyor. İhtiyaç ve kullanım doğrultusunda bagaj kapasitesini büyütmek için üçüncü sıra koltuklar tamamen katlanarak bagaj zemini ile aynı seviyeye getirilebiliyor. EQB, Mercedes-EQ’nun “Yenilikçi Lüks”ünü köşeli ve keskin çizgilerle yorumluyor. Önde merkezi yıldıza sahip siyah panel Mercedes-EQ ızgara ve yine Mercedes-EQ’nun tamamen elektrikli araç dünyasının karakteristik tasarım detayı olarak ön ve arkada LED ışık şeridi kullanılıyor. Yatay ışık şeridi, tam LED farların gündüz farlarını birbirine bağlıyor ve hem gündüz hem de gece özgün bir görünüm sağlıyor. Kaliteli detaylarla büyük bir özenle şekillendirilen farlardaki mavi vurgular Mercedes-EQ’ya özgü görünümü destekliyor. Tamamen fonksiyonellik üzerine kurulu yaşam alanı, iç mekan konforuna katkı sağlıyor. Otomobilin dışını çevreleyen koruyucu kaplamalar, kaslı omuz çizgisi ve çamurluk hizasına yakın konumlandırılan tekerlekler, EQB’ye güçlü bir karakter ve yolda kendinden emin bir duruş kazandırıyor. “Rosegold” veya mavi süslemelere sahip iki veya üç farklı renkli ve 20 inçe kadar alaşım jant seçenekleri sunuluyor. Led arka aydınlatma grubu led ışık şeridiyle birleşiyor. Söz konusu tasarım ayrıntısı EQB’nin genişlik algısını güçlendiriyor. Tampona entegre plakalık, bagaj kapağı tasarımında özgürlük sağlıyor. Yükseltilmiş tavan rayları EQB’nin fonksiyonelliğini destekliyor. İç mekanda geniş ön konsol tasarımı, sürücü ve ön yolcu alanlarında bir oyuk içeriyor. Sürücünün önünde tamamen dijital geniş ekranlı bir kokpit bulunuyor. Kullanım ve görsellik, MBUX (Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) üzerinden sağlanıyor. Kapı panellerinde, orta konsolda ve ön konsolun sürücü tarafında bulunan silindir görünümünde alüminyum süslemeler, iç mekana güçlü ve sağlam bir görünüm kazandırıyor. Donanıma bağlı olarak sunulan arkadan ambiyans aydınlatma yansıtmalı ön konsol süsleme seçeneği ve havalandırma çıkışları, koltuklar ve otomobil anahtarı üzerindeki “rosegold” görünümünde süslemeler, EQB’nin elektrikli otomobil karakterini vurguluyor. Elektrikli otomobillere özgü gösterge temasında da yine “rosegold” ve mavi detaylar kullanılıyor. 0.28’den başlayan rüzgar sürtünme katsayısı ile EQB çok iyi bir değer sunuyor. Ön alan değeri ise 2,53 m2. Üst bölümü tamamen kapalı serin hava giriş sistemi, aerodinamik ön ve arka tampon, pürüzsüz ve neredeyse tamamen kapalı alt gövde, ön ve arkada uyarlanmış tekerlek spoylerleri ile birlikte düşük sürtünme değerine sahip özel lastikler aerodinamik verimliliği arttırıyor. ECO Asistan, sürüş koşullarına göre optimize edilen bir enerji geri kazanımı (reküperasyon) sağlıyor. Sistem navigasyon verileri, trafik işareti tanımlama sistemi ve araç sensörlerinden gelen bilgilerle bir verimlilik stratejisi oluşturuyor. Sistemin sağladığı öngörülü sürüş ile tüketim azalıyor ve menzil olabildiğince uzuyor. Standart olarak sunulan Elektrikli Zeka’ya sahip navigasyon da günlük kullanım kolaylığına katkı sağlıyor. Sistem, rota boyunca gerekli şarj molaları dahil olmak üzere en hızlı rotayı hesaplıyor. Devam eden menzil simülasyonları doğrultusunda şarj molalarının yanı sıra coğrafi koşullar ve hava durumu gibi çok sayıda faktör de hesaba katılıyor. Sistem ayrıca trafik koşulları veya sürücünün sürüş tarzındaki değişikliklere de anlık olarak reaksiyon gösteriyor. Ayrıca Elektrikli Zeka’ya sahip navigasyon, yüksek voltajlı bataryanın, şarj molası öncesinde ideal şarj sıcaklığına getirilmesini de sağlıyor. EQB, evde veya halka açık şarj noktalarında entegre şarj cihazı kullanılarak 11 kW’a kadar alternatif akımla (AC) şarj edilebiliyor. Tam şarj için gereken şarj süresi, mevcut altyapıya ve otomobilin donanımına bağlı olarak değişiyor. Mercedes-Benz Wallbox ile ev tipi prizden çok daha hızlı şarj edilebiliyor. Doğru akımlı (DC) hızlı şarj istasyonlarıyla şarj daha da hızlanıyor. EQB, şarj durumuna ve yüksek (Devamı için tıklayın)

  • Skoda, SUV atağını başlatan ilk model olan ve kısa zamanda global ölçekte başarı elde eden Kodiaq modelini yeniledi. Kodiaq’ın dikkat çekici tasarımını daha ileriye taşımayı başaran Skoda, D-SUV segmentine ait modelini her açıdan geliştirdi. Skoda’nın yenilenen Kodiaq modeli Ağustos ayından itibaren Türkiye’de de satışa sunulacak. Skoda markasının temel değerleri olan geniş iç hacim, zengin donanım seviyeleri, yüksek fiyat/performans oranı ve yüksek kalite gibi değerleri SUV segmentiyle buluşturan Kodiaq, yenilenen haliyle daha iddialı oldu. Yeni Kodiaq, daha dikkat çekici tasarımıyla birlikte daha yeni teknolojik özellikler de sunacak. Markanın tasarım dilinin evrimleşmesini temsil eden yenilenen Kodiaq daha duygusal ve kendinden emin bir tasarımla öne çıkıyor. Güncellenen donanım seçenekleriyle Kodiaq, önde ve arkada alüminyum efekte sahip tasarım unsurlarıyla donatıldı. Bu tasarımla aracın gücü ve off-road tarzı daha fazla vurgulanacak. Kodiaq’ın yeniden tasarlanan ön bölümünde, yükseltilen kaput ve yeni Skoda ön panjuru aracın cesur duruşunu daha da güçlendiriyor. Bu büyük SUV modelinde LED farlar standart olarak sunulurken full led ön far grubu Matrix özellikli sunulmaya başlanacak. Daha dar ön farlar, Kodiaq’ın şık tasarımının karakteristik bir unsuru olarak öne çıkıyor. Yeni alaşım jantlar aracın dinamik duruşunu ve çekiciliğini artırırken yeniden tasarlanan ön ve arka tamponlar, yeni parlak siyah arka spoyler ve arka camların yanlarındaki kanatçıklar Kodiaq’ın hava sürtünmesini azaltıyor ve CO2 emisyonunun azaltılmasına katkı sağlıyor.Yenilenen arka tasarımda üçüncü fren lambası spoyler ile entegre edilirken arka cam biraz daha dar tasarlandı. Bu sayede SUV’un dinamik görünümü güçlendirilirken stop lamba grubu da daha ince ve keskin bir tasarımla üretildi. Arka lambalar kristal tasarımıyla dikkat çekerken ve Skoda’ya özgü C şekli de her zamanki yerini aldı. Skoda, Kodiaq’ın halihazıda yüksek konfora ve kaliteye sahip kabinini daha da geliştirmeyi başardı. Yeni dekoratif şeritler, kontrast yaratan ek dikiş detayları ve geliştirilmiş led ambiyans aydınlatma özellikleriyle birlikte iç mekanda his ve görünüm yeni bir boyuta taşındı. Daha fazla konfor arayanlar için ergonomik, perfore derili elektrikli ayarlanabilen havalandırmalı ve masaj özellikli koltuklar da tercih edebilecek. Bununla birlikte opsiyonel olarak alınabilen çevreci Eco koltuklar, vegan ve geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış yüksek kaliteli koltuk kılıflarına sahip. Ayrıca mevcut durumdakine paralel şekilde Kodiaq, isteğe bağlı 7 koltuk seçeneğiyle de tercih edilebiliyor. Teknolojik özellikleriyle dikkat çeken Kodiaq’da dokunmatik ekran donanıma göre 8 inç veya 9.2 inç olarak alınıyor. Kablosuz SmartLink teknolojisi, Android Auto, Apple CarPlay ve MirrorLink ile akıllı telefonlar Kodiaq ile kolayca eşleştirilebiliyor. Kablosuz şarj özelliğinin yanı sıra mobil cihazlar modern USB-C girişleriyle bağlanabiliyor ve şarj edilebiliyor. İç bölümün sunduğu yüksek teknoloji seviyesini görsel olarak tamamlayan Dijital Gösterge Paneli ise farklı ara yüzlerin tercih edilebilmesiyle kişiselleştirmeye imkan tanıyacak. Ek güvenlik özellikleriyle de dikkat çeken Kodiaq’da Adaptif Hız Sabitleyici,  Şerit Değiştirme Asistanı, Şerit Takip Asistanı, Geri Manevra Uyarı Asistanı gibi pek çok aktif güvenlik destek sistemi sunuluyor. Skoda Kodiaq’ın modern motorları, en güncel ve daha da verimli hale getirilen EVO ailesi güç ünitelerinden geliyor. İki dizel ve üç benzinli motor seçeneğine sahip Kodiaq’da güç aralığı 150 HP’den 245 HP’ye uzanıyor. Ülkemizde giriş seviyesi olarak sunulacak 1.5 TSI 150 HP motor, 7 ileri DSG şanzımanla kombine ediliyor. Ürün gamının en üst seviyesini ise 2.0 TSI 245 PS kombinasyonuyla RS versiyonu temsil edecek. Skoda’nın RS ailesinin üyesi olan Kodiaq RS de daha yüksek performans sunacak şekilde yenilendi. Yeni 2.0 TSI EVO benzinli motor, yerine geldiği 2.0 TDI 240 HP motora kıyasla 5 HP daha fazla güç sunuyor. Siyah gövde detayları, aerodinamik olarak optimize edilmiş yeni 20 inç Sagitarius alaşım jantlar ile bu sportif Kodiaq modeli, ilk bakışta Skoda RS ürün ailesine ait olduğunu belli ediyor. Kodiaq RS’te led matrix farlar standart olarak sunulurken içeride ise siyah Suedia spor koltuklar, kırmızı dikişlerle birlikte eşsiz bir atmosfer yaratıyor. İçeride kullanılan siyah elmas dikişli kapı panelleri sportiflik hissini destekliyor. Yeniden tasarlanan altıgen Skoda ön panjuru, siyah cam çerçeveleri ve tavan rayları, RS’e özgü tamponlar yeni Kodiaq RS’in farkını ortaya koyuyor. 2016 yılında Skoda’nın büyük başarıya ulaşan SUV atağını başlatan Kodiaq, duygusal tasarımı, yüksek kalitedeki işçiliği, geniş iç hacmi ve konforuyla tüm dünyada benzersiz bir ün yakaladı. Tüketicilerin ve otomotiv uzmanlarının takdirini kazanan model, 600 bin adedin üzerinde satışla birlikte kısa zamanda başarısını kanıtladı. Tüm dünyadan gelen yoğun ilgiyle birlikte gerçek bir global model haline gelen Kodiaq’ın üretimi, Skoda’nın Çek Cumhuriyeti’ndeki Kvasiny fabrikasının yanında Çin, Hindistan ve Rusya’da da gerçekleştiriliyor. Ülkemize yalnızca Kvasiny fabrikasından tedarik edilecek olan Kodiaq, şu anda global olarak 60 civarında pazarda satışa sunuluyor. 2019 ve 2020 yıllarını segmentinde lider olarak tamamlayan Kodiaq, markanın D-SUV segmentindeki başarısını artırarak devam ettirmeyi hedefliyor. | 19 Nisan 2021 : 11.00

  • Elektriklide lüks segment baştan tanımlanıyor. Mercedes-EQ markasının lüks sınıftaki tamamen elektrikli ilk otomobili EQS, dijital dünya lansmanı ile tanıtıldı. Yeni EQS, lüks ve üst sınıf elektrikli araçlara yönelik modüler mimariye dayanan ilk model olmasıyla dikkat çekiyor. Üstün teknoloji, tasarım, işlevsellik ve bağlanabilirlik özelliklerini birleştiren EQS, hem sürücüye hem de yolculara odaklanıyor. 770 kilometreye kadar (WLTP) menzil sunabilen ve 300 kilometreye kadar (WLTP) menzil için 15 dakikada şarj edilebilen EQS modelinin, 2021’in son çeyreğinde Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor. Mercedes-Benz, Ambition 2039 girişiminin bir parçası olarak önümüzdeki 20 yıl içinde karbon nötr yeni bir araç filosu sunmayı hedeflerken, 2030 yılında ürün gamında bulunan otomobillerin yarısından fazlasını elektrikli ve şarj edilebilir sistemlerle donatmayı planlıyor. Amaca yönelik tasarım yaklaşımıyla 0,20 Cd’lik aerodinamik katsayıya ulaşılan EQS, dünyanın en aerodinamik seri üretim otomobili oluyor.  Mercedes-EQ, tamamen elektrikli ilk lüks sedan modeli EQS ile lüks araç segmentini yeniden tanımlıyor. EQS aynı zamanda lüks ve üst sınıf elektrikli araçlara yönelik modüler mimariye dayanan ilk model olmasıyla da dikkat çekiyor. Üstün teknoloji, tasarım, işlevsellik ve bağlanabilirlik özelliklerini birleştiren EQS, hem sürücü hem de yolculara odaklanıyor. İlk aşamada 245 kW gücündeki EQS 450+ ve 385 kW gücündeki EQS 580 4MATIC modelleri tanıtılan EQS’in, Türkiye’de ise EQS 580 4MATIC modeliyle 2021 yılının son çeyreğinde satışa sunulması planlanıyor. Markanın elektrikli otomobil vizyonu Mercedes-Benz, Ambition 2039 girişiminin bir parçası olarak önümüzdeki 20 yıl içinde karbon nötr yeni bir araç filosu sunmayı hedefliyor. Şirket, 2030 yılında, sattığı otomobillerin yarısından fazlasının elektrikli ve şarj edilebilir sistemler dahil elektrikli güç-aktarma sistemlerine sahip olmasını planlıyor. Mercedes-Benz birçok alanda geleceği bugünden düşünüyor. Yeni EQS de bu yaklaşıma uygun olarak, sürdürülebilir bir şekilde tasarlandı. Araçlar karbon nötr bir yaklaşımla üretiliyor ve geri dönüştürülmüş iplikten üretilen halı gibi malzemelerle kaynaklarını verimli kullanıyor. Mercedes-Benz bu nedenle geliştirme ve tedarikçi ağından kendi üretim sürecine kadar tüm değer zincirini dikkatle ele alıyor. Mercedes-Benz AG’nin iklim koruma hedefleri, Science Based Targets Initiative (SBTI) tarafından da onaylandı. Aerodinami uzmanları ile tasarımcıların yakın iş birliği ve amaca yönelik tasarım yaklaşımını kapsayan çok sayıda titiz detay sayesinde elde edilen 0,20 Cd sürtünme katsayısı ile en iyi Cd değerine ulaşıldı. Bu, EQS’i dünyanın en aerodinamik seri üretim otomobili yapıyor. Söz konusu değer, özellikle sürüş menziline olumlu yansıyor. EQS, aynı zamanda düşük rüzgar sürtünmesi ile en sessiz araçlardan biri olarak öne çıkıyor. EQS aynı zamanda enerji geri kazanımı için de çok iyi değerler kaydediyor: DAuto enerji geri kazanım programında 5 m/s², yavaşlama anında 3 m/s² geri kazanımla (2 m/s² tekerlek frenleri) yavaşlama sağlanıyor. Bu durum, fren pedalını kullanmadan durma noktasına kadar yavaşlamayı sağlarken, aynı zamanda menzil de yüksek geri kazanım seviyesinden (290 kW’a kadar) yararlanıyor. Örneğin trafik ışıklarında önde algılanan bir araç olması halinde durma noktasına kadar yavaşlama uygulanıyor. Akıllı enerji geri kazanım sistemi, ECO Assist yardımıyla, sürüş koşullarına göre optimize ediliyor ve diğer unsurların yanı sıra trafik koşullarını veya topografyayı dikkate alarak araç öngörülü bir sürüş tarzı ile hareket ediyor. Sürücü ayrıca direksiyon üzerindeki kulakçıkları kullanarak süzülme fonksiyonunu ayarlayabiliyor ve üç ayrı enerji kazanım seviyesinden birini seçebiliyor. 770 kilometreye (WLTP) varan menzilleri ve 385 kW’a varan güç üretimi ile EQS’in güç-aktarım sistemi, S-Serisi segmentindeki kullanıcıların gereksinimlerini karşılıyor. Ayrıca 560 kW’a kadar bir performans versiyonu da planlanıyor. Tüm EQS versiyonlarının arka aksında bir elektrikli güç-aktarma sistemi (eATS) bulunurken, 4MATIC versiyonlarının ön aksında da bir eATS bulunuyor. EQS, çok daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip yeni nesil bataryalarla sunuluyor. İki bataryadan daha büyük olanı, 107,8 kWh enerji kapasitesine sahip. Bu rakam, EQC’ye kıyasla yaklaşık yüzde 26 daha yüksek bir kapasite anlamına geliyor (EQC 400 4MATIC: Karma elektrik tüketimi: 21,5-20,1 kWsa/100 km; CO2 emisyonları: 0 gr/km). EQS, doğru akımlı hızlı şarj istasyonlarında 200 kW’a kadar şarj edilebiliyor. 300 kilometreye kadar (WLTP) menzil için yalnızca 15 dakikalık bir şarj yeterli oluyor. EQS, evde veya halka açık şarj noktalarında entegre şarj cihazı kullanılarak AC ile 22 kW’a kadar şarj edilebiliyor. Ayrıca konuma ve batarya tasarrufu sağlayan şarj gibi işlevlere bağlı olarak otomatik olarak etkinleştirilebilen çeşitli akıllı şarj programları bulunuyor. Elektrikli Zeka özelliğine sahip navigasyon, şarj molaları da dahil olmak üzere en hızlı ve en uygun rotayı birçok etkeni göz önünde bulundurarak planlıyor ve örneğin trafik sıkışıklığına veya sürüş tarzındaki değişikliklere anlık olarak tepki veriyor. Yeni bir özellik olarak EQS’in bilgi-eğlence sistemi (MBUX – Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) mevcut batarya kapasitesiyle şarj olmadan ilk hareket noktasına dönmenin mümkün olup olmadığını görselleştiriyor. Rota hesaplamasında manuel olarak eklenen rota üzerindeki şarj noktaları tercih edilebiliyor veya önerilen şarj noktaları hariç tutulabiliyor. Ayrıca şarj başına tahmini ücretlendirme maliyetleri de hesaplanıyor. Her ne kadar yeni S-Serisi’ne yakın olsa da, EQS tamamen elektrikli bir platform üzerine inşa ediliyor. Tamamen yeni bu konsept, amaca yönelik tasarımı mümkün kılıyor. Bütünleşik kavisli hatları, fastback arka tasarımı ve olabildiğince önde konumlandırılan kabiniyle EQS, ilk bakışta bile içten yanmalı motora sahip araçlardan ayrışıyor. Progressive Luxury (ilerici lüks) ile birleştirilen Sensual Purity (duygusal sadelik) tasarım felsefeleri, cömertçe şekillendirilen yüzeyleri, azaltılmış çizgileri ve kesintisiz geçişleri beraberinde getiriyor. Ön tasarım bir siyah panel birimiyle birleştiriliyor. Bir ışık bandı ve koyu siyah radyatör ızgarası ile birbirine bağlanan yenilikçi farlar, özgün bir görünüm oluşturuyor. Merkezi Mercedes-Benz Yıldızı ile siyah panel radyatör ızgarasının görünümü daha da geliştirilebiliyor. İsteğe bağlı olarak sunulan 3-Boyutlu Yıldız daha çekici bir görünüm sunulmasını sağlıyor. Mercedes-Benz Yıldızı, AMG Line veya Electric Art tasarım paketleri ile birlikte sunuluyor. Tasarım olarak 1911 yılında ticari marka olarak tescil edilen Daimler-Motorengesellschaft’ın orijinal yıldızı kullanılıyor. Mercedes-Benz, energizer air control plus ile EQS’de hava kalitesi konusunda kapsamlı bir yaklaşım sergiliyor. Sistem; filtreleme, sensörler, ekran konsepti ve klimadan oluşuyor. Özel filtreleme sistemiyle HEPA filtre, dış hava ile giren ince partikülleri, mikro partikülleri, polenleri ve diğer maddeleri yakalıyor. Aktif kömür kaplaması sayesinde kükürt dioksit, nitrojen oksitler ve kokular da azaltılıyor. HEPA filtre, virüsler ve bakteriler alanında OFI CERT ZG 250-1 sertifikasına sahip. Ön iklimlendirme özelliği ile araca binmeden içerideki hava temizlenebiliyor. Aracın dışındaki ve içindeki partikül seviyeleri de MBUX’te gösteriliyor ve özel hava kalitesi menüsünde ayrıntılı olarak izlenebiliyor. Dış ortamdaki hava kalitesinin düşük olması halinde sistem yan camları veya açılır cam tavanı kapatmayı öneriyor. Opsiyon olarak önde ve arkada otomatik konfor kapılar sunuluyor. Sürücünün araca yaklaşmasıyla ilk olarak kapı kolları yuvasından dışarıya çıkıyor. Kullanıcı daha da (Devamı için tıklayın)

  • SEAT SUV ailesinin en büyük üyesi Tarraco Türkiye’de satışa sunuldu. Türkiye’de Xcellence ve FR donanım seviyeleri ve 1.5 TSI 150 HP DSG motor seçeneği ile satın alınabiliyor. SEAT’ın geleneklerine uygun olarak, İspanya’nın bir şehrinden; Tarragona’dan ismini alan, Martorell’deki (Barselona) tesislerinde tasarlanıp geliştirilen ve Wolfsburg’da (Almanya) üretilen en yeni aracı Tarraco, Türkiye’de satışa sunuldu. SEAT markasının SUV ailesinin üçüncü ve en büyük üyesi olan Tarraco, SEAT modellerinin yeni tasarım dilinin ürünü. Ailenin zirvesinde yer alan model, teknolojiyi, dinamizmi ve işlevselliği zarif bir tasarımla birleştiriyor. 5 ve 7 koltuklu oturma düzeni bulunan Tarraco, kullanıcılarına daha fazla çeşitlilik sunuyor. Tarraco Xcellence donanım seçeneği ile 490.000 TL, FR donanım seçeneği ise 515.000 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatıyla satışa sunuluyor. Karakterine ve işlevine uygun tasarım, verimli motor Volkswagen Grubu’nun MQB-A platformuna dayanan tasarım, Tarraco’nun karakterini de ortaya koyuyor: Heyecan ve işlevselliği birlikte sunan model, yedi koltuk seçeneğiyle kalabalık yolculuklar için de çözüm sunuyor. Tarraco Türkiye’de şu an için sadece 1.5 litrelik TSI teknolojili benzinli motorla satışa sunuluyor. 150 HP güç ve 250 Nm tork üretebilen motor sadece 7 ileri otomatik DSG şanzıman seçeneği ile alınabiliyor. 0’dan 100 km/h hızlanmasını 9,5 saniyede tamamlayan model maksimum 199 km/h hıza ulaşabiliyor. NEDC standartlarına göre karma yakıt tüketimi değeri ise 100 km’de 6,1 litre olarak göze çarpıyor. Yeni nesil güvenlik sistemleri Tarraco’da Tarraco, Euro NCAP’in zorlu güvenlik testlerinden geçerek beş yıldızlı güvenlik derecesini aldı. Tarraco testlerde yetişkin ve çocuk yolcuların güvenliğinin yanı sıra yaya güvenliğindeki üstün performansını ve becerisini de bir kez daha gösterdi. Yeni SEAT Tarraco, daha zorlu sürüş ortamlarında bile sürüşü daha konforlu ve güvenli hale getirmek için tüm yeni nesil tüm sürüş destek sistemlerini bir arada sunuyor. Yarı Otonom Seyahat Asistanı, Acil Durum Sürüş Asistanı, Kör Nokta Tespit Sistemi, Arka Çapraz Trafik Uyarısı, Araçtan Çıkış Uyarısı, Adaptif Hız Sabitleyici (ACC) ve Çarpışma Öncesi Asistanı gibi sistemler opsiyonel olarak sunuluyor. Sürücü ve Yolcu Ön-Yan, Perde ve Sürücü Diz (toplamda 7) hava yastıkları, Şerit Takip Asistanı, Ön Bölge Asistanı (Front Assist) ve Acil Durum Asistanı (e-Call) gibi özellikleri ise standart olarak sunarak segmentindeki güvenlik standartlarını yükseltiyor. Tarraco 4.735 mm uzunluğunda ve 1.674 mm yüksekliğinde olmasına rağmen zarif ve etkileyici bir görünüm sunuyor. Otomobilin ön ızgarası SEAT’ın yeni tasarım diliyle şekillendirilmiş. Çarpıcı Full LED mercekli ön farlar markanın imzasını yansıtırken, aynı zamanda kullanıcılarına daha net ve keskin bir görüş sağlıyor. Arkada ise dinamik LED sinyallere sahip imza niteliğindeki “Infinite LED” farları ise Tarraco’nun önemli özelliklerinden birini oluşturuyor. Tüm donanımlarda hem dış hem de iç mekanda yüzde yüz LED teknolojisi kullanıyor. İşlevselliğin çok önemli olduğu arka kısımda düşük bir yükleme alanı sunan Tarraco pratik bir SUV’un tüm özelliklerini barındırıyor. Tarraco’nun iç mekanı üst düzey bir hissiyat yaşatıyor. Geniş ön konsol kabin içinde ferah bir iç mekan hissiyatı oluşturuyor. İç mekanın merkezinde ise sürücünün araçla ilgili tüm bilgilere ulaşmasını sağlayan 10.25“ Dijital Gösterge Paneli yer alıyor. Bilgi-eğlence sistemleri söz konusu olduğunda ise  8,25” ve 9,2” boyutlarında multimedya ekranları ile Full Link teknolojisi sunuluyor. Kamuflaj Yeşil, Oryx Beyaz, Refleks Gümüş Gri, Atlantik Mavi, Merlot Kırmızı, Dolphin Gri, Derin Siyah ve Urano Gri olmak üzere 8 faklı renk seçeneğinde satın alınabiliyor. | 11 Nisan 2021 : 11.00

  • Seat, otomobillerinin sportif ve performans özelliklerini yepyeni bir şekilde ifade ettiği CUPRA markasını, Doğuş Otomotiv güvencesi ile Türkiye’de satışa sunuyor. Seat’ın kendi bünyesinde bağımsız bir marka olarak yarattığı CUPRA, sportif sürüşü teknoloji ile birleştirerek hayranlarına benzersiz bir deneyimi vadediyor. Otomobil tutkunlarının merakla takip ettiği CUPRA, yüksek performanslı formülü ile tutku ve cesaretin otomobil dünyasındaki yeni ifadesi! Türkiye yollarında yerini almaya hazır olan Cupra markası; kusursuz simetrideki logosu, yüksek kaliteli işçiliği, rafine ve doğal dokular hedeflenerek oluşturulmuş renk seçenekleri ile “stil ve güç” kavramlarının sofistike bir temsilcisi. Markanın ortaya çıkış felsefesinin altında kalite, sürüş ve performans yatıyor. Bu felsefe otomobilin en ince detaylarında bile kendisini hissettiriyor. Cupra logosunun ilham kaynağı, kabile toplumlarının cesareti, korkusuzluğu ve kararlılığından geliyor. Bu tasarım, iç içe geçmiş, simetrik iki C harfinden oluşuyor ve marka için bir logo olmanın çok ötesinde, aslında daha çok bir sembol olarak görülüyor. Logoda yer verilen bakır rengi modelin rafine karakterini kusursuz bir biçimde yansıtıyor. Markayı betimleyen diğer bir ton da petrol mavisi… Camgöbeği rengine siyahın küçük bir dokunuşuyla elde edilen karışım,  modelin karakterini vurguluyor. Otomobilin karakterlerini yansıtan jantlar, yan aynalar ve bazı iç trim parçalarında Cupra’nın zarafetini yansıtacak uygun renk tonlarını bulmak için bakır ve granit gibi farklı dokulardaki doğal malzemelerden esinleniliyor. Seat Sport’un sorumluluğunda faaliyet gösteren motor sporları ve yarış birimlerini de tümüyle bünyesinde toplayan Cupra’nın yarattığı tüm otomobiller yarış pistlerinde doğup günlük kullanım için uyarlanıyor… Cupra markası ülkeye Formentor ile giriş yaptı Türkiye’de satışa sunulan ilk Cupra modeli Formentor oldu. İsmini İspanya’nın Mayorka adasındaki sarp kayalıklardan oluşan Formentor burnundan alan model, sadece Cupra markasına özel olarak geliştirilen ilk model. Cupra Formentor, markanın DNA’sını kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Bir performans otomobilinin özellikleriyle SUV modellerinin avantajlarını bir araya getiren Cupra Formentor güçlü ve keskin hatlara sahip ön kısmı, bakır renkli Cupra ambleminin bulunduğu geniş ön ızgarasıyla dikkat çeken bir görünüşe sahip. Full LED mercekli ön farlarla modelin çarpıcı görünüşü tamamlanıyor. Yuvarlak şekilli sis farları ile faklı bir duruş sergiliyor. Hem şık, hem güçlü tasarım, dinamik LED arka sinyal lambalarıyla sürdürülüyor. Araca görsel bir genişlik kazandıran ve modern bir görünüm oluşturmakla kalmayıp, aracın dikkat çekmesine yardımcı olan uçtan uca uzanan infinite LED arka farlar ile güçlü tasarım tamamlanıyor. Cupra markası Formentor dışında ilk şarj edilebilir Cupra modeli olan Cupra Leon ve markanın ikonik modeli Cupra Ateca’nın da satışını gerçekleştirecek. Bunların dışında markanın tamamen elektrikli Cupra Born modelinin de Türkiye satışı planlanmakta. Touring yarış serilerinde yıllardır önemli başarılara imza atan Cupra, dünyanın ilk %100 elektrikli touring yarış otomobili olan Cupra E-Racer ile yarışçı kimliğini devam ettiriyor. Cupra Leon modeli temel alınarak geliştirilen Cupra E-Racer performans otomobillerinin geleceğine ışık tutuyor. Formentor’da 4 farklı motor seçeneği Cupra Formentor, 1.5 TSI 150 HP DSG versiyonuna ek 2.0 TSI 310 HP DSG 4Drive ve 1.4  eHybrid (PHEV) versiyonlarıyla satışa sunuluyor. Serinin 310 HP güç üreten en güçlü versiyonunda CUPRA markasının DNA’sı en üst düzeyde yansıtılıyor. Aracın cazibesi ise duyguları harekete geçiren bir sesle tamamlanıyor. Cupra formentor serisi iki kategoriye ayrılıyor: Motor gücü 245 HP ve üstünde olanlar Cupra Formentor VZ olarak adlandırılıyor. İspanyolca Veloz ifadesinin kısaltması olan VZ, hızlı veya çabuk anlamına geliyor ve Cupra Formentor’un en güçlü versiyonlarını kusursuz şekilde tanımlıyor. Serinin daha düşük güce sahip seçenekleri arasında benzinli 1.5 TSI 150 HP DSG’nin yanı sıra yine DSG şanzımanlı 1.4 eHybrid (PHEV) 205 HP yer alıyor. Güç artışının göstergesi olan VZ eki, Formentor VZ 1.4 eHybrid (PHEV) 245 HP DSG ve Formentor VZ 2.0 TSI 310 HP DSG 4Drive versiyonlarında yer alıyor. MQB Evo mimarisi üzerine geliştirilmiş tasarımı, sürücülere mümkün olan en kusursuz deneyimi yaşatıyor. Formentor VZ versiyonlerında Adaptif Şasi Kontrolü (DCC) standart olarak sunuluyor. DCC sistemi, sürüş koşullarına ve sürücünün seçtiği sürüş moduna (Konfor, Spor, Kişisel, CUPRA) bağlı olarak daima her amortisörün sertliğini ayarlıyor. 4Drive çekiş sistemi ise yol koşullarını gerçek zamanlı olarak analiz ederek ideal çekişi sağlamak için gereken gücün iletilmesini sağlıyor. EDS elektronik yardım sistemi sayesinde tork, aracın tekerlekleri arasında kontrol edilebiliyor. Bu sayede her türlü koşulda en iyi yol tutuşu sunması hedefleniyor. Yüksek kaliteli iç mekan Cupra Formentor’un etkileyici dış tasarımı, yüksek kaliteli iç tasarımıyla tamamlanıyor. Aracın içi, Cupra markasının tarzına eşsiz bir bakış açısı getirerek modernlik ve sportiflik hissi uyandırıyor. Aracın kilitleri açıldığı anda zemine Cupra logosu yansıtılırken, direksiyon ve spor koltuklar ise hafif bir ışıkla aydınlatılıyor. Formentor, sürücü ve yolcularını yüksek kaliteli iç tasarımın konforuyla çevreliyor. Araç içinde yolcuları sarmalayan yüksek kaliteli malzemeler, fırçalanmış alüminyum ve bakır renkli unsurlarla birlikte araç içinin modern bir görünüm kazanmasını sağlıyor. Petrol Mavisi ve Siyah renklerde sunulan “Bucket” tip spor koltuklar, spor bir sürüş hissi için alçak şekilde konumlandırılmış. Ayrıca daha ergonomik bir oturma pozisyonu sağlayan koltuk tasarımı yola çıkmadan da aracın dinamik yapısını hissettiriyor. Cupra Formentor 4.446 mm uzunluğu, 1.839 mm genişliği ve 1.520 mm yüksekliğiyle araç içinde tüm yolcular için yeterli yükseklik sağlarken 2.679 mm’lik dingil mesafesi arka koltuktaki yolcular için geniş bacak mesafesi bırakıyor. 450 litreye varan (4Drive versiyonu için 420 litre, eHybrid versiyonlar için 345 litre) bagaj kapasitesiyle de pratik bir seçenek olduğunu gösteriyor. 10,25” Dijital gösterge panelinden ihtiyaç olunan tüm bilgilere kolaylıkla erişilebiliyor. Cupra modelleri için özel olarak geliştirilen spor görünüm, sürücünün hız ve devirleri daha net bir şekilde görmesine olanak tanıyor. Cupra Formentor’da standart olarak sunulan geniş 12” multimedya ekranı ilk bakışta göze çarpıyor. Ayrıca müşterilerin iletişimde kalmasını ve dijital hayatlarını araca kolaylıkla taşıyabilmesini sağlayan Full Link teknolojisi de standart olarak Formentor’da yer alıyor. Son olarak Cupra Formentor, standart olarak (eHybrid harici) sunulan BeatsAudio ses sistemiyle kullanıcılarına en iyi müzik tecrübesini yaşatmayı amaçlıyor. Bu ses sistemi, 350W güce sahip amfi, üstün kaliteli 10 hoparlör ve bagajda bulunan bir subwooferdan oluşuyor. Cupra Formentor’da Mat Petrol Mavi ve Mat Magnetic Gri gibi özel renk seçeneklerinin de bulunduğu geniş bir renk yelpazesi kullanılıyor. Böylece araç ekstra görsel şıklık ve kişilik kazanıyor. Renk yelpazesi üç farklı metalik renk (Urban Gümüş Gri, Midnight Siyah ve Magnetic Gri), üç özel metalik renk (Graphene Gri, Kamuflaj Yeşil ve Desire Kırmızı) ve opak Beyaz ile tamamlanıyor. Güvenlik özellikleri Ön bölge asistanı, acil durum çağrı sistemi (e-call), orta bölümde bulunan merkezi hava yastığı dahil toplam 7 hava yastığının yanı sıra, şerit takip asistanı, adaptif hız sabitleyici, kör nokta tespit (Devamı için tıklayın)

  • Audi’nin çok yönlü SUV’u Yeni Audi Q3 Türkiye’de satışa sunuldu. Audi’nin en üst modellerinde görülen performans, konfor, dijital işletim sistemi ve kapsamlı bilgi-eğlence sistemleri gibi bir dizi üstün özelliği bir arada sunan Yeni Q3, 35 TFSI motor seçeneğiyle Audi showroomlarında yerini aldı. Audi’nin kompakt SUV’u Q3 Türkiye’de satışa sunuldu. Oldukça sportif bir görünüme kavuşan Q3, teknolojik özellikleri, verimli ve yüksek performanslı motorları, birinci sınıf bilgi ve eğlence sistemleriyle öne çıkıyor.  Yeni Audi Q3, S line ve Advanced olmak üzere iki farklı donanım ve 35 TFSI motor seçeneğiyle sunuluyor. Sportif görünüm Tamamen yenilenen Audi Q3’ün sekizgen tasarımlı tek çerçeveli ön ızgarası ve büyük hava girişleri araca çok daha sportif görünüm katıyor. Aracın ön tasarımında, kama şeklinde içeri doğru ilerleyen ve opsiyonel olan Matrix LED teknolojisiyle görüşü kolaylaştıran farlar öne çıkıyor. Ön ve arka farların simetrik aydınlatma grafikleri ile yandan görünüm, dış tasarımla denge oluşturuyor. Omuz çizgisi çamurlukların üzerinde güçlü atletik bir görünüm yaratırken, birbirleriyle bağlantısını da sağlıyor. Audi’nin quattro DNA’sından ilham alan konturlar, SUV’un daha da geniş görünmesine olanak tanıyor. Kontrast renkli çamurluk kaplamaları, off-road görünümünü de vurguluyor. Otomobilin gövdesi yan taraftaki arka camı da çevreleyen uzun bir tavan kenarı spoyleri ile tamamlanıyor. Sürücü odaklı ve sportif iç mekan Yatay çizgiler ve üç boyutlu tasarım öğeleri dış mekanda olduğu kadar Yeni Q3’ün iç mekanında da etkisini gösteriyor. Premium malzemeler, mimari yapı ve yeni işletim konseptiyle mükemmel bir ahenk oluşturuyor. Parlak siyah cam görünümlü çerçevesi ile MMI dokunmatik bilgi ve eğlence sistemi temel element olarak göze çarpıyor. Altındaki klima kumandalarıyla birlikte sürücüye doğru 10 derece eğimli bir şekilde yer alıyor. Konforlu koltuklar sportif bir oturuş pozisyonu sağlarken, buna uygun olarak direksiyon da dik açıyla konumlandırılıyor. Verimli ve değişken mekan konsepti 4.484 milimetre uzunluğa, 1.849 milimetre genişliğe, 1.585 milimetre yüksekliğe sahip ve aks mesafesi 77 milimetre uzatılan Yeni Audi Q3’ün tüm boyutları bir önceki nesle göre artmış durumda. Otomobilin arka koltukları standart olarak, 150 milimetre ön ve arka tarafa hareket ettirilebiliyor. 40:20:40 oranındaki üç yönlü bölünmüş koltuk arkalıkları yedi kademede eğilebiliyor. Arka koltukların ve koltuk arkalıklarının pozisyonuna bağlı olarak, bagaj bölmesi kapasitesi 410 ile 1.405 litre yükleme hacmi sağlıyor. Yükleme zemini üç seviyeye kadar ayarlanabiliyor ve arka bagajlık, gerek duyulmaması durumunda zeminin altına yerleştirilebiliyor. Ayak hareketi ile açılabilen elektrikli bagaj kapağı da konfor anahtar ile opsiyonel olarak alınabiliyor. Tamamen dijitalleşti İşletim sistemi baştan aşağı yenilenen otomobilde analog göstergeler de artık yer almıyor. Standart donanımda dahi, sürücünün çok işlevli direksiyonu kullanarak çalıştırdığı 10,25 inç ekran ile dijital bir gösterge paneli yer alıyor. Birinci sınıf donanımına sahip otomobilde, opsiyonel olarak sunulan MMI navigasyon plus ile birçok ek fonksiyonu bir arada sunan Audi sanal kokpit bulunuyor. Kontrol panelinin ortasında 10,1 inçlik bir dokunmatik ekran da yer alıyor. Sportif bir gösterge de dahil olmak üzere üç farklı görünüme sahip daha büyük Audi sanal kokpit plus ise opsiyonel olarak alınabiliyor. Düz menü yapısı ile sezgisel işletim konsepti, sesli kontrol ile tamamlanıyor. Sesli kontrol sistemi ifadeleri anlıyor, gerektiğinde sorular soruyor, seçenekler sunuyor ve kullanıcıyla uyum içinde çalışıyor.  İsteğe bağlı olarak, sesle kontrol işlevi, yanıt vermek için otomobilde depolanan bilgilerin yanı sıra buluttaki ayrıntılı bilgilere erişirim sağlayıp kullanıcıya yardımcı oluyor. Akıllı bağlantılı: bilgi-eğlence sistemi Audi Q3’teki birinci sınıf bilgi-eğlence sistemi, üst segmentlerdeki Audi modelleri gibi aynı teknik fonksiyonları sunuyor. Navigasyon sistemi, sürücünün tercihlerini önceki yolculuklara göre tanıyor ve uygun rota önerileri oluşturmasına imkan sağlıyor. Yeni Q3’te kablosuz şarj kutusu standart ve Audi akıllı telefon arayüzü opsiyonel donanım sunuluyor. Audi akıllı telefon arayüzü sayesinde akıllı telefonların ekranları kablosuz bir şekilde bilgi-eğlence sistemine aktarılabiliyor ve kablosuz şarj kutusu ile akıllı telefonlar kablo kullanmadan sürüş boyunca şarj edilebiliyor. Rahatlık ve güvenlik: Sürücü destek sistemleri Kaliteli ve son teknoloji ürünü sistemler de Yeni Q3’ün güvenliğine katkı sağlıyor. Bu sistemlerden biri de adaptif sürüş asistanı. Bu asistan otomobilin boylamasına ve yanal hareketini kontrol ediyor ve otomobilin dar şeritlerde ve kısmen kapatılmış yollarda dahi şeritte kalmasını sağlıyor.  Audi Q3 ayrıca dört 360 derece kamera sayesinde manevra yapmayı kolaylaştırıyor. Bu kameralar bilgi-eğlence ekranında SUV’nin çevresini gösteriyor. Park asistan sistemi sayesinde ise otomobili otomatik olarak park alanlarına girip çıkarabiliyor. Sürücünün sadece hızlanması, fren yapması ve vites değiştirmesi yeterli oluyor. Sürücü, dik bir park alanından veya dar bir girişten geri dönmek isterse, çapraz trafik desteği etkinleşiyor. Bir diğer özellik ise şerit değiştirme asistanı. Sistem, kör noktada bulunan veya arkadan hızla yaklaşan bir otomobil tespit ederse, ilgili dış aynada bir uyarı LED’i ile kullanıcıyı uyarıyor. Düz yolda ve arazide çeviklik Çekiş düzeni ve süspansiyon Audi Q3, önden çekişli bir adet benzinli motor seçeneği ile sunuluyor. Bu motor 150 hp güç sunuyor. 35 TFSI motor seçeneği, turboşarjlı dört silindirli doğrudan püskürtme ünitelerine sahip. Güç, yedi vitesli S tronic şanzıman ile aktarılıyor. | 4 Nisan 2021 : 17.00  

  • Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW, sürücü ile otomobil arasındaki etkileşimi yeni bir boyuta taşıyan sekizinci nesil BMW iDrive’ı tanıttı. Yeni nesil BMW iDrive ilk olarak BMW’nin teknoloji amiral gemisi BMW iX ve BMW i4 modelleriyle birlikte sunulacak. İlk kez 20 yıl önce otomotiv sektöründe radikal bir fikir olarak bilgi eğlence sistemini dönüştüren BMW iDrive, şimdi sekizinci nesliyle kullanıcıya özel, ileri derecede akıllı ve sezgisel bir etkileşim vadediyor. Merkezinde BMW İşletim Sistemi 8’in yer aldığı yeni nesil BMW iDrive, sürüş bilgileri, ekranlar, kontroller ve sürücü arasında adeta simbiyotik bir bağlantı kuruyor. Geçen yıl BMW iX modeliyle birlikte ön gösterimi yapılan Yeni BMW iDrive, sürücü ve otomobil arasındaki etkileşimi, dijital ve analog dünyalar arasındaki sınırların ortadan kalktığı benzersiz bir deneyime dönüştürüyor. Yeni nesil bilgi eğlence sisteminin entegre olduğu BMW Kavisli Ekran, 12,3 inçlik bilgi ekranı ile 14,9 inçlik kontrol ekranını bir araya getiriyor. BMW Kavisli Ekran sayesinde kullanılan fiziki düğme sayısı neredeyse yarı yarıya azaltılırken, aynı zamanda orta konsol ve gösterge panelleri çarpıcı derecede net ve minimalist bir tasarıma kavuşuyor. Tanıdık iDrive Denetleyicisi, orta konsoldaki merkezi kontrol öğesi olarak konumlandırılmaya devam ederken, BMW iX’de kullanılan cam efektli kaplama premium hissini kuvvetlendiriyor. Grafik Kullanıcı Arayüzü Göz alıcı grafikleri, modern renkleri, fütüristik dokusu ile etkileyici ve sürükleyici bir görsel görünüm yaratan kullanıcı arayüzü herhangi bir anda en doğru miktarda bilgiyi basit ve anlaşılır şekilde sunmak için optimize edilmiş. Sürücü merkezli bilgi ekranı, cömertçe boyutlandırılmış yüzeyi, dinamik ışık efektleri, güçlü renk derinliğinin yanı 200 ppi gibi son derece yüksek grafik çözünürlüğüne sahip. Direksiyon simidinin arkasındaki ekranlar için mevcut olan kapsamlı kişiselleştirme seçenekleri, direksiyondaki işlev tuşları aracılığıyla son derece hızlı ve kolay bir şekilde seçilebiliyor. Sürücü, kişisel tercihe veya sürüş durumuna göre üç mod arasında geçiş yapabiliyor. Drive modu, ayrı ayrı seçilebilen bilgileri göstermek için bilgi ekranının ortasında dinamik olarak değişen bir alanı kullanırken focus modu dinamik sürüş durumları için tasarlanmış. Gallery modu ise widget içeriğine mümkün olduğu kadar çok yer açmak için sürüş bilgisi görünümünü en aza indiriyor. BMW Akıllı Kişisel Asistan ile Doğal Diyaloglar Yeni nesil BMW iDrive, BMW Akıllı Kişisel Asistan için ek özellikler de getiriyor. Kullanıcılar BMW Akıllı Kişisel Asistan’a seçtikleri bir isim tanımlayabilirken, daha sonra bunu bir komut olarak da kullanabiliyorlar. Asistanın ayrıca farklı boyutlarda ve parlaklık seviyelerinde ışık kürelerinden oluşan yeni bir yüzü var. Bu yüz farklı duyguları ve ruh hallerini sözlü olmayan, insan benzeri bir şekilde ifade edebilen güvenilir ve çekici bir auraya sahip. BMW Akıllı Kişisel Asistan’ın işlevselliğinde de ilerlemeler kaydedildi. Genişletilmiş bir temel veri havuzu, yalnızca dijital asistanı daha akıllı hale getirmekle kalmadı, aynı zamanda içeriğe göre hareket etmesini de sağladı. BMW Akıllı Kişisel Asistan otomobilde bulunanlarla ne zaman ve nasıl iletişim kuracağını düşünürken çevresindeki durumu hesaba katabiliyor. Ayrıca BMW Akıllı Kişisel Asistan, onunla kimin konuştuğunu ayırt edebiliyor. Otomobilden Sürücüye Sıcak Bir Karşılama Harika Giriş Anları (Great Entrance Moments), sürücünün otomobile ilk yaklaştığı andan yolculuğun başlayacağı ana kadar benzersiz bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Ultra geniş bant radyo teknolojisi, tüm bu özelliklerin temelini oluştururken, otomobil ile anahtar arasında hassas konum belirlemeye olanak tanıyor. Ayrıca otomobil, sürücünün tam olarak nereden yaklaştığını ve ne kadar uzakta olduğunu tahmin edebiliyor. Mesafe üç metrenin altına düştüğü anda otomobil uyanmaya başlarken, bunu dış ışıkları kullanarak giderek yoğunlaşan, dinamik bir aydınlatma efektiyle gösteriyor. Kabinde şık bir ışık yanarken, sürücü kapısının yakınında, geometrik formlara sahip halı benzeri aydınlatma efektiyle otomobile giriş yolu gösteriliyor. Sürücü bir buçuk metre mesafe içinde hareket ettiğinde, taşıdığı anahtar sayesinde otomobilin kilidi açılıyor. Bir kapının açılması, koltuğun giriş yardımı özelliğini, direksiyon simidi ısıtmasıyla birlikte etkinleştiriyor. BMW Kavisli Ekran’ın tamamı, sistemin başladığını gösteren BMW’ye özgü bir karşılama animasyonu oluşturuyor. Kişisel profil seçimleriyle otomobil içerisindeki birçok ayar otomatik değişirken, sürücünün akıllı telefonuyla otomobile binerken bağlantı kuruluyor. Devam eden bir telefon görüşmesi, sorunsuz bir şekilde aracın mikrofonuna ve hoparlörlerine aktarılabiliyor. Benzersiz Bir Sürüş Deneyimi Yeni modlarım özelliği, sürücünün kişisel tercihlerine göre tasarlanmış her şeyi kapsayan bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Modlarım, görmeden işitmeye ve dokunmaya kadar birçok duyuyu algılayabiliyor. Sesli komutla veya orta konsoldaki özel bir düğme kullanılarak çok kolay bir şekilde kontrol edilebiliyor. Modlarım otomobildeki on farklı parametreyi hassas bir şekilde birleştirebiliyor. Bu parametreler, sürüş sistemi, şanzıman kontrolü, direksiyon özellikleri ve şasi ayarları gibi önceki sürüş deneyimlerini içeriyor. Etkinleştirilen konfigürasyon, “Modlarım” için özel olarak geliştirilen ekran rengindeki değişiklikle gösteriliyor. Modlarım arasında geçiş yapmak, motor sesinin ayarlanması dahil akustik değişiklikler de üretiyor. Yeni BMW iDrive sistemi Efficient, Sport ve Personal modlarına sahip. Gelecekte BMW iDrive’ın devam eden gelişiminin bir parçası olarak başka modların da eklenmesi planlanıyor. İklim Kontrolünün Akıllı Otomasyonu Akıllı otomatik klima kontrolü, optimum düzeyde termal konfor sağlamak için direksiyon simidi ısıtmasının yanı sıra koltuk ısıtmasını ve havalandırmayı da düzenliyor. Klima sisteminin çalışmasını olabildiğince enerji verimli hale getirmek için otomatik klima kontrolü, yolcu sayısı, oturdukları yer ve güneş ışığının yoğunluğu veya yönü gibi bir dizi başka faktörü de göz önünde bulunduruyor. BMW’nin akıllı klima kontrol sistemi, otomotiv endüstrisindeki diğer tüm klima sistemlerinden daha hassas ayarlar yapabiliyor. | 25 Mart 2021 : 13.23

  • Küresel çapta gerçekleştirdiği hafif ticari araç etkinliğinde Renault, ürün gamının yüzde 75’ini yenilediğini duyururken, yeni Express Van, yeni Kangoo Van, yeni Trafic ve yeni SpaceClass modellerini tanıttı. Renault LCV Show adlı etkinlikte yeni hafif ticari araç stratejisini ve yenilenen ürün gamının detaylarını paylaştı. Etkinlikte tanıtılan modellerden tamamen yeni Express Van, dinamik dış tasarımıyla marka kodlarına eksiksiz uyum sağlıyor. Pazardaki diğer modellerden farklı boyutları yüklemeyi kolaylaştırırken, geniş saklama alanı ve konforu ileriye taşıyan koltuklarıyla modern bir iç mekân sunuyor. Tamamen yeni Express Van, işletmelerin tüm temel ihtiyaçlarına cevap veriyor. Segmentindeki en iyi oranlarıyla öne çıkan plan tamamen yeni Express Van, 4.39 m uzunluk, 1.91 m yüklenebilir taban alanı ve 716 mm genişliğinde sürgülü yan kapıya sahip. Kullanışlı boyutlarıyla benzinli versiyonu ile maksimum 780 kg ve dizel versiyonu ile ise 650 kg yük taşıma kapasitesi sunuyor. Tamamen yenilenen Express Van’ın kokpitinde ise 48 litrelik kokpit saklama alanı bulunuyor. Kolayca yükleme, boşaltma yapmak ve depolanan eşyalara erişmek için ekstra geniş 2/3 – 1/3 arka kapılarla donatılan araç, 3.3 m ile 3.7 metreküp arasında değişen bir yükleme alanı sunuyor. Güvenli ve kolay yükleme için tabanda 6 ve yanlarda 4 adet isteğe bağlı döner halat bağlama halkası ve yükseğe yerleştirilmiş yaklaşık 18W kapasiteli lambalarla geliyor. 3 düğmeli anahtar aracılığıyla ise yükleme alanı ön kabinden bağımsız olarak açılabiliyor. Dikey tampon, yüksek ızgara, belirgin hatlara sahip kaputuyla güçlü bir görünüm kazanan aracın ön farlarında Renault markasının özel C formundaki LED ışık imzası bulunuyor. Araç, bir binek otomobilde görmeye alışılan krom kaplamalar ve dikkat çekici bir dış tasarıma sahip. Kanatlar, ön kapılar ve sürgülü yan kapı, aerodinamik bir gövde için akıcı çizgilerle yeniden tasarlandı. Kapının dikdörtgen tasarımı, aracın içine kolayca erişilmesini sağlıyor. Yatay kapı kolları genel görselliğe uyum sağlıyor. Marşpiyel korumaları, 15 inç jantlar ve kaliteli jant kapakları gibi bazı tasarım özellikleri de uyuma destek sağlıyor. Yan aynalar üst düzey görüş olanağı sunuyor. Kaput aerodinamiği ise hava akışını iyileştirmek ve yakıt verimliliğini artırmak için yeniden tasarlandı. Ön tarafta, daha yükseğe konumlanmış kaput çizgisi, ön cam sileceklerini, su jetlerini ve menteşeleri gizliyor. Ön çeki halkası, sis farı kapağına yerleştirildi. Arka tarafta ise ilave güvenlik ve hırsızlığa karşı koruma için anahtar delikleri çıkarıldı. İşlevsellik ve konfor odaklı tasarlanan iç mekânda hayat kolaylaştıran saklama alanları öne çıkıyor. Döşemelerde kullanılan dayanıklı kumaş, göğüs ve omuzlar için yan destekli koltuk ve modern kafalıklarla birlikte sürücü yorgunluğunu azaltmaya yardımcı oluyor. Temel ihtiyaçların fazlasını sunan teknoloji Tamamen yeni Express Van’a Connect R&Go radyonun yanı sıra navigasyonlu ya da navigasyonsuz 8 inç dokunmaktik ekranla gelen Renault EASY LINK olmak üzere 3 farklı multimedya sistemiyle sahip olunabiliyor. Araç ayrıca akıllı telefon indüksiyonlu şarj cihazı, üç USB girişi ve biri bagaj bölmesinde olmak üzere dört adet 12V soket içeriyor. Araçta, sürüş güvenliğini ve sürücünün görüş kabiliyetini önemli ölçüde artıran bir dizi yeni sürüş desteği sunuluyor. Arka Görüş Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Römork Denge Sistemi, Hız Sabitleyici, Yokuş Kalkış Desteği, Yol Tutuş Desteği gibi yardımcılar, tamamen yeni Express Van ile gelen güvenlik sistemleri olarak öne çıkıyor. Tamamen yeni Express Van Avrupa’da, 6 ileri manuel şanzıman ile kombinlenmiş, 1.3 litre TCe 100 beygir benzinli motorun yanı sıra, 1.5 Blue dCi 75 beygir ve 95 beygir dizel motorlar seçeneklerini tüketicilerle buluşturacak. Avrupa dışında ise, 1.6 litre SCe 110 beygir benzinli motor (5 vitesli düz şanzımanlı) ve 1.5 Blue dCi 95 dizel motor (6 vitesli düz şanzımanlı) ile satışa sunulacak. Atletik tasarımlı tamamen yeni Kangoo Van Tamamen yeni Kangoo Van, orta gövde sütunu çıkarılarak önceki modelin iki katı olan 1.446 mm genişliğindeki açıklıkla pazardaki en geniş sağ yan giriş açıklığını sunuyor. Şehir içi yollarda ekstra kullanışlı olan Open Sesame by Renault olarak bilinen bu en son yenilik, yükün yan taraftan yüklenip boşaltılmasını sağlayarak dar park alanlarında arka kapağın açılmasıyla ilgili sınırlamaların önüne geçiyor. Tamamen yeni Kangoo Van, daha güçlü, daha estetik bir siluet sağlıyor: oluklu yatay kaput, dik uzanan ön kısım ve kaslı görünümlü yan cepheler. Krom vurgular ve dikkat çekici dış yüzeyler tasarımı bir üst seviyeye taşıyor. Araç daha modern, geliştirilmiş iç mekâna sahip. Tamamen yeniden tasarlanan koltuklar daha dayanıklı hale gelirken, daha sessiz, daha az yorucu sürüş deneyimi sunan ek ses yalıtımı kabin içi konforu artırıyor. Kullanışlılığı göz önünde bulundurarak tasarlanan kabin, segmentinde lider olan 60 litrelik saklama bölmesi sunuyor. Tamamen yenilenen model iki farklı uzunluk seçeneğiyle geliyor. Uzun versiyonunda ekstra geniş sürgülü yan kapı (864 mm) ile segment lideri konumunda bulunuyor. Ayrıca, 3.548 mm ile en iyi yük uzunluğuna sahip. Depolama kapasitesi 4.2 ile 4.9 metreküp arasında, standart versiyonda ise 3.3 ile 3.9 m³ arasında değişiyor. Tamamen yeni Kangoo Van, günlük işler devam ederken kullanıcıyı dış dünya ile bağlantılı hale getiriyor. Araç daha fazla rahatlık için yeni Renault EASY LINK multimedya sistemi ve 8 inç ekran ile donatılmış olarak sunuluyor. Yeni, 12 adet isteğe bağlı sürücü destek sistemi serisi, tamamen yeni Kangoo Van’ı kullanmayı daha kolay ve daha güvenli hale getiriyor. Mesafe Takip Sistemi, Adaptif Cruise Kontrol, Eller Serpest Park Asistanı, Aktif Acil Fren Destek Sistemi ve Şeritten Ayrılma Uyarı Sistemi bu güvenlik desteklerinin arasında yer alıyor.  7 vitesli EDC otomatik şanzıman ve 6 vitesli düz şanzımanlı model, 1.3 TCE (100 ve 130 beygir) benzinli motor ve 1.5 Blue dCi (75, 95 ve 115 beygir) dizel motorla donatıldı. 2022’nin başında E-TECH versiyon da planlanıyor. Tamamen yeni Trafic Combi ve Spaceclass Renault, yolcu taşıma araçlarını 2 modelle tanıtıyor. Tamamen yeni Renault Trafic, çok sayıda yolcu için Combi ya da VIP müşterileri taşımak için SpaceClass’ı sunuyor. Trafic’in DNA’sı artık daha kaslı görünüm, optimize edilen iç mekân, aralarından seçebileceğiniz daha fazla sayıda motor ve daha güvenli performansla her zamankinden daha güçlü. Hem daha zarif hem de etkileyici olan tamamen yeni Renault Trafic Combi ve SpaceClass’ın ön kısmı, özel ve kurumsal müşterilerin tümüne hitap edecek şekilde tamamıyla yeniden tasarlandı. C formundaki LED ışık imzası modern bir dokunuş katıyor. 935 mm ile segmentin en yüksek tavan boşluğuna sahip iç mekân tamamıyla yenilendi.  Depolama alanının daha iyi dağıtılması sayesinde araçta 86 litreye kadar kokpit depolama kapasitesi sunuluyor. Tamamen yeni Trafic Combi ve SpaceClass, seçilen konfigürasyona bağlı olarak 1’den 6 metreküp kadar değişen bagaj alanına sahip. Bagaj alanından ödün vermeden dokuz kişiye kadar sunduğu (Devamı için tıklayın)

  • Hyundai, yeni ve modern tasarıma sahip MPV modelinin detaylı görsellerini paylaştı. İç mekan kullanımına ağırlık veren Hyundai, birinci sınıf sitile sahip ferah bir araç üretecek. Staria, aerodinamik silueti, panoramik camları ve LED teknolojisiyle de dikkat çekiyor. Hyundai Motor Company, 2021’in ilk yarısında tanıtmayı planladığı yeni MPV modeli Staria’dan daha fazla görsel paylaştı. Hyundai, yakın zamanda üreteceği bu modelle hem aileler hem de ticari işletmeler için özel çözümler sunmuş oluyor. Mobilite açısından da son derece önemli bir model olan Staria, üst düzey tasarım öğeleriyle de MPV sınıfına farklı bir bakış açısı getiriyor. Staria’nın genel tasarım özellikleri arasında “içten dışa” bir yaklaşım bulunuyor. Hyundai’nin iç mekân kullanımına öncelik verdiği Staria’daki oturma sistemi, ihtiyaca bağlı olarak düzenlenebiliyor. Aynı zamanda, kullanılan birinci sınıf malzemeler ile segmentindeki tüm rakiplerinden bir adım öne duruyor. Uzay gemisine benzeyen geleceğe yönelik bir tasarım Staria’nın dış tasarımı, sade ve modern çizgilerden oluşuyor. Uzaydan bakıldığında, gün doğarken oluşan dünyanın silüeti, yeni MPV’nin tasarımına da ilham kaynağı oldu. Önden arkaya doğru uzanan akıcı tasarım, burada modern bir ambiyans oluşturuyor. Staria’nın ön tarafında ise yatay gündüz farları (DRL) ve aracın genişliği boyunca uzanan uzun ve kısa farlar bulunuyor. Şık desenlere sahip geniş ızgara, otomobile sofistike bir görünüm kazandırıyor. Hyundai, aracın modern görünümünü zirveye çıkarmak için ön kısmı aynı gövde rengi ile hazırlamış. Alçaltılmış gövde yapısı ve yanlardaki geniş panoramik camlar, genel görüşü destekliyor. Bu camlar araca genişlik hissi sağlıyor ve ciddi anlamda içerideki ferahlığı artırıyor. Hanok olarak bilinen geleneksel Kore mimari tarzı, Staria’nın iç mekânında kendisini fazlasıyla gösteriyor. Araç içindeki yolcuların dışarıdaymış gibi rahat ve ferah bir sürüş keyfi yaşamalarını sağlıyor. Arka kısımdaysa göz alıcı diklemesine yerleştirilmiş stop lambaları bulunuyor. Geniş bir cam ile desteklenen arka kısımda sade ve saf bir görünüm bulunuyor. Arka tampon ise yolcuların bagajlarını kolayca yüklemesine ve boşaltmasına yardımcı oluyor. Bu sebeple, yükleme eşiği düşük seviyede bırakılmış. Staria Premium ise lüks bir görünüm sunmak için daha özel tasarım öğelerine sahip. Premium versiyonun ön ızgarası, örgü deseni ile hazırlanmış. Küp tipi LED farların etrafındaki krom çizgi, Hyundai amblemi, jantlara, yan aynalara ve kapı kollarına uygulanan renkli pirinç parçalar, aracın adı gibi premium havasını da gözler önüne seriyor. Bu versiyona özel 18 inç jantlar, elmas desenler ve sportif grafikler içeriyor. Stop lambaları ise Hyundai’nin Parametrik Piksel tasarımıyla birlikte hazırlandı. İşlevsel ve birinci sınıf iç mekan Dış tasarımında uzaydan etkilenen Staria, iç mekanında da bir yolcu gemisinin salonundan esinlenmiş. Daha alçak bir konumda bulunan emniyet kemerleri ve geniş panoramik pencerelere sahip yenilikçi tasarım mimarisi, araç içindekilere ferah ve sakin bir ortam sunuyor. Sürücü odaklı kokpitte 10,25 inç dijital gösterge ve dokunmatik orta ön panel bulunuyor. Düğme tipi elektronik vites kolu ile modern hava devam ettirilirken aynı zamanda sürücü için engelsiz bir düzlük oluşturuluyor. Staria Premium versiyonunda ise kusursuz mobilite deneyimini yaşatacak çeşitli ek donanımlar var. Araç içerisinde 11 koltuk (normal versiyonda 7) bulunurken, hepsinde de tek dokunuşla çalışan rahatlama ve gevşeme modu bulunuyor. Böylece yolcunun ağırlığına göre koltuk yumuşayarak günlük stres alınırken ayrıca uzun yolculuklarda rahatlık sağlanmış oluyor. Yüzyüze seyahat imkanı tanıyan bu koltuklar, 180 derece dönme özelliğine de sahip. Ayrıca, Premium versiyonda 64 farklı renge sahip ambiyans aydınlatması da var. Hyundai Staria’nın dünya prömiyeri, 2021 yılının ilk yarısında gerçekleştirilecek ve daha sonra satışa sunulacak. | 24 Mart 2021 : 23.10

  • Toyota, kompakt hafif ticari araç segmentinde yeni Proace City modeli ile yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Türkiye’de Hilux ile hafif ticari araç pazarında uzun yıllardır farkını ortaya koyan Toyota, Proace City camlı van modelini de pazara sunarak segmentteki iddiasını daha da yukarıya taşıyor. Müşterilerin beklentilerini karşılayacak şekilde hem iş hem de özel amaçlı kullanılacak özellikler dikkate alınarak tasarlanan Proace City, Türkiye’de lansmana özel 199 bin 500 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuldu. Proace City’nin online olarak gerçekleşen lansmanında bir konuşma yapan Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş. CEO’su Ali Haydar Bozkurt (solda), Türkiye ve Avrupa’da kompakt ticari araç segmentinin her geçen gün önemini artırdığına dikkat çekerek “Proace City dış tasarımda şık ve premium, iç tasarımda da binek araç konforuna sahip bir model. Müşterilerimiz iş hayatlarında da aileleriyle birlikte özel hayatlarında da Proace City’i severek kullanacaklar” dedi. Benzerlerine göre Proace City’nin tüm versiyonlarında standart olarak sunulan donanımların çok üst düzeyde olduğunu belirten Bozkurt şunları söyledi; “Proace City bir SUV tasarımı, donanımı ve binek otomobil konforunu barındırıyor. Standart olarak sunulan bu donanımlar modelimizi segmentinde ayrı bir yere taşıyor. Satışlarımıza müşteri beklentisinin yüksek olduğu camlı van modelimizle başlıyoruz. Proace City için 2021 yılı hafif ticari araç pazarında yüzde 4,5-5 pay alarak 5000-5500 aralığında bir satış hedefimiz bulunuyor. Eğer ek adetler de alabilirsek satış adetleri yukarıya çıkacaktır. Hafif ticari araç pazarı ülkemizde sürekli gelişen bir pazar. Geçtiğimiz yıl 162 bin adet sevilerinde tamamlanan pazarın bu yıl 180-200 bin aralığında satış adetlerine ulaşmasını bekliyoruz. Toyota olarak Proace City’nin üst versiyonları da dahil olmak üzere çok rekabetçi bir fiyatla hafif ticari araç segmentinde iddiamızı ortaya koyacağız.” Segmentinde tek 5 yıl 150 bin km garanti Proace City’nin Dream, Flame X-Pack ve Passion X-Pack olmak üzere 3 farklı donanım seviyesi olduğunu ve giriş seviyesinden itibaren zengin donanımlar ile satışa sunulduğunun altını çizen Bozkurt “ Sınıfında yalnızca Proace City’de bulunan yansıtmalı renkli gösterge ekranı, bütün versiyonlarda standart olarak sunulan akıllı telefon entegrasyonu, Flame X-Pack ve Passion X-Pack’te yine standart olarak bulunan panoramik cam tavan gibi üstün bir çok özellik modelimizi ayrı bir yere konumlandırıyor. Ancak segmentinde tek olarak 5 yıl 150 bin kilometre garanti kapsamında olması Toyota markasını ve Proace City’yi farklı kılıyor” şeklinde konuştu. Bozkurt ayrıca Proace City’nin de ürün gamına katılmasıyla birlikte müşterilere üstün hizmet sağlayacak yeni Toyota Professional marka stratejisini de tüm yetkili satıcılarda devreye alacaklarını da sözlerine ekledi. Beklentileri ötesinde bir ticari araç Yeni Proace City, hem iş hem de özel amaçlı olarak kullanılacak şekilde tasarlandı. Pratik özelliklerinin yanı sıra yüksek konfor unsurlarıyla da öne çıkan Proace City sadece yük taşıyacak şekilde değil araç içerisindekilerin konforunu da odak noktasına alarak geliştirildi. 821 kg taşıma kapasitesi ve 1000 kg’lik römork çekme kapasitesiyle öne çıkan Proace City, aynı zamanda verimli motor seçenekleri sunuyor. Proace City, üst düzey teknolojik özellikleri, etkileyici aktif güvenlik sistemleri ve kolay kullanıma sahip esnek kabiniyle donanımlı bir mobil ofis gibi kullanılabiliyor. 4,403 mm uzunluğa, 1,880 mm yüksekliğe, 1,848 mm genişliğe ve 2,785 mm dingil mesafesine sahip Proace City, modern iç ve dış tasarımı pratik bir kullanım ve konforlu sürüşle buluşturuyor. Proace City, 775 litre ve arka koltuklar katlandığında 1414 litre olan bagaj hacmiyle de öne çıkıyor. Pratikliği ve konforu bir arada sunan sahip modelde, kullanımı kolaylaştırmak adına birçok saklama göz ve özellik de bulunuyor. Bagaj kapısında yukarı açılabilir cam, ön koltukların arasındaki konsol, ön koltukların arkasındaki katlanır masalar, arka yan camlarda güneşlik, arka koltuk zemin saklama gözleri ve aracın bagaj tavanına entegre saklama alanı ile çok yönlülüğü artırıyor. İki farklı motor ve şanzıman seçeneği Proace City, iki farklı dizel motor seçeneğiyle tercih edilebilecek. 100 HP ve 130 HP’lik 1.5 litre dizel motorlar, düşük yakıt tüketimi ve düşük Co2 emisyon değerleriyle öne çıkıyor. 100 HP güç ve 250 Nm tork üreten 1.5 litrelik giriş seviyesi dizel motor, 5 ileri manuel şanzımanla eşleştiriliyor. 110 g/km Co2değerine sahip motorun karma tüketimi 4.2 litre/100 km. Bu güç ünitesi, Proace City’nin 0-100 km/s hızlanması 12.9 saniye tamamlamasını ve 172 km/ maksimum hıza ulaşmasını sağlıyor. Proace City’nin daha yüksek performans sunan 130 HP ve 300 Nm’lik 1.5 litre dizel motoru ise, 8 ileri otomatik şanzıman ile eşleştiriliyor. 114 g/km Co2 emisyon salımı olan aracın, 100 km’de tüketimi ise 4.4 litre. 0-100 km/s hızlanmasını 11.1 saniyede tamamlayan 130 HP’lik Proace City, 183 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Proace City’nin her iki motor seçeneği de, hem şehir hem de şehir dışı sürüşlerde ideal bir performans sunuyor. Yeni Proace City sınıfının lideri verimlilikle birlikte toplam kullanım maliyetinin düşük olması sağlanıyor. Düşük yakıt maliyetlerinin yanı sıra dizel motorlarda 1 yıl/15 bin kilometre bakım aralığı programlanıyor. Proace City ile binek otomobil konforu Proace City, sadece bir ticari araçtan çok daha fazlasını sunmayı hedefliyor. Geniş kullanım alanı ve çok yönlülük ile tasarlanan Proace City, premium binek otomobillerde görülen özellikleri de sunuyor. Proace City standart olarak sunulan 8 inç dokunmatik multimedya ekranıyla birlikte araç içerisindekilerin hareket halinde de her zaman bağlantıda olmaları sağlanıyor. Sade ve kolay kullanıma sahip kontrolleri dokunmatik sahip ekran, Apple CarPlay ve Android Auto ile akıllı telefonun kolayca entegre edilmesini sağlıyor. Aynı zamanda Bluetooth ve USB bağlantıları da bulunuyor. Kullanıcılar yine standart olarak sunulan akıllı telefonlarını kablosuz akıllı telefon şarj ünitesi ile de şarj edebiliyorlar. Proace City’nin binek otomobil ayrıcalığı sunan diğer özellikleri arasında panoramik cam tavan ve geliştirilmiş aktif güvenlik özellikleri bulunuyor. Üç donanım seviyesi ile tercih edilebiliyor Türkiye’de Dream, Flame X-Pack ve Passion X-Pack olmak üzere üç farklı donanım seviyesiyle satışa sunulan Proace City, tüm versiyonlarda zengin donanımlarla öne çıkıyor. 8 inç dokunmatik multimedya ekranı, yokuş kalkış desteği, hız sabitleyici gibi özellikleri standart olarak sunulan Proace City’de tercih edilen versiyona göre bagaj kapısında yukarıya açılan cam kapak, elektronik park freni, akıllı giriş ve çalıştırma sistemi, 180 derece geri görüş kamerası gibi özellikler de bulunuyor. Segmentinde tek kez Yansıtmalı Renkli Gösterge Ekranına (head-up display) da sahip olan Proace City, önemli verileri ekrana aracın camına yansıtarak sürüş konforunu ve güvenliğini artırıyor. Yansıtmalı renkli gösterge ekranına hız limitleri, mevcut hız ve güvenlik uyarıları renkli ve okunaklı bir biçimde sürücüye aktarılıyor. Standartların üzerinde güvenlik seviyesi Toyota Proace City güvenlikten de ödün vermiyor. Kullanıcıların önceliklerini düşünerek tasarlanan Proace City’de üst düzey güvenlik sistemleri sunuluyor. Binek otomobillerde bulunan son aktif (Devamı için tıklayın)

  • Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW’nin, lüksü ferah bir sürüş keyfi ile buluşturan modeli Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, 2.0 litrelik benzinli motor seçeneğiyle Türkiye’de yollarla buluşuyor. Yeni BMW 630i Gran Turismo, 1.404.000 TL’lik başlangıç fiyatıyla Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda yerini alıyor. BMW tutkunlarına benzersiz bir sürüş keyfi yaşatmaya hazırlanan Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, dinamik tasarımı, yekpare Böbrek Izgaraları ve BMW Laserlight farları ile dikkatleri çekiyor. Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, güçlü tasarım dili, coupé tasarımdan ilham alan tavan çizgisi ve trapezoid egzoz çıkışlarının yer aldığı geniş arka tasarımı ile sportif iddiasını ortaya koyuyor.  Şık ve ferah iç tasarımı üst düzey bir konfor sunarken, spor deri direksiyon ve parlak siyah kumanda öğeleri gibi yüksek kaliteli malzemeler ise iç tasarımın lüks ve dinamik detaylarına vurgu yapıyor. Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, 3070 mm’lik aks mesafesi, 5091 mm uzunluğu, 1902 mm genişliği ve 1538 mm yüksekliğiyle 5 kişi için ideal bir yaşam alanı oluştururken, 600 litrelik bagaj kapasitesiyle de sınıfının en iyi değerlerinden birini sunuyor. Arka koltukları yatırıldığında ise Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo’nun bagaj hacmi 1800 litreye ulaşabiliyor. Ülkemizde TwinPower Turbo teknolojisine sahip 2.0 litrelik benzinli motor seçeneğiyle yollarla buluşacak Yeni BMW 630i Gran Turismo, 258 BG güç ve 400 Nm tork değerleriyle performans konusunda sınıfında bir adım öne çıkıyor. Güçlü motoruyla birlikte sadece 6,5 saniyede 0’dan 100 km/s hızlanmasını tamamlayan Yeni BMW 630i Gran Turismo maksimum 250 km/s hıza ulaşabiliyor. Performans ve verimliliğin tek bir modelde vücut bulduğu Yeni BMW 630i Gran Turismo, 100 kilometrede ortalama 7,3 litrelik tüketim değeri sunuyor. Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, ileri mühendislik yöntemleriyle tasarlanan süspansiyon bileşenlerini, optimum dinamizm sağlayan sürüş teknolojisiyle bir araya getiriyor. Yürüyen aksam kumanda sistemi, entegre 2 akslı havalı süspansiyon ile birlikte dinamik bir sürüş konforu sunuyor. Hızlı viraj dönüşleri sırasında aktif savrulma önleyici dengeleme sistemi, otomobilin eğimini telafi ederek sürüş dinamiklerine katkıda bulunuyor. Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, markanın ürün gamının en üstünde yer alan BMW 7 Serisi ve BMW 8 Serisi modelleriyle ile birlikte BMW Dingolfing fabrikasında üretiliyor. Sunduğu zengin donanım seçenekleriyle dikkat çeken Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo, BMW Laserlight farları ile konvansiyonel farların yaklaşık 2 katı kadar bir mesafeyi aydınlatabiliyor. Farlardaki mavi detaylar ve “BMW Laser” yazısı modelin yüksek teknolojisine vurgu yapıyor. Türkiye’de standart olarak sunulan panoramik cam tavan, tek bir düğmeye basılarak veya otomobilin anahtarı yardımıyla tam otomatik olarak açılıp kapanabiliyor. Vites seçim kolu ile sıcaklık ve ses kadranlarının yanı sıra iDrive Butonu çerçevesi gibi kumanda öğelerine ait opsiyonel olarak sunulan seramik kaplamalar, üst düzey kalite ve lüks bir görünüm yaratıyor. Yeni BMW 630i Gran Turismo, Türkiye’de geniş standart donanım seviyesi ile Luxury Line ve M Sport olmak üzere iki farklı tasarım seçeneği ile sunuluyor. 4-bölgeli Otomatik Klima, Ön ve Arka Koltuk Isıtma, Konfor Erişim Sistemi, Soft-Close Vakumlu Kapılar gibi donanımlarla Yeni BMW 630i Gran Turismo, otomobile giriş anından itibaren yüksek standartlarda konfor sunarken, 16 hoparlörlü Harman/Kardon Ses Sistemi, yüksek çözünürlüklü 12,3 inç bilgi-eğlence ekranı ve tam dijital 12,3 inç gösterge panelinden oluşan modern BMW Live Cockpit Professional, Kablosuz Şarj ve Akıllı Telefon Arayüzü gibi donanımlarla modern teknolojileri BMW tutkunlarıyla buluşturuyor. Standart sunulan olarak Profesyonel Sürüş Asistanı, sıkışık trafikte sürüş koşullarına en uygun konforu ve güvenliği sağlıyor. Sürüş Asistanının içeriğine ek olarak, genişletilmiş fonksiyonlara sahip Direksiyon ve Şerit Kontrol Asistanı, Şerit Değiştirme Asistanı ve aktif yandan çarpışma koruması özellikli Şeritte Tutma Asistanı Yeni BMW 6 Serisi Gran Turismo’da sunulan özellikler arasında. | 6 Mart 2021 : 10.00

  • Porsche, ilk tamamen elektrikli CUV modeli Taycan Cross Turismo’nun dünya prömiyerini gerçekleştirdi ve 4 farklı versiyonunu tanıttı. Dört tekerlekten çekiş sistemi ve 93,4 kWh kapasiteye sahip Performans Plus Bataryası’nın standart olarak sunulduğu bu yeni model, diğer Taycan modellerinde olduğu gibi 800 voltluk bir sistemle çalışıyor. Porsche tamamen elektrikli spor otomobil yelpazesini Taycan Cross Turismo ile genişletiyor. Taycan modellerinde olduğu gibi Taycan Cross Turismo’da da 800 volt mimariye sahip yenilikçi bir elektrikli sürüş ön plana çıkıyor. Dört tekerlekten çekişli ve adaptif havalı süspansiyonlu yeni yüksek teknolojili şasi, off-road koşullarında dinamik özelliklerden taviz vermeyen bir performans sağlıyor. Arka koltukta yolcular için sunulan 47 milimetre daha fazla baş mesafesi ve 1.200 litreyi aşan bagaj kapasitesi Cross Turismo modelini gerçek anlamda çok yönlü bir otomobil haline getiriyor. 2019 yılında, ilk tamamen elektrikli Porsche modelini pazara sunarak elektromobilite alanında önemli bir mesaj verdiklerini ileten Porsche AG Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Blume, “Kendimizi sürdürülebilir mobilite alanında öncü olarak görüyoruz: 2025 yılına kadar otomobillerimizin yarısında tam elektrikli ya da plug-in-hibrit sistemleri ile elektrikli bir sürüş mümkün olacak şekilde plan yapacağız. 2020 yılında, Avrupa’da satışını yaptığımız otomobillerin üçte birinde elektrikli aktarma organları bulunuyordu. Elektromobilite bizim geleceğimiz. Taycan Cross Turismo ile geleceğe doğru büyük bir adım daha atıyoruz.” dedi. Taycan 4 Cross Turismo, Taycan 4S Cross Turismo, Taycan Turbo Cross Turismo ve Taycan Turbo S Cross Turismo olmak üzere dört farklı versiyon lansmanla birlikte pazara sunuluyor. 280 kW (380 PS) motor güce sahip Taycan 4 Cross Turismo, kalkış kontrolü ile aktif olan güç yüklemesi sayesinde 350 kW (476 PS) güç üreterek, 0’dan 100 km’ye 5,1 saniyede çıkabiliyor. 220 km/sa azami hıza ulaşan otomobil 389 – 456 km arasında menzil (WLTP) sunuyor. 360 kW (490 PS) güce sahip Taycan 4S Cross Turismo, kalkış kontrolü ile aktif olan güç yüklemesi sayesinde 420 kW (571 PS) güç üreterek, 0’dan 100 km’ye 4,1 saniyede ulaşabiliyor. Azami hızı 240 km/sa olan otomobil, 388 – 452 km arasında bir menzile (WLTP) sahip. Taycan Turbo Cross Turismo ise, 460 kW (625 PS) güç üretiyor ve 395 – 452 km menzile (WLTP) sahip. Kalkış kontrolü ile aktif olan güç yüklemesi sayesinde 500 kW (680 PS) güç üreten modelin, 0-100 km/sa hızlanma süresi  3,3 saniye, 250 km/sa’lik bir azami hız değerine ve 395 – 452 km arasında bir menzile (WLTP) sahip. Ailenin son üyesi Taycan Turbo S Cross Turismo, 460 kW (625 PS) motor gücüne sahip. Otomobil, kalkış kontrolü ile aktif olan güç yüklemesi sayesinde 560 kW (761 PS) güç üreterek, 0’dan 100 km’ye 2,9 saniyede ulaşabiliyor. 250 km/sa azami hıza ulaşan versiyon 388 – 419 km menzile (WLTP) sahip. Dört tekerlekten çekişli ve adaptif süspansiyon dört modelin tamamında da standart olarak sunuluyor. Opsiyonel Off-road dizayn paketi yerden yüksekliği 30 mm’ye kadar artırıyor. Bu özellik, Cross Turismo modelini off-road koşullarında da kullanılabilecek ideal bir otomobile dönüştürüyor. Standart “Gravel Mode” yeni modelin engebeli yollarda kullanıma uygunluğunu artırıyor. 2018 Cenevre Otomobil Fuarı’nda sergilenen Mission E Cross Turismo konsept otomobille büyük benzerlik gösteren model, silüetinde arka kısma doğru aşağıya eğimli seyreden ve Porsche tasarımcıları tarafından “uçuş hattı” olarak ifade edilen sportif tavan hattıyla dikkat çekiyor. Off-road dizayn paketi içerikleri arasında tekerlek kemeri detayları, ön ve arka alt paneller ve yan etekler bulunuyor. Off-road dizayn paketinin bir parçası olarak, Cross Turismo’da ön ve arka tamponların köşelerinde ve eteklerin uçlarında özel kapaklar bulunuyor. Bu unsurlar çarpıcı bir dış görünüme kavuşturmanın yanı sıra taşlara karşı da koruma sağlıyor. Porsche eş zamanlı olarak iki e-bisikleti de pazara sunuyor: eBike Sport ve eBike Cross. Zamana meydana okuyan tasarımlarının yanı sıra güçlü ve sürdürülebilir çekiş teknolojileriyle bu e-bisikletler Taycan Cross Turismo ile mükemmel uyum sağlıyor. Porsche, Taycan Cross Turismo için boyut ve kullanım açısından standartları yeniden belirleyecek ve üç bisiklete kadar taşıma imkanı  sunan bir arka taşıyıcıyı geliştirdi. Farklı bisiklet türleri için de kullanılabilen taşıyıcı üzerinde bisiklet bulunduğunda dahi bagaj kapağı açılabiliyor. 2020 yılı Ekim ayında Türkiye’de satışa sunulan Porsche’nin tamamen elektrikli ilk spor otomobil modeli Taycan, 2020 yılında Türkiye’de en çok satılan tamamen elektrikli otomobil modeli oldu. Porsche Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Selim Eskinazi, “Porsche AG’nin global stratejisi kapsamında elektromobilite alanına yaptığı yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Bugün tamamen elektrikli Cross Turismo modelleri tüm dünyaya tanıtıldı. Türkiye’de Haziran ayında satışa sunacağımız yeni Porsche Taycan Cross Turismo modellerinin de olumlu etkisiyle 2021 yılında satışını gerçekleştireceğimiz Porsche araçların yarısından fazlasının tamamen elektrikli modellerden oluşmasını hedefliyoruz.” dedi. | 5 Mart 2021 : 09.41

  • Hyundai’nin Türkiye’de üretilecek yeni B-SUV modeli Bayon, resmen tanıtıldı. Kompakt gövdeye ve geniş bir iç mekana sahip Bayon, gelişmiş bağlantı özelliklerine de sahip. Hyundai, yeni B-SUV modeli Bayon ile müşterilerine daha fazla seçenek sunmuş oluyor. Hyundai, yeni crossover SUV modeli Bayon’u resmi olarak tanıttı. Tamamen Avrupa pazarı için geliştirilen Bayon, markanın SUV ürün gamını genişletmesinde önemli bir rol oynayacak. Bayon, kompakt bir gövde tipine, geniş bir iç mekana ve uzun bir güvenlik donanım listesine sahip. Ayrıca, gelişmiş bağlantı özellikleriyle de mobilite çözümlerini kusursuz bir şekilde sunan otomobil, segmentindeki beklentileri rahatlıkla karşılayabiliyor. Hyundai’nin mevcut SUV modellerindeki şehir isimleri stratejisini devam ettiren Bayon, adını Fransa’daki Bask Bölgesi’nin başkenti Bayonne’dan alıyor. Ülkenin güneybatısında, şirin bir tatil destinasyonu olan Bayonne, tamamen Avrupa için üretilen bir modele yine Avrupalı müşterilerin beklentileri karşılayacak bir nitelikle ilham vermiş oluyor. Hyundai Motor Avrupa Pazarlama ve Ürün Başkan Yardımcısı Andreas-Christoph Hofmann, yeni modelle ilgili olarak “SUV gövde tipi dünya çapında popülaritesini artırmaya devam ederken, Hyundai de bölgede artan talebe hızla yanıt vermek için yepyeni bir model üretti. Bayon, kullanışlı bağlantı ve güvenlik özellikleri, şık bir tasarımı ve Hyundai imzalı 48 volt hafif hibrit teknolojisiyle kendi segmentinde öne çıkıyor” dedi. Farklı bir tasarım Hyundai Bayon, rakiplerine göre çok daha farklı bir tasarım özelliklerine sahip. Konfor ve kullanışlılık göz önünde bulundurularak tasarlanan otomobilde göz alıcı oranlar ve güçlü grafik özellikleri var. Bu sayede diğer modellerden rahatlıkla ayırt edilebiliyor. Hyundai SUV ailesindeki en son tasarım ürünü olan Bayon, oran, mimari, stil ve teknoloji arasında müthiş bir uyum da gösteriyor. Hyundai’nin yeni tasarım kimliği olan Sensuous Sportiness yani Duygusal Sportiflik çerçevisinde hazırlanan otomobil, yenilikçi çözümleriyle de şık görünümü birleştiriyor. Bayon, ön tarafta geniş bir ızgara ile kendisini ifade etmeye başlıyor. Aşağı ve yana doğru açılan ızgaranın her iki tarafında geniş hava açıklıkları bulunuyor. Üç parçadan oluşan aydınlatma grubu, gündüz sürüş farları, kısa ve uzun farlar olmak üzere araca şık bir ambiyans kazandırıyor. Genişlik hissini vurgulayan gündüz sürüş farları, kaputun ucuna doğru konumlandırılmış. Ön tamponun alt kısmındaki gri renkli bölüm ise otomobilin karakteristik SUV kimliğini pekiştirmiş oluyor. Bayon’un yanında ise dinamik bir omuz çizgisi bulunuyor. Kama şeklindeki bu sert ve keskin çizgi, ok şeklindeki arka stop lambaları, tavana doğru uzanan C sütunu ve arka kapıya doğru çizgi şeklinde geçiş yapan yatay hat ile muazzam bir uyum sergiliyor. Yandaki bu sert ve keskin çizgiler sayesinde üstün bir mimari sunan tasarım felsefesi, otomobile genişlik hissi de kazandırıyor. Otomobilin arkasında ise tamamen farklı bir tasarım özelliği karşımıza çıkıyor. Daha önce hiç bir Hyundai modelinde kullanılmayan bu tasarım çizgisi, tıpkı önde olduğu gibi otomobilin genişlik ve SUV hissini belirgin bir şekilde ortaya çıkarıyor. Arka stop lambaları ok şeklinde verilirken orta kısımda siyah bir bölüme yer verilmiş. Bu açısal çizgiler ve siyah parça sayesinde hacim vurgulanırken aynı zamanda bagaj ve tampon arasındaki ters ve eğik geçişler de görsel olarak benzersiz ve etkileyici bir tasarım sunuyor. LED stop lambaları ve gri renkli difüzör de bu canlı bölümü destekleyen bir diğer unsur. SUV gövde tipine uygun bir şekilde geliştirilen alüminyum alaşımlı jantlar, BAYON’da donanım seviyesine göre 15, 16 ve 17 inç çapında veriliyor. Hyundai Bayon, toplam dokuz dış renk seçeneği ile üretim bandına girecek. Ayrıca, isteğe bağlı olarak iki tonlu tavan rengiyle de satın alınabilecek. Bayon, ferah ve geniş bir iç mekana sahip. Ön ve arka yolcuların konforunu en üst düzeye taşıyan iç mekanda bagaj alanı da ailelerin kullanımı için son derece yeterli. İç mekanda 10,25 inç dijital göstergeye ve yine 10,25 inç bilgi eğlence ekranına sahip otomobilde donanıma göre 8 inçlik bir ekran daha bulunuyor. Ayrıca, otomobilin kokpitinde, kapı kollarında ve saklama ceplerinde iç mekanı şıklaştıran LED ortam aydınlatması da bulunuyor. Otomobil, üç farklı iç mekan rengi ile satışa sunulacak. Tamamen siyah, koyu-açık gri ve koyu gri ve yeşil dikişli döşemelerle beraber sürücünün iç mekana odaklanmasını sağlayacak sakin bir atmosfer sunuluyor. Diğer Hyundai modellerinde olduğu gibi Bayon’da da segmentine öncülük eden gelişmiş bir donanım listesi bulunuyor. Kullanıcıların tüm beklentilerini karşılayacak şekilde hazırlanan otomobilin bağlantı teknolojisi, sınıfının en iyi dijital kokpit ve birinci sınıf bilgi eğlence özellikleri sunmasını sağlıyor. Günümüzün en önemli gereksinimlerinden biri haline gelen kablosuz şarj, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto ile birlikte öne çıkan BAYON, böylelikle B-SUV segmentinde maksimum konfor ve rahatlık sunmuş oluyor. Önde ve arkada yer alan USB bağlantı noktaları ile tüm mobil cihazlar şarj edilebilirken aynı zamanda üst düzey bir müzik keyfi için Bose ses sistemine de yer veriliyor. Hyundai Bayon, B-SUV segmenti bir aracın tüm karakteristik özelliklerini rahatlıkla sağlıyor. Başta yakıt verimliliği olmak üzere kullanım konforu ve yeterli yükleme alanı sunuyor. Kompakt dış boyutlarıyla şehir içi ve dışı trafikte rahat kullanım özellikleri sunan aile dostu otomobilin iç mekanı da yüksek oturma pozisyonu sayesinde SUV havasını yansıtıyor. Otomobilde 411 litrelik bir bagaj alanı var. Bayon böylece kompakt boyutlarına rağmen daha büyük bir bagaj hacmi ile geliyor. Kaydırılabilen akıllı bagaj pandizotu sayesinde yüksek boyutlu eşyaları taşırken fonksiyonellik de unutulmuyor. SUV otomobilin uzunluğu 4.180 mm, genişliği 1.775 mm ve yüksekliği de 1.490 mm. Bayon, 2.580 mm dingil mesafesine sahip ve ideal bir diz mesafesi sunuyor. Bu yeterli mesafe ile önde veya arkada oturan yolcular son derece rahat bir sürüş deneyimi yaşamış oluyorlar. Bu rakam ön tarafta 1.072 mm, arkadaysa 882 mm olarak veriliyor. Bayon, 17 inç jant lastik kombinasyonuyla beraber 183 mm’ye kadar yerden yükseklik de sunuyor ve diğer B-SUV modellerden daha yüksek olarak öne çıkıyor. Bayon, güvenli ve sağlam bir otomobil olmasını donanım listesindeki gelişmiş güvenlik ekipmanlarına borçlu. Diğer Hyundai SUV modellerinde olduğu gibi SmartSense güvenlik özellikleriyle donatılan otomobilde çoğu sistem standart olarak sunuluyor. Yarı otonom sürüş özelliğiyle rakiplerinden ayrılan Bayon, şerit takip asistanı (LFA) ile şeritten ayrılmamak için sürücüsüne yardımcı oluyor. Ön Çarpışma Önleme Yardımcısı (FCA) ise öndeki araca veya nesneye yaklaşırken öncelikli olarak sürücüyü sesli ve görsel olarak uyarıyor. Eğer sürücü fren yapmaz ise çarpışmanın meydana gelmesini önlemek için otomatik olarak kendisi fren yapmaya başlıyor. Bayon ayrıca, muhtemel bir odak sorunu halinde sürücünün dikkatini toplaması için yine uyarılarda bulunmaya başlıyor. Sürücü Dikkat Uyarısı (DAW), uykulu veya dikkatsiz sürüşü algılamak için sürüş tarzını sürekli olarak analiz ediyor. Bu sistem, önündeki araç ilerlemeye başladığında hareket etmesi için sürücüyü uyaran Araç Kalkış Uyarısı (LVDA) ile (Devamı için tıklayın)

  • Lotus, Elise ve Exige’in Final Edition’ı  ile  yirmi yıldır İngiliz markasının özünü oluşturan iki spor otomobile veda ediyor.  Final Edition, benzersiz stilistik eklemeler, ek donanımlar, güç artışları ve şimdiye kadar ki en kapsamlı iç ve dış özellikler listesini sunuyor. Elise ve Lotus’un geçmişinden bazı ikonik renk şemalarına geri dönerek, hem Elise Sport 240 hem de Elise Cup 250 için yeni bir renk seçimi tanıtıldı. İki otomobilde de  ortak olan  en büyük değişiklik, biri geleneksel kadran setine sahip, diğeri dijital hız okumalı yarış arabası tarzı ve motor hız çubuğu olmak üzere iki ekran seçeneğiyle tamamen yeni TFT dijital gösterge panelinin yer alıyor olması. Direksiyon simidi deri ve alcantara kaplama ile yeni bir tasarıma sahip. Daha uzun sürücüler için daha iyi bacak açıklığı oluşturmak ve giriş-çıkışa yardımcı olmak için düz bir taban sunuyor. Her otomobil bir Final Edition üretim plakası, yeni koltuk döşemesi ve dikiş desenleriyle birlikte geliyor. Elise Sport 240 Final Edition, revize edilmiş bir kalibrasyonda fazladan 23 bg kazanır ve böylece Sport 220’nin yerini alır. 240 bg ve 244 Nm tork sağlayan motor, çarpıcı gerçek performansı ve sınıfında lider verimlilik sağlayacak şekilde ayarlandı. 0-60mph sprint, ton başına 260bhp’lik güç-ağırlık oranı sayesinde 4,1 saniyede tamamlanıyor. 177 g/km CO2 emisyonu, sunulan performans için son derece düşük. Otomobil, standart olarak 10 kollu Antrasit hafif dövme alaşım jantlarla birlikte gelir (6J x 16 ”ön ve 8J x 17” arka). Elise Sport 220’nin tekerleklerinden 0,5 kg daha hafifler ve Yokohama V105 lastiklerle (195/50 R16 ön ve 225/45 R17 arka). Eşik kapakları ve motor kapağı, lityum iyon pil ve hafif polikarbonat arka cam dahil olmak üzere çok çeşitli isteğe bağlı karbon fiber panellerle daha fazla ağırlık tasarrufu sağlanabilir. Seçilen tüm hafif seçeneklerle Elise Sport 240’ın ağırlığı 922kg’dan 898kg’a düşüyor. Elise Cup 250’nin performansının anahtarı, gücü ve hafifliği ile bağlantılı aerodinamik ve bastırma kuvveti. Ön ayırıcı, arka kanat, arka difüzör ve yan zemin genişletme gibi aerodinamik olarak optimize edilmiş bileşenlerle, bu Final Edition otomobil 100 mil/saat’te 66 kg bastırma kuvveti ve 154 mil/saat maksimum hızda 155 kg bastırma kuvveti üretiyor. Araba, Yokohama A052 lastiklerle (195/50 R16 ön ve 225/45 R17 arka) yeni 10 kollu Elmas Kesim ultra hafif M Sport dövme jantlar (7J x 16 “ön ve 8J x 17” arka) taşıyor. Kapsamlı standart donanım listesi, mevcut aerodinamik bastırma kuvvetini en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olmak ve efsanevi Elise yol tutuşunu korurken tutuşu artırmak için Bilstein spor amortisörleri ve ayarlanabilir viraj demirlerini içerir. Ayrıca standart olarak hafif bir lityum iyon pil ve polikarbonat arka cam da bulunur. Elise Sport 240 Final Edition’da olduğu gibi diğer hafif karbon fiber seçenekleri de mevcut olup, kütleyi sadece 931 kg’lık boş bir ağırlığa indirgemekte. Exige serisi, son üretim yılında üç yeni modelle kutluyor. Exige Sport 390, Exige Sport 420 ve Exige Cup 430. Hepsi 3.5 litrelik süper  şarjlı  V6′ ile güçlendirildi. Hepsinde hala ortak olan Elise’de bahsedilen aynı ekipman: eşi görülmemiş dijital gösterge paneli (TFT), yeni direksiyon simidi, yeni kaplamalı koltuklar ve “Final Edition” plakasıdır.  Elise Final Edition serisi gibi, Exige de tarihindeki önemli arabaları temsil eden bir dizi yeni renkte mevcuttur. Renkler aynı  zamanda modelin geçmişini de ifade eder ;  Metalik Beyaz ve Metalik Turuncu. Yeni Exige Sport 390, eski Exige Sport 350’nin yerini alıyor. 47bhp’lik güç artışı, 397bhp ve 420Nm üretmek için şarj soğutmalı Edelbrock süperşarjına bağlı revize edilmiş bir kalibrasyondan geliyor. 1,138 kg’lık hafif bir ağırlığa sahip olan Exige Sport 390, 172mph’lik azami hıza ulaşmadan önce sadece 3,7 saniyede 60mph’ye çıkıyor. Gelişmiş aerodinamikler dikkatli bir şekilde dengelenmiştir ve en yüksek hızda toplam 115 kg olmak üzere arkada 70 kg ve önde 45 kg bastırma kuvveti oluşturur. Bu gücü yola koymak için Exige Sport 390, 10 kollu gümüş hafif dövme alaşım jantlara (7,5J x 17 ”ön ve 10J x 18” arka) ve Michelin PS4 lastiklere (205/45 ZR17 ön ve 265/35) sahiptir. ZR18 arka). Exige Sport 420 Final Edition, fazladan bir 10hp kazanır ve giden Sport 410’un yerini alır. Bu, mevcut en hızlı Exige, 180mph’de tepesi, 0-60mph 3,3 saniyede tamamlanır. 1,110 kg ve 420 bg’lik hafif ağırlığı (ton başına 378 bg’lik bir güç verir) ve süper şarjlı ve şarj soğutmalı V6 motordan 427 Nm, düz bir tork eğrisi ve maksimum devirlere ulaşılabilen maksimum güç ile Exige, sınıfının en eksiksiz sürüş arabası. Standart ekipmanların listesi etkileyici. Ön ve arka Eibach viraj demirleri ayarlanabilir ve üç yönlü ayarlanabilir Nitron amortisörler farklı yüksek ve düşük hızlı sıkıştırma ayarlarına izin verir. Araba, Michelin Pilot Sport Cup 2 lastiklerle (215/45 ZR17 ön ve 285/30 ZR18 arka) 10 kollu Antrasit hafif dövme alaşım jantlar (7,5J x 17 “ön, 10J x 18” arka) kullanıyor. Durdurma gücü, dövme, dört pistonlu kaliperler ve iki parçalı J-kancalı fren disklerine sahip AP Racing frenlerinden gelir. Daha yüksek termal kapasite ve iyileştirilmiş kapanış ile bu diskler, daha tutarlı pedal hissi ve daha büyük, solmaz performans için iyileştirilmiş döküntü temizleme ve azaltılmış titreşim sunar. Tutarlı bir 430bhp için şarjlı soğutulmuş ve 171 kg bastırma kuvveti üretme kapasitesine sahip olan bu, hepsine hükmedecek yol ve palet aracı. Radikal aero paketi gösteriş için değil; Exige Cup 430, 100mph’de Exige Sport 390’ın 170mph’de yaptığı kadar bastırma kuvveti üretir. Yalnızca 1.110 kg ağırlığındaki güç-ağırlık oranı ton başına şaşırtıcı 387 bg’ye ulaşır. 2,600rpm’den 440Nm tork ile 0-60mph, 174mph’lik azami hıza giderken 3,2 saniyede tamamlanır. Önde 76 kg ve arkada 95 kg daha üreten otomobil ile tüm hızlarda bastırma kuvveti dengelenir ve toplam 171 kg verir. Exige Cup 430 ile ilgili her şey, ister yolda ister pistte olsun performansa odaklı. Her otomobilde ön ayırıcı, ön erişim paneli, tavan, difüzör çevresi, genişletilmiş hava giriş yan bölmeleri, tek parça bagaj kapağı ve yarıştan türetilmiş arka kanat dahil olmak üzere motor sporları sınıfı karbon fiber paneller gelir. Dirsek yönlendirmeyi artırmak için revize edilmiş direksiyon kolu geometrisine ek olarak, kullanım özellikleri, standart olarak bulunan Nitron üç yönlü ayarlanabilir amortisörler (yüksek ve düşük hızda sıkıştırma artı geri tepme ayarı) ve Eibach ayarlanabilir ön ve arka viraj denge çubukları aracılığıyla değiştirilebilir. Michelin Pilot Sport Cup 2 lastikleri (215/45 ZR17 ön ve 285/30 ZR18 arka) ultra hafif 10 kollu elmas kesim hafif dövme alaşım jantlara (7,5J x 17 “ön, 10J x 18” arka) takılmıştır. Frenleme, (Devamı için tıklayın)

  • Porsche 911 ailesinin en yeni üyesi GT3 tanıtıldı. Porsche’nin yarış pistlerindeki deneyimini günlük kullanıma aktardığı 911 GT3, gelişmiş aerodinamik özellikleri ve yüksek performansıyla sıradışı bir sürüş deneyimi sunuyor. 510 PS güç sunan yeni 911 GT3, 0’dan 100 km/sa hıza ise sadece 3.4 saniyede ulaşıyor ve 320 km/sa azami hıza sahip. Porsche, motor sporları uzmanlığıyla geliştirdiği 911 GT3 modelini tanıttı. Yüksek performanslı spor otomobil Porsche’nin kusursuz yarış teknolojisini gözler önüne seriyor. GT3, çift salıncaklı ön aks düzeni, kuğu boynu arka kanat, yeni difüzörle geliştirilmiş aerodinamik özelliklerinde başarılı GT yarış otomobili 911 RSR modelini; 375 kW (510 PS) dört litrelik altı silindirli boxer tip motorunda ise temeli dayanıklılık olan yarışlarda başarısını kanıtlamış 911 GT3 R modelinde kullanılan aktarma organlarını referans alıyor. Yeni 911 GT3, 320 km/sa azami hızıyla önceki 911 GT3 RS modelinden daha hızlanmış olarak karşımıza çıkıyor sadece 3,4 saniyede sıfırdan 100 km/sa hıza ulaşıyor. Motor yarışlarından kazanılan deneyimlerden faydalanılarak geliştirilen aerodinamik tasarım, hava sürtünme katsayısını belirgin bir şekilde etkilemeden daha fazla bastırma kuvveti oluşturuyor. Performans konumunda, manuel olarak ayarlanan kanat ve difüzör elemanları, virajlarda aerodinamik basıncı önemli ölçüde artırıyor. 17 saniye daha hızlı Porsche tarafından geliştirilen tüm spor otomobiller için geleneksel bir lokasyon olan Nuerburgring-Nordschleife pistinde test edilen Yeni 911 GT3, bir önceki versiyonundan 17 saniye daha kısa bir sürede turu tamamlayarak daha iyi bir derece elde etti. Test pilotu Lars Kern, 20,8 kilometrelik turu 6:59.927 dakikada tamamlarken, daha önce kıstas olarak kullanılan 20,6 kilometrelik kısa pisti ise 6:55.2 dakikada tamaladı. Daha geniş bir gövdeye, daha büyük tekerleklere ve ek teknik özelliklere rağmen, manuel şanzıman ile 1,418 kg, PDK ile 1,435 kg olan yeni GT3’ün ağırlığı önceki modelle aynı seviyede. Karbon fiber takviyeli ön kaput, hafifletilmiş camlar, optimize edilmiş fren diskleri ve dövme hafif alaşım jantlar ağırlık bakımında önemli avantajlar sunuyor. Hafifletilmiş spor egzoz sistemi de, ağırlığı azaltan bir başka yenilik. Ayrıca elektrikli ayara sahip egzoz kanatları, son derece heyecan verici bir ses deneyimi yaşatıyor. 911 GT3’ün ortalama yakıt tüketimi değeri 6-ileri vitesli manuel şanzıman ile 13,3 litre/100 km, PDK ile ise 12,4 litre/100 km. Yarış genleri iç mekana taşındı Yarış genleri, yeni 911 GT3’ün neredeyse tüm ayrıntılarında göz önüne seriliyor. 10.000 devire kadar ulaşan merkezi devir göstergesinin solunda ve sağında bulunan dijital ekranlar tek tuşla lastik basınç göstergesi, yağ basıncı, yağ sıcaklığı, yakıt deposu seviyesi ve su sıcaklığı gibi bilgileri gösteriyor. Ayrıca, devir göstergesinin solunda ve sağında renkli çubuklara sahip görsel bir vites değiştirme asistanı ve vites lambası yer alıyor. Özellikle Porsche GT modelleri için müşteriler, giderek daha fazla özelleştirilmiş ekipman talebinde bulunuyor. Bu nedenle, Porsche Exclusive Manufaktur ile yeni 911 GT3 için de açıkta kalan karbon fiberden yapılmış hafifletilmiş tavan gibi özgün seçenekler de sunuluyor. Diğer öne çıkan özellikler arasında karbon dış ayna kapakları, karartılmış LED matrix farlar ve kırmızı bileşen içermeyen özel tasarım arka lambalar yer alıyor. Guards Kırmızı veya Köpekbalığı Mavisi boyalı jantlar, siyah alaşımlı jantları vurguluyor. İç mekanda, devir göstergesi kadranları ve Sport Chrono kronometre, emniyet kemerleri ve trim şeritleri gibi donanım detayları gövde renginde veya arzu edilen diğer renkte şık tasarımsal vurguları oluşturuyor. Porsche Design’ın, yüksek performanslı spor otomobil müşterilerine özel olarak sunduğu özel kronograf, 911 GT3’ün kendisi kadar ayrıcalıklı. Kronograf da GT3 gibi dinamik bir tasarıma, tutarlı performansa ve yüksek kaliteli işçiliğe sahip. Gövdesi, Motor Sporları genlerini yansıtıyor. Tıpkı GT3 motorunun piston çubukları gibi, sağlam, hafif titanyumdan oluşuyor. Kronometre, 911 GT3’ün tekerleklerini anımsatan bağımsız bir bobin rotoru tarafından destekleniyor. Kadranın renkli halkası ise 911 GT3’ün boya renklerinde özelleştirilebiliyor. Porsche, yeni 911 GT3’ü Mayıs 2021’de tüm dünyada satışa sunmayı hedefliyor. Porsche Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Selim Eskinazi, “Porsche’nin efsanevi ve ikonik modeli 911 lansman dönemleri bizler tarafından da heyecanla bekleniyor. Kusursuz ve heyecan verici bir model olan yeni 911 GT3 tüm Dünya ile eşanlı olarak siparişe açılmış olup, özel sipariş ile Türkiye’de Porsche tutkunlarıyla buluşturacağız.” dedi. | 16 Şubat 2021 : 18.10

  • DS Automobiles gelişimine devam ediyor. DS 7 Crossbdck, DS 3 Crossbdck ve DS 9’un ardından DS 4 markanın yeni jenerasyonunun dördüncü modeli olarak avant-garde tasarımını ortaya koydu. Hala stratejik olarak oldukça önemli bir yeri olan kompakt premium segmentteki DS 4, kendine özgü şekliyle üç farklı yenilikçi versiyon ile sunuluyor: DS 4, DS 4 CROSS ve DS 4 PERFORMANCE LINE. DS 4, benzersiz uzmanlığın ileri teknolojiyle buluşmasından doğan rakipsiz ve karizmatik tasarımıyla farkını belli ediyor. Süregelen beklenmedik sağlık sorunlarına rağmen hala dünya çapında pazar payı yükselişte olan karlı bir marka olarak, DS Automobiles, DS 4 ile gelişimine hız katıyor. Elektriğe geçiş alanında kendine has ve dünyaca tanınmış uzmanlığın verdiği güvenden güç alan yeni kompakt premium seçenek, yeni hayranlar kazanmak için rafinelik ve en güncel mühendisliği sunuyor. Ürün Direktörü, DS Automobiles Marion David “DS 4, kompakt premium segmentin ana hatlarını yeniden belirlemek için tasarlandı. İki gövde şeklinden etkilenen müşterilerimize özel tasarlandı: modern ve çekici SUV Coupé ile geleneksel kompakt hatchback. Tasarımının her aşamasında, bu iki segmente uygun olma düşüncesi fikirlerimize yön verdi” dedi. Karizmatik tasarım Aero Sport Lounge modelinin hatlarını taşıyor. DS 4 muazzam boyutlara sahip. Harika 1,83 metrelik genişliği ve 20 inçe kadar hafif alaşım jant seçeneklerine ev sahipliği yapan 720 mm’lik büyük tekerlekleri ile, kompakt 4,40 metrelik uzunluğu ve 1,47 metrelik yüksekliği otomobile etkileyici bir görünüm ve akılda kalıcı bir görkem katıyor. Marion David “Daha kalemimizin ilk darbesini bile vurmadan, teknik platformu şekillendirmek için mühendislerimizle iki yıl çalıştık. Yaratıcı sürece başladığımızda yeni bir konsept tasarlamak için sahip olduğumuz manevra imkanı inanılmazdı. Otomobilin DS AERO Sport Lounge konseptinden ilham alarak yaratılmış silüeti, daha önce görülmemiş boyutlarıyla segmentin içinde özel bir yere sahip. Ana hatları atletik, oldukça kaslı, kompakt ve büyük jantlar üzerine oturuyor. İşin sonunda ortaya hem aerodinamik, hem etkili ve hem de karizmatik bir otomobil çıktı.” diye konuştu. Ön taraf yeni, kendine has farıyla karakterize edildi. Oldukça ince farlarda, matrix ve adaptif ışıklandırmayı bir araya getiren DS Matrix Led Vision sistemi bulunuyor. Farlar ek olarak her iki tarafta iki Led hattından, toplam 98 Led’den oluşan gündüz farlarını da içinde barındırıyor. DS Wingd farlarla ızgarayı birbirine bağlıyor. Tercih ettiğiniz modele bağlı olarak bu detay, üç boyutlu ızgarada öne çıkan kademeli büyüklüklerde elmas ucu motifleri bulunan iki parçadan oluşuyor. Ek olarak, uzun kaput, hareket sağlayarak silüete dinamik bir görünüm katıyor. Profil, akıcılıkla keskin hatları bir araya getiriyor. Gizli kapı kolları, yan tasarımdaki heykelsi yüzeyler ile uyum sağlıyor. Gövde tasarımı ile aerodinamik tasarımlı ve 20 inçlik jant seçeneği de olan büyük tekerleklerin oranı DS Aero Sport Lounge konseptinden geliyor. Otomobil bu sayede görkemli ve özel bir görünüme sahip. Arka tarafta tavan, teknik bilgi birikiminin bir göstergesi niteliğindeki emaye yüzey baskılı arka camın dik kavisiyle oldukça aşağı uzanıyor. Silüet, zarif olduğu kadar aerodinamik açıdan etkili de. Arka çamurluklar, kıvrımları ve C sütununu vurgulayan, DS logosunu taşıyan siyah renkli keskin köşeleri ile fit ve güçlü bir tasarım ortaya koyuyor. Arkada, lazer kabartmalı pul efekti ile yeni nesil özgün aydınlatma grubu  bulunuyor. DS 4 aynı gövdenin içinde değiştirilebiliyor. Versiyonların merkezi olarak DS 4’te, özel çamurluk tasarımları, ustalıkla verilen krom dokunuşları ve görkemli, atletik bir duruş sağlayan kontrast siyah tavanı sayesinde zarafet en baskın nitelik. DS 4 CROSS, çamurlukların alt kısmına yapılan özel koruma ve mat siyah boya dokunuşlarıyla SUV’lara gönderme yapıyor. Yan camların çerçevelerinin parlak siyah üst kısımları, parlak siyah ızgara, dikkat çeken alaşım jantlar, tavan rayları ve gövde rengi tavan işe son noktayı koyuyor. Özel bir seçenek olarak DS 4 CROSS, kum, kar ve çamur modlarıyla yüksek yol tutuş sağlayan gelişmiş çekiş kontrol sistemine ve eğim iniş yardımcısına sahip olabiliyor. Daha dinamik olan DS 4 Performans line, siyah tasarım paketiyle siyah dış süslemelere (DS WINGS, arka aydınlanma grubu arasındaki şerit, ızgara ve yan cam çerçeveleri) ek olarak dikkat çeken siyah alaşım jantlar ve özel iç mekan tasarım konseptine sahip. El işçiliği döşemeler, sade ve akışkan iç tasarım. DS 4 dijital, akıcı ve ergonomik bir iç mekana sahip. İşlevleri kadar tasarımı da düşünülen her bir parça bir bütün olarak birbiriyle bağlantılı. Bu akışkanlık DS 4’ün iç mekanında genel bir dinginlik sunmayı amaçlayan yenilikler sayesinde. Seyahat sanatı, deneyimi kolaylaştırmak için üç ara yüz bölgesinde gruplanan yeni kontrol düzeni kullanılarak gösteriliyor. Usta saat zanaatkarlarından ilham alınan Clous de Paris giyoş işlemeleri, şu özellikleri vurguluyor: Ön konsoldaki ince şerit, klima kontrolünü ve DS AIR’i bir araya getiriyor: gizli havalandırma çıkışları, otomatik cam düğmeleri, kapıya yerleştirilmiş olan yan hava çıkışları ile hizalanıyor, DS IRIS Sistemine bağlı 5 inç dokunmatik kontrol ekranı DS Smart Touch ile otomatik vites kutusu için kompakt kontrol düzeneği DS E-Toggle’ın birleşimi orta konsola konumlandırılmış durumda. DS AIR: Gizli havalandırma çıkışları, görünmez kanatlara sahip bir havalandırma sistemidir. Bir koni vasıtasıyla bölünen hava dalgası, hem üste hem de alta mükemmel bir yönlendirmeyi mümkün kılıyor. Tüm sistem, üst düzey verimlilik sunarak geleneksel havalandırma gibi çalışıyor. Dikey eksende kompakt oluşumuyla sade ve bütünleşik bir tasarımı var. Bu, orta konsol tasarımının akıcı ve düzenli bir şekle sahip olmasını sağlıyor. DS 4’ün içi, iki birleşik alandan meydana geliyor: konfor için bir temas bölgesi ve farklı ara yüzler için interaktif bölge. Cam kontrolleri için iki tonlu uygulama, bilişsel algılamayı tetiklemek için tasarlanmış. Malzemeleri arasında farklı deri türleri, Alcantara, dövme karbon, ahşap ve yeni döşeme teknikleri kullanılarak DS 4’ün iç tasarımı zarafet ile teknolojiyi birbirine katıyor. Yeni iç mekan tasarım konsepti, konfora yenilikçi bir anlam katıyor. Havalandırma ve masaj özellikli koltukların şekline özel olarak ilgi gösterilmiş. Konsept, bir deniz kabuğundan ilham alarak tek parçadan oluşan, kavisli ve kesintisiz, yeni bir konfor alanı yaratıyor. Yeni döşeme, ayrıcalıklı bir konfor seviyesine erişmek için kullanılan yüksek yoğunluklu köpüğü kaplıyor. Uzatılmış koltuk ve deniz kabuğu formu, yenilikçi tasarım için beklenmedik bir derinlik sağlıyor. İki tonlu iç yüzeyde, Çakıl Grisi renkli deri koltuklar, konfor alanları için pürüzsüz bir his yaratan düz malzemelerle birleştirilmiş, deri ve Clous de Paris giyoş işlemeli süslemelerle desteklenmiştir. İnteraktif alanın bulunduğu üst kısımda Dişbudak ağacından ahşap süslemeler ve oldukça yüksek kaliteli Criollo Kahvesi Nappa deri kullanılmıştır. DS Automobiles’in en üst düzey ustalığının sembolü olan Criollo Kahvesi Nappa deri saat kayışı tasarımlı koltuklardan oluşan OPERA iç mekan tasarım konsepti, ileri düzey tasarımıyla kendini gösteriyor. Dişbudak ağacından ahşap ve geniş alanlarda Criollo Kahverengi (Devamı için tıklayın)

  • Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW, bugüne kadar ürettiği en güçlü ve performanslı seri üretim modeli olan Yeni BMW M5 CS’i, 635 bg’lik motoru ve olağanüstü sürüş deneyimiyle yılın ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye’de yollarla buluşturmaya hazırlanıyor. Kısa zaman önce tanıtılan Yeni BMW M3 CS, BMW M4 CS ve BMW M2 CS’den sonra BMW M5 CS, M model ailesinin en tepe noktasında yerini almaya hazırlanıyor. BMW’nin sınırlı sayıda üreteceği Yeni BMW M5 CS, lüks görünümüyle birleşen çarpıcı ve sportif performansıyla standartları yeniden belirliyor. Yeni BMW M5 CS’in 4.4 litrelik TwinPower V8 motoru, 6000 devirde 635 bg güç ve 1800-5950 devir aralığında 750 Nm tork üreterek modelin BMW M tarihindeki en güçlü model olmasını sağlıyor. Drivelogic sekiz ileri M Steptronic şanzıman ve M xDrive dört tekerlekten çekiş sistemi Yeni BMW M5 CS’in muazzam gücünü yola aktarmasında yardımcı olurken, saf sürüş performansı isteyenler içinse yalnızca arkadan itiş modu sunuyor. Hafiflikten gelen güç İncelikli bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan hafif tasarım, Yeni BMW M5 CS’in, BMW M5 Competition’a göre yaklaşık 70 kilogram daha hafif olmasına imkan tanıyor. Yeni BMW M5 CS, düşük ağırlığı sayesinde 0-100 km/s hızlanmasını yalnızca 3 saniyede tamamlarken, elektronik olarak sınırlandırılan 305 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Yeni BMW M5 CS’de kullanılan kaput, dış ayna kapakları, arka rüzgarlık, arka difüzör, M Power motor bölmesi kapağı ve susturucu, otomobilin performansını doğrudan etkileyen ağırlığın düşürülmesine katkı sağlayan karbon fiber takviyeli plastikten üretildi. Ayrı ayrı yapılandırılabilen sürüş dinamikleri Yeni BMW M5 CS, arzu edilen sürüş özelliklerinin seçilebilmesi için hem M xDrive sisteminin hem de tüm dinamik sürüş bileşenlerinin ayrı ayrı yapılandırılabilmesine olanak tanıyor. M xDrive sisteminin arka tekerleklere olan güç transferi, otomobile olağanüstü bir çeviklik katarken, güç dağılımı ise ön ve arka tekerlekler arasında değiştirebiliyor. Ayrıca, daha fazla sürüş özelliğinin seçilebilmesi için DSC sisteminin tepkileri ayarlanabiliyor. Sürücüler, 4WD ve 4WD Sport’un yanı sıra arkadan çekiş için 2WD modu sayesinde seçim özgürlüğü sunan Yeni BMW M5, önceki nesillerde yer alan saf sürüş özelliklerinin tamamından faydalanılabilmesine imkan sağlıyor. Değişken Amortisör Kontrolü (VDC) sisteminde sunulan COMFORT, SPORT ve SPORT + modları sayesinde sürücüler, günlük kullanımdan, yüksek performanslı pist sürüşüne kadar birçok farklı sürüş seçeneğine sahip oluyor. Heyecan verici tasarım Karizmatik görünümlü “M5 CS” amblemleri, BMW Böbrek Izgara’sı, havalandırma kanalları ve bagaj kapağında yer alırken, 20 inçlik M alaşım jantlar ise Altın Bronz rengiyle modelin sportif tasarımını güçlendiriyor. BMW Laser farların L şeklindeki ışıkları, kısa huzme, uzun huzme veya karşılama ışığı açıldığında beyaz yerine sarı renkte yanarak yüksek performanslı GT yarış otomobillerine atıfta bulunuyor. Yeni BMW M5 CS’in standart olarak sunulan özellikleri arasında, M’e özgü heyecan verici bir sesle motorun devirlenmesini sağlayan paslanmaz çelikten üretilmiş dört çıkışlı spor egzoz sistemi yer alıyor. Ayrıca kırmızı veya altın renginde tercih edilebilen kaliperlerle gelen M Karbon seramik frenler de yine standart olarak gelen özellikler arasında. Yeni BMW M5 CS, üç farklı renk seçeneğiyle yollara çıkmaya hazırlanıyor. Yeni BMW M5 ve M5 Competition’da da sunulan Brands Hatch Grey M5 ailesinin ortak rengi olacak. Ayrıca, Yeni BMW M5 CS’e özel olarak BMW Individual mat kaplamasıyla, Frozen Brands Hatch Grey metalik ve Frozen Deep Green metalik renkleri de tercih edilebilecek. Sürüş keyfini maksimuma çıkaran detaylar Yeni BMW M5 CS’deki olağanüstü sürüş deneyiminin keyfini M Carbon koltuklarda oturan sürücü ve yolcular en üst seviyede yaşarken, siyah Merino deri kaplamalar Mugello Kırmızısı dekoratif dikişlere sahip. Ön koltuklar için aydınlatmalı M5 logoları içeren entegre koltuk başlıkları, efsanevi Nürburgring pistinin silüetini yansıtıyor. M Alcantara direksiyon simidinin üzerinde bulunan vites değiştirme kanatçıkları karbon fiberden üretilirken, direksiyon simidinin kollarında kullanılan siyah krom kaplamalar ise Yeni BMW M5 CS’in sıra dışı performansına vurgu yapıyor. Yeni BMW M5’te kullanılan 12,3 inçlik bilgi-eğlence ekranı, Yeni BMW M5 CS’de de yerini alıyor. Böylelikle sürücüler, BMW M xDrive dört tekerlekten çekişin birçok özelliğini kolaylıkla kullanabiliyor. M Modu düğmesini kullanılarak ROAD ve SPORT ayarları arasında hızlı bir geçiş yapılabiliyor. Bu özellik sayesinde M Modu düğmesine basılı tutup ardından merkezi ekrandaki komut istemini onaylanarak Yeni BMW M5 Competition’da olduğu gibi TRACK moduna hızlı bir geçiş yapılabiliyor. 4 Şubat 2021 : 13.30

  • Hyundai, C-SUV segmentindeki beğenilen modeli Yeni Tucson’un N Line versiyonunu tanıttı. Hyundai N tarafından geliştirilen otomobilin içinde ve dışında sportif detaylar bulunuyor. Sportif tasarım öğelerine ek olarak yeni modelde Elektronik Kontrollü Süspansiyon (ECS) var. Yeni Tucson N Line, 2021 yılının ikinci çeyreğinde satışa sunulacak. Geçtiğimiz aylarda ilk görselleri paylaşılan Hyundai Yeni Tucson, nihayet N Line versiyonunu da tanıttı. Avrupa’da en çok satılan Hyundai modeli unvanını elinde bulunduran Tucson, şık ve modern görünümüne şimdi daha sportif detaylar ekliyor. Yeni Tucson N Line da tıpkı standart model gibi keskin çizgilere, dik açılara ve belirgin geçişlere sahip hatlara sahip. Markanın yeni tasarım dili olan parametrik desenlerle öne çıkan Tucson N Line, özellikle ön bölümüyle oldukça güçlü bir izlenim uyandırıyor. Tucson N Line’ın heybetli duruşu, markanın “Sensuous Sportiness” tasarım kimliğinden geliyor. Sportif görüntüsünü etkileyici performans unsurlarıyla destekleyen otomobilde agresif karakteri perçinleyen geniş hava girişli ön tampon, parlak siyah parametrik ızgara, N Line logolar, difüzörlü arka tampon, aerodinamik bagaj spoyleri, çift çıkışlı egzoz susturucusu, gövde rengi çamurluk kaplamaları, 19 inç jantlar, standart modele oranla daha alçak ve geniş bir duruş dikkat çekiyor. Yedi farklı gövde rengiyle satışa sunulacak olan Tucson N Line’da isteğe bağlı olarak parlak siyah tavan renk seçeneği de opsiyonel olacak. Tucson N Line, dinamik tasarımını iç mekanında da devam ettiriyor. Sofistike ve ferah kabinde akıcı tasarım özellikleri bulunuyor. Geleneksel olarak N Line logolarıyla başlayan değişimleri, sportif direksiyon simidi, N Line logolu spor koltuklar ve kırmızı dikişli süet/deri döşemeler takip ediyor. Krom ve metal aksesuarlarla desteklenen iç mekanda kullanılan siyah tavan döşemesi de sportfiliği iki katına çıkarıyor. Tucson N Line, tamamen Avrupa’da geliştirilip test edilen bir model. Bu sebeple, öncelikli olarak bölgedeki müşterilerin beklentileri göz önüne alınarak üretiliyor. Sportif görünüm kadar üst düzey sürüş özellikleriyle de iddiasını sağlamlaştıran Hyundai Tucson N Line, üstün bir yol tutuş için Elektronik Kontrollü Süspansiyon sistemi ile donatılmış. ESC sayesinde sürüş dinamikleri, yol ve kullanım tarzına göre otomatik olarak adapte olabiliyor. Hıza ve sürüş koşullarına göre anlık olarak reaksiyon gösteren bu süspansiyon, özellikle virajlarda her bir tekerlekteki sönümleme kuvvetini kontrol ederek yalpalamayı, yatay ve dikey hareketleri azaltıyor. Hyundai Motor Europe Teknik Merkezi’ndeki (HMETC) mühendisler tarafından geliştirilen bu sistem, böylelikle aracın sportif görünümüne uygun olarak daha da fazla sürüş keyfi sağlıyor. Güncel versiyonda olduğu gibi, N Line’da da hem güç hem de verimlilik için çeşitli güçlere sahip motorlara yer veriliyor. Maksimum verimlilik için beş farklı Hyundai Smartstream motorla donatılan otomobilde, sadece 1.6 litrelik hacme yer veriliyor. Ülkelerin satış stratejileri ve müşteri tercihlerine göre farklılık gösteren bu motorlar arasında en dikkat çeken ünite, hiç şüphesiz 1.6 litrelik 265 PS gücündeki Plug-in Hybrid. Aynı motorun 230 PS gücündeki bir hybrid versiyonu daha bulunurken ayrıca 48V Hafif Hibrit ile donatılan 180 veya 150 PS’lik seçenekleri de var. Elektrifikasyon destekli olmayan turbo beslemeli, benzinli 1.6 T-GDI seçenek 150 PS güç üretirken, 136 beygir gücündeki 1.6 litrelik dizel ünite ise 48V Hafif Hibrit tekknolojisi ile donatılmış. Yeni Tucson N Line, 2021 yılının ikinci çeyreğinden itibaren Avrupa’da satışa sunulacak. Hibrit ve Plug-in Hybrid versiyonlar ise yaz aylarında showroomlardaki yerini alacak. | 3 Şubat 2021 : 19.42 Yeni Motorlar 1,6 T-GDI Plug-in Hybrid (265 PS) 1,6 T-GDI Hybrid (230 PS) 1.6 T-GDI 48V MHEV (180 veya 150 PS) 1,6 T-GDI (150 PS) 1,6 CRDi 48V MHEV (136 PS)

  • Audi, Q model ailesinin beğenilen üyelerinden Q5 Sportback, tamamen yenilenmiş haliyle yılın ikinci çeyrek döneminin sonunda Türkiye’de. Dinamik hatlara sahip bu coupé, etkileyici tasarım ve teknolojik yeniliklerinin yanısıra sportif tarzı ve günlük kullanıma uygunluğuyla öne çıkıyor. Audi’nin Q ailesinin en yeni üyesi Q5 Sportback yılın ilk yarısı sonlarında Türkiye’de. Q model ailesinin en belirgin özelliği olan güçlü tasarımı ilk bakışta dikkat çeken Q5 Sportback’te sekizgen tek çerçeveli ızgaranın yanlarında yer alan büyük hava girişleri, Matrix Led farlar kesintisiz uzanan omuz çizgisi, yan marşpiye çıtaları bu dayanıklı görünüşü destekleyen tasarım öğeleri olarak öne çıkıyor. Sera tipi yan camlar alçak biçimde uzanıyor ve aşağı doğru eğimine erken başlayarak, üçüncü yan camın keskin bir şekilde arkaya doğru daralmasını sağlıyor. Çarpıcı bir şekilde eğimli arka cam ve yükseğe monte edilmiş arka tampon, Q5 Sportback’e dinamik ve güçlü bir görünüm kazandıran diğer tasarım öğeleri arasında yer alıyor. Audi Q5 Sportback Türkiye’de TDI ve TFSI olmak üzere, 204 PS ile 265 PS arasında değişen güç çıkışlarına sahip iki motor versiyonuyla pazara sunulacak. 2.0 TDI motor Q5 Sportback 40 TDI quattro 204 PS güç ve 400 Nm tork üretirken, CUV’yi 7,6 saniyede 0’dan 100 km/s hıza çıkarıyor. 222 km/sa maksimum hıza ulaşan Q5 Sportback’te güç aktarımı, yedi vitesli S tronic şanzımanla sağlanıyor. Benzinli seçenek olan 2.0 lt 45 TFSI quattro 6,1 saniyede 0’dan 100 km/s hıza ulaşabiliyor. Benzinli motor 265 PS güç ve 370 Nm tork üretiyor. İki litrelik TDI gibi, yedi vitesli S tronic şanzıman ve quattro kullanıyor. Kontroller, ekranlar ve bilgi-eğlence sistemi için Q5 Sportback’te, Q5’te sunulan üçüncü nesil modüler bilgi-eğlence sistemi MIB 3 yerini alıyor. 12,3 inç ekranlı dijital Audi sanal kokpit plus ve head-up display’in de sunulduğu modelde MMI navigasyon plus bilgi-eğlence sistemi 10,1 inç dokunmatik ekranla eşleştirilmiş. Bulut bilgisini kullanan ve Hey Audi diyerek etkinleştirilebilen sesli kontrol, araçla ilgili birçok otomobil ayarı yapmaya, bireysel kullanıcı profillerinde saklamaya ve myAudi müşteri portalına kaydetmeye imkan tanıyor. Audi Q5 sportback adaptif sürüş asistanı, öngörülü verimlilik asistanı, dönüş asistanı, savrulma asistanı gibi çok sayıda sürücü asistan sistemi ile alınabiliyor. Q5 Sportback’te isteğe bağlı alınabilen özellikler arasında yenilikçi dijital oled teknolojisine sahip arka farlar da yer alıyor. Homojen bir kırmızı ışık yayan üç organik diyot içeren farlar, ayrı ayrı kontrol edilebilen altı bölüme ayrılmış. Sürüş moduna göre, farklı görüntüler veren far sisteminde, örneğin, Adaptif Hız Sabitleyici veya Aktif Şerit Asistanı gibi asistan sistemlerinden birine sahip olan Q5 Sportback’e hareketsizken, arkadan iki metreden az bir mesafede yaklaşıldığında, tüm OLED segmentleri yanarak yakınlık tespiti sağlıyor. Q5 Sportback’in 510 lt olan bagaj hacmi, arka koltukların katlanmasıyla 1480 l’ye ulaşıyor. Audi, Q5 Sportback’te ayrıca yana doğru kaydırılabilen ve ayarlanabilir koltuk arkalığı açılarına sahip, isteğe bağlı alınabilen arka koltuk sırasını da bu modelle sunuyor. Bu, temel konfigürasyondaki bagaj bölmesinin hacmini 60 l daha artırırken, koltuk arkalığı ve oturma yüzeyi tamamen arkaya ayarlandığında arka koltuktaki yolcular için gelişmiş konfor sunuyor. | 02 Şubat 2021 : 21.53

  • İngiliz lüks spor otomobil üreticisi Aston Martin’in tarihinde ilk kez ürettiği SUV modeli DBX, Aston Martin Turkey İstanbul Yeniköy’deki Showroom’unda Türkiye’deki sahiplerine kavuştu. Aston Martin tarihinin ilk SUV aracı ve yeni bir dönemin simgesi olan St. Athan’daki görkemli fabrikada üretimi yapılan ilk otomobil olma özelliğine sahip olan DBX, yoğun talep üzerine 5 ay sonra Aston Martin Turkey showroomlarında yerini alacak. Otomotiv dünyasında son yıllarda yerini sağlamlaştıran ‘SUV’ segmentine, Aston Martin de sessiz kalmamış ve İngiliz otomotiv devi, ‘En Teknolojik SUV’ olarak tanıtımını yaptığı DBX modeli ile de geçen yıl sonbaharda İstanbul’a giriş yapmıştı. D&D Motorlu Araçlar Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Kaya, DBX’in lüks spor segmentindeki diğer rakiplerine göre çok sayıda teknik üstünlüğü söylerken Aston Martin’in tarihinde ilk kez ürettiği SUV modeli DBX’in gösterim aracı ise geçen yıl Aston Martin Turkey Yeniköy Showroom’unda yerini almıştı. Kullanıcılar da bu üstün teknoloji harikası modelin test aracını Kasım ayında deneyimledi ve yıl sonu itibariyle de DBX’ler; Arizona Bronze, Magnetic Silver, Minotaur Green, Onyx Black, Satin Silver Bronze, Stratus White, Xenon Grey renk seçenekleriyle satışa sunuldu. Lionel Martin ve Robert Bamford tarafından 1913 yılında Londra’da küçük bir atölyede doğan Aston Martin, yüz yılı aşkın süredir dünyanın dört bir tarafından lüks ve güzellik tutkunlarının vazgeçemediği bir marka. Güzelliğe olan tutku ilkesiyle yola çıkan ve bugün hala dünyanın en güzel otomobili mottosuyla yeni modellerini otomobil tutkunlarıyla buluşturan Aston Martin; yüksek performans, kişiye özel işçilik, teknolojik yenilikler ve zamansız tarz ile eşanlamlı olan otomobillere imza atmaya devam ediyor. 4.0 V8 benzinli 550 HP motora sahip DBX ise birçok kritik noktada sınıfının en iyisi olarak öne çıkmayı başaran, üstünlükleri ile göz dolduran bir SUV. Bunlardan en önemlisi, araçta 700 NM Maksimum Torkun 2.000 RPM’den itibaren devreye girmesi ve 5.000 RPM’e kadar aktif olması. Ayrıca dört çeker bir SUV olmasına karşın ihtiyaç halinde tüm çekiş gücünü arka tekerleklere ileterek, yüzde 100 arkadan itişli bir spor otomobil deneyimi yaşatması da takdire şayan! Bunu yaparken de arka taraftaki elektrik diferansiyel (E-Diff) sayesinde virajlarda mükemmel performans sunabiliyor. D&D Motorlu Araçlar Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Kaya, DBX’i spor otomobil ruhuna sahip bir SUV olarak tanımlıyor. Tüm Aston Martinlerde olduğu gibi kendine özgü şasi ve gövde yapısı ile öne çıkan DBX, başka hiçbir marka ile ortak bir platform kullanmamasının avantajlarına sahip. Tasarımcılara özellikle süspansiyon sistemini tasarlarken çok fayda sağladığı, özgürce hareket etme imkanı verdiği, sonuç olarak da bu arka süspansiyonlarda ağırlık merkezini daha aşağı çekmelerine olanak sağlarken diğer yandan da 638 litre ile rakiplerinin çok üstünde bir bagaj hacmi sağladığı açık… Aston Martin mühendisliği DBX’i 1 derece başına 27.000 NM burulma sertliği ile de sınıfının en yükseğine taşımakta. Ayrıca 54:46 ağırlık dağılımı ve 9 ileri standart tam otomatik şanzıman aracın dinamizmini körüklerken 3 odacıklı havalı amortisörler de konfordan ödün vermemesini ve farklı sürüş modlarına adapte olmasını sağlıyor. Kör nokta uyarı sistemi, şerit takip, otomatik uzun far sistemi gibi birçok elektronik güvenlik opsiyonu da DBX’te yine standart olarak gelen özellikler arasında. 2021’in bu ilk günlerinde Aston Martin Turkey’den de heyecan verici bir haber geldi! DBX, Türkiye’deki sahiplerine kavuştu. Aston Martin Turkey, spor otomobil ruhuna sahip bu olağanüstü SUV için yenmi siparişleri almaya başladı. Yeni DBX’ler 5 ay sonra Aston Martin Turkey Showroom’larında yerini alacak ve yeni sahipleriyle buluşacak. Hiçbir rakibinde bulunmayan altı farklı sürüş modu, 9 ileri tam otomatik şanzımanıyla iddiasını ortaya koyan DBX’te opsiyon olarak sunulmayan, hepsi standart olan özelliklerini de vurgulamakta fayda var: 22″ jantlar, off road sistemi, panoramik cam tavan, Adaptice Cruise Control, Otomatik Acil Fren Sistemi, Çocuk Yolcu Koruma Sistemi, 360 derece kamera, Kör nokta uyarı sistemi, şerit takip, şerit ayrılma uyarısı, sürücü durumu alarmı. | 24 Ocak 2021 : 14.14

  • Her geçen gün daha fazla sıradanlaşma eğilimi gösteren ve bu nedenle eğlence, heyecan veya gençlik gibi kavramlardan uzaklaşan B hatchback segmentinde Peugeot; yeni Peugeot 208 ile tamamen yeni ve heyecan uyandıran bir yaklaşım sergileyerek farkını ortaya koyuyor. Otomobil kullanım alışkanlıkları değişiyor. Tüm bunların bilincinde olan Peugeot; yeni 208 ürün gamını benzinli ve dizel olmak üzere iki farklı motor seçeneğiyle satışa sunuyor. Markanın sınıf atlama stratejisiyle birebir örtüşen yeni Peugeot 208, dinamik ve enerjik tasarımıyla tamamen farklı ve özgün bir duruş sergiliyor. Sadece özgün ve çekici bir tasarım sunmakla kalmayan yeni Peugeot 208 aynı zamanda 3-Boyutlu yükseltilmiş gösterge ekranı da dahil olmak üzere yeni nesil Peugeot i-Cockpit ve üst segment otomobillerde görmeye alışkın olduğumuz yarı otonom sürüş gibi gelişmiş sürüş destek sistemleriyle de farklı bir duruş sergiliyor. Dünya değişiyor ve gelecek birçok bilinmeyeni beraberinde getiriyor. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi otomotiv sektöründe de yeni zorluklar yeni çözümleri gerektiriyor. 210 yıllık köklü geçmişiyle Peugeot markası yenilikçi tasarımlar, teknolojiler ve vizyon ile geleceğe ışık tutuyor. Yeni Peugeot 208 söz konusu yenilikçi vizyonun yeni bir bileşenini oluşturuyor. Genç ve dinamik bir görünüm sergileyen yeni Peugeot 208 bir yandan Peugeot markasının değerlerini yansıtırken diğer yandan yüksek beklentileri karşılayan bir tasarım ve yenilikçi bir çizgi ile markayı geleceğe taşıyor. Genç, dinamik, sportif, çekici ve heyecan uyandıran bir görünüm sergileyen yeni PEUGEOT 208; tasarım dinamikleri, teknolojileri ve yüksek kalite seviyesiyle markanın sınıf atlama stratejisini de destekliyor. Sahip olduğu özelliklerle B Hatchback segmentinin beklentilerinin çok ötesinde olan yeni Peugeot 208, tasarımı ve teknolojik yenilikleriyle sınıfının standartlarını yeniden belirliyor. Peugeot CEO’su Jean-Philippe Imparato yapmış olduğu değerlendirmede: “Köklü bir geçmişe sahip olan markamızın hikâyesi planladığımız şekilde devam ediyor. Yeni Peugeot 208, farklı donanım ve motor seçenekleriyle tamamen yeni bir dünyanın kapılarını aralıyor” dedi. Farklı seçenek tek otomobil Yeni Peugeot 208, son derece modüler ve verimli bir platform olan CMP üzerinde yükseliyor. CMP (Common Modular Platform) Groupe PSA’nın en güncel platform nesli. Grubun B ve C segmenti araçlarında kullanılan bu platform EMP2’yi (Efficient Modular Platform) tamamlıyor. Adından anlaşılacağı gibi CMP platformu gerek boyut, gerekse motor seçenekleri bakımından uyarlanabiliyor. Farklı güç ve aktarma sistemleri ile kombine edilebilen platform; müşteriye benzinli veya dizel güç ve aktarma organlarından birini seçmeye imkân tanıyor. Geliştirme aşamasındaki en önemli kriterleden biri verimlilikti. Bu yeni platform; ağırlık azaltımı ve optimize edilmiş hava akışı ile gelişmiş aerodinamik yapı, alçaltılmış süspansiyon sürtünmesi ile daha düşük yuvarlanma direnci, iyileştirilen yanma verimliliği, hacim küçültme, azaltılmış mekanik sürtünme, uzun oranlı şanzıman ve start&stop gibi çözümlerle optimize edilmiş güç ve aktarma organları ile yeni Peugeot 208’in tüketim ve emisyon değerlerini azaltmaya yardımcı oluyor. Sadece tüketim ve emisyon değerlerini azaltmakla kalmayan CMP platformu, aynı zamanda; daha yüksek akustik ve termal konfor, daha düşük titreşim seviyesi, normalde daha üst sınıflarda kullanılan ve B Hatchback segmentinde benzersiz olan yarı otonom sürüş de dahil sürüş destek sistemleriyle gelişmiş konfor ve güvenlik seviyesi sağlıyor. Yeni Peugeot 208, modern teknolojinin nimetlerinden yararlanan ve en güncel emisyon normlarını karşılayan Euro 6.d standardına uygun benzinli ve dizel motor seçenekleriyle yollara çıkıyor. BlueHDi 130hp, PureTech 100 ve 130hp ile sunulan sekiz vitesli EAT8 tam otomatik şanzıman bu sınıfta eşsiz bir donanım olarak dikkat çekiyor. Benzinli motor cephesinde üç farklı güç alternatifiyle 3 silindirli 1,2 litre hacimli Puretech motor devreye giriyor: PureTech 75 S&S MT5, PureTech 100 S&S EAT8, PureTech 130 S&S EAT8. Dizel cephesinde ise 4 silindirli 1,5 litre hacimli BlueHDi 130 S&S EAT8 Tam otomatik şanzıman ile devreye giriyor. Dayanılmaz Markaya özgü karakteristik tasarım detaylarını kullanan yeni Peugeot 208’in dış tasarımı heyecan uyandıran, modern, yenilikçi, dinamik ve duyguları harekete geçiren bir görünüm sergiliyor. Yeni Peugeot 208 bünyesinde barındırmış olduğu ayrıntılarla aynı zamanda markanın sınıf atlama stratejisini de destekliyor. Bir önceki Peugeot 208 ile kıyaslandığında; daha uzun, daha geniş, daha alçak ve daha uzun aks mesafesine sahip olan yeni nesil; yalın ve dinamik yüzeyleriyle sportif ve özgün bir duruş sergiliyor. Gövde boyunca uzanan hatlar gövdedeki dinamizm hissini artırırken yumuşak ve sert görünüm arasında benzersiz bir denge ortaya koyuyor. Yandan bakıldığında ön camın yeni konumu dikkat çekiyor. Geriye doğru çekilen ön camın konumu daha uzun ve yatay bir motor kaputunu beraberinde getiriyor. Sportif görünümün altını çizmek için köşeyi tamamen kaplayan aslan pençeli arka stop lambası arka çamurluk ağızı ile aynı hizada bulunuyor. GT Line ve GT versiyonlarında parlak siyah çamurluk çerçeveleri devreye giriyor. Bu tasarım uygulaması aracın daha geniş ve kaslı görünmesini sağlıyor. Söz konusu premium versiyonlarda 17 inç jantlar için aerodinamik etkiyi artıran ve tüketimi düşüren eklentiler sunuluyor. Tüm Peugeot modelleri gibi yeni 208 de önden bakıldığında özgün ve karakteristik bir görünüm sergiliyor. Heybetli ve iyice aşağıya doğru uzanan büyük radyatör ızgarası kadar üç parçalı aslan pençesine sahip full LED ön farlar da (versiyona bağlı olarak) marka imzası olarak dikkat çekiyor. Tek parça olarak tasarlanan ön tampon, ortasında ‘Aslan’ logosu ve tek parça devasa büyüklükte radyatör ızgarasıyla dikkat çekiyor. Tıpkı Peugeot SUV 2008/ SUV 3008/SUV 5008/508 modellerinde olduğu gibi yeni Peugeot 208’in de arka kısmında 3 parçalı aslan pençesine sahip dinamik tasarımlı stop lambalarının arasını bagaj kapağını boydan boya kaplayan parlak siyah bir bagaj bandı dolduruyor. Donanım versiyonuna bağlı olarak arka tamponun altında parlak siyah bir tampon eklentisi ve yine motor seçeneğine bağlı olarak krom çift egzoz çıkışı sunuluyor. Standart gövde renkleri ve parlak siyah tavan rengi dışında yeni Peugeot 208’in dinamik karakterini ön plana çıkartan; Metalik Faro sarı, üç katmanlı özel renk Vertigo mavisi, renge derinlik vermek üzere ilave bir üst kaplama uygulanan Elixir kırmızısı olmak üzere yeni renkler devreye giriyor. Peugeot Fractal konsept otomobilinden esinlenilen yeni Peugeot 208, Peugeot DNA’sının bir parçası olan ve bugüne kadar 5 milyondan fazla sürücü tarafından tercih edilen yeni nesil Peugeot 3D i-Cockpit ile yollara çıkıyor. Yeni Peugeot 208’de kullanıma sunulan Peugeot 3D i-Cockpit ürün gamındaki diğer modellerde olduğu gibi ergonomi ve güvenliği en üst noktaya taşıyor. Göz: tüm bilgiler büyük bir özenle sürücünün görüş alanına getiriliyor. Donanım seviyesine bağlı olarak sunulan PEUGEOT 3D i-Cockpit® 3-Boyutlu gösterge paneli ile bilgileri iki farklı okuma düzeyinde gösteriyor. Dijital göstergenin üstteki yüzeyinde bilgiler hologram şeklinde gösteriliyor. Gösterilen veri dinamik olup, sürücünün görüş alanında önem veya aciliyet seviyesine bağlı olarak daha yakın veya daha uzakta gösteriliyor. Bu uygulama sürücünün (Devamı için tıklayın)

  • Bugüne kadar dünya çapında 3 milyondan fazla satış başarısı gösteren, Volkswagen Ticari Araç’ın en beğenilen modellerinden Volkswagen Caddy’nin beşinci nesli, Ocak ayının son haftası Türkiye pazarında satışa sunuluyor. VW’nin MQB platformunda üretilen ilk ticari aracı olan beşinci nesil Caddy, tamamen yeni ve geliştirilmiş farklı sürüş destek sistemleriyle daha güvenli hale gelirken, sunduğu birçok özellikle de sınıfının en dijital ve en güvenli aracı olma özelliğine sahip. Yeni Caddy, dijitalleştirilmiş yüksek teknolojiye sahip Dijital Gösterge Paneli ‘Innovision Cockpit’ ve genişletilmiş iç mekanıyla, konfor seviyesini en yüksek noktaya taşıyor. Yeni Caddy’de sunulan dört silindirli 2.0 litrelik TDI motor, bir önceki nesline göre yaklaşık yüzde 20 oranında daha fazla güç (122PS) ve yüzde 25 oranında daha fazla tork (320Nm) sunuyor. İlk olarak 1979 yılında Volkswagen’in ABD’deki fabrikasında pick-up karoserle ve Rabbit adıyla otomotiv dünyasına giren Caddy, bilinen bu ismine, 1982 yılında Avrupa’daki lansmanıyla kavuştu. 1996 yılında ikinci, 2003-2015 yılları arasında üçüncü ve 2020 yılına kadar dördüncü nesil Caddy ile devam eden başarı hikayesi, modelin hiç olmadığı kadar güçlü, konforlu, teknolojik ve güvenli beşinci nesliyle devam ediyor. Tamamen yeniden tasarlanarak, çarpıcı, sportif bir görünüme ve yepyeni bir iç mekana kavuşan Yeni Caddy, sağlamlık, fonksiyonellik ve sunduğu bir çok teknolojik özellikle birlikte Caddy DNA’sını yüzde 100 korumayı da başarıyor. Çok amaçlı kullanıma uygun sunduğu birçok yenilik Yeni Caddy’yi, bu segment kullanıcıları için iş haricinde de keyifli ve konforlu zaman geçirebilecekleri cazip bir seçenek haline getiriyor. Panel Van ve Kombi olmak üzere iki farklı karoserle satışa sunulan Caddy’nin beşinci neslinde donanım seviyeleri de yenilendi; baz model ‘Impression’ ismi ile pazara sunulurken, bir üst modeli ‘Life’, premium model ‘Style’ ve Panel Van modelleri de ‘Cargo’ ismi ile satışa sunuluyor . Türkiye’de ithal pazar lideri Pazara sunulduğu günden bu yana tüm dünyada 3 milyon adetten fazla satış rakamına ulaşan Caddy, Doğuş Otomotiv’in distribütörlüğünde, 1998 yılından itibaren Türkiye’de bu segmentte yaklaşık 180 bin adetlik bir satış rakamına ulaştı ve 2012-2020 yılları arasında kendi sınıfında 8 kez ithal pazar lideri olma başarısı gösterdi.  Yeni teknolojileri ve yeni tasarımıyla sınıfının en iddialı modeli olmayı sürdüren Yeni Caddy’nin ‘Impression’ modeli 224 bin 900 TL’den, ‘Life’ modeli 241 bin 900 TL’den, ‘Style’ donanım seviyesindeki modeli ise 279 bin 900 TL’den başlayan lansmana özel fiyatlarla satın alınabiliyor. Caddy’nin ‘Cargo’ versiyonu ise 172 bin 900 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Yeni Caddy ile birlikte ilk kez sunulmaya başlanan Panoramik Cam Tavan (opsiyonel) ise lansmana özel fiyat avantajıyla 15 bin TL yerine 10 bin TL’ye satışa sunuluyor. Baştan aşağı yenilenen Caddy, dış görünüşünde yepyeni, sportif ve dinamik bir tasarıma kavuştu. MQB platformun getirdiği yeni dış özelliklerden bazıları sırasıyla; ‘Style’ versiyonda standart olarak sunulan elektrik destekli bagaj kapağı, park assist, opsiyonel olarak sunulan 1,4 m2 en geniş cam alanına sahip panoramik cam tavan, 17 inç alüminyum alaşımlı jantlar ve  yeni LED ön farlar / LED arka stop lambaları. Yeni Caddy, tamamen dokunmatik tuşlara sahip yeni ön konsolu ve dijital ekranıyla artık çok daha teknolojik. Dijitalleştirilmiş yüksek teknolojiye sahip ön konsol, geniş iç mekanın da etkisiyle konfor seviyesini daha da artırıyor. Gösterge paneli ve kontrol elemanları tamamen yeniden tasarlanan Yeni Caddy’de, donanım seviyesine bağlı olarak ‘Cargo’ ve ‘Impression’ donanım seviyesinde 6,5; ‘Life’ ve ‘Style’ donanımda ise 8,25 inç ekrana sahip multimedya sistemleri standart olarak sunuluyor. Yeni dokunmatik tuş takımları ile bilgi-eğlence sistemi menülerine erişmek, sürücü destek sistemlerini, park assist’i, ikaz lambalarını kontrol etmek çok daha kolaylaşmış bulunuyor. Premium rahatlık ve konfor Yeni Caddy’nin iç tasarımında sunulan LED iç aydınlatmalar, AGR sertifikalı ergoComfort sürücü koltuğu, harici 230V’luk cihazlar için güç kaynağı, anahtarsız giriş ve çalıştırma özelliği araç içindeki konforu artıran başlıca özellikler. Caddy’nin beşinci neslinde sunulan bir diğer yeni özellik ise, daha iyi iklim kontrolü sağlayan ve aracın arka bölümüne kadar ulaşan yeni arka yolcu bölümü havalandırma kanalları. Yeni direksiyon ve amortisör ayarı ile daha konforlu hale getirilmiş ön süspansiyon ve yeniden tasarlanan, Panhard rot ve helezon yayla güçlendirilmiş arka aks sayesinde, aracın salınımları sönümlenerek konforu ve yol tutuşu da artırıldı. Yeni sürüş destek sistemleri sayesinde yolculuğu daha güvenli ve konforlu hale getiren modelde en baz donanımdan başlayarak standart olarak sunulan sürüş destek ve güvenlik sistemleri arasında; Acil Çağrı Sistemi eCall, Şerit Takip Asistanı, Hız Sabitleyici, Elektronik Diferansiyel Kilidi EDL, Elektromekanik el freni ve Auto Hold, Sürücü ve yolcu için yan, perde ve orta hava yastıkları, Elektrikli çocuk kilidi, Sürüş esnasında ön kamera ve radar sayesinde tehlikeli durumlarda devreye giren acil frenleme özellikli Front Assist şerit değiştirme asistanı side assist yer alıyor. Yeni Caddy’de sunulan, 4 silindirli tamamen yenilenmiş motor, kendi segmentinde ilk kez kullanılan yeni çift püskürtmeli SCR teknolojisi sayesinde 2021 yılı içinde geçilmesi zorunlu olan Euro 6d-ISC emisyon standartlarını sağlarken hem ekolojik hem de ekonomik bakımdan olumlu çıktılar yaratıyor. 2.0 litrelik TDI motor, 122PS güç ve 320Nm tork ile yüksek performans sunarken, manuel viteste yaklaşık yüzde 10, DSG otomatik viteste ise yaklaşık yüzde 15 oranında yakıt tasarrufu sağlıyor. | 23 Ocak 2021 : 13.14

  • SEAT’ın amiral gemisi Leon, tamamen yenilendi. Şu ana kadar üretilmiş en güvenli Seat olan yeni Leon, adaptif hız sabitleyici, acil durum asistanı, seyahat asistanı da dahil olmak üzere en gelişmiş sürücü destek sistemlerini bir araya getiriyor. Seat yetkili satıcılarında satışına başlanan yeni Leon modeli dikkat çeken tasarımı, aydınlatma, güvenlik ve tamamen yenilenen bilgi-eğlence sistemleriyle mevcut başarısını bir sonraki nesline de taşımaya hazırlanıyor. Bugüne kadar üretilen ilk üç nesli ile 2,2 milyon adetten fazla satış rakamına ulaşarak Seat markasının amiral gemisi olan Seat Leon’un, dördüncü nesli 1.5 TSI 130 HP motor ve FR donanım seçeneğiyle 231.500 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatıyla Seat Yetkili Satıcılarında satışa sunuldu. 1.0 TSI 110 HP Style ve 1.0 eTSI hafif-hibrit (mHEV) 110 HP DSG Style Plus seçenekleri ise Şubat ayı içerisinde satışta olacak. 1.5 eTSI hafif-hibrit (mHEV) 150 HP DSG motor seçeneğinin ise 2021 yılı ikinci çeyrekte satışta olması planlanıyor. Keskinleşen dış hatlar Seat Leon’un ön tasarımında tamamen yenilenen ızgara ve ön aydınlatma grubu dikkat çekiyor. Bir önceki nesline göre daha geride konumlandırılan LED ön farlar otomobile daha derin ve karakteristik bir görünüm kazandırıyor. Ön farlarda kullanılan led teknolojisi, en karanlık yolu bile sürücüye görünür hale getirerek görüş mesafesini iyileştiriyor. Bir önceki nesile göre uzayan kaput, aracın iddialı tasarım anlayışına katkıda bulunuyor ve ön taraftaki sert çizgileri destekleyerek kararlı duruşunu artırıyor. Heyecan ve yaratıcılık, tamamen yenilenen Seat Leon’un arkasında da devam ediyor. Bagaj boyunca uçtan uca uzanan infinite led arka farlar, sportif bagaj yapısı ile aracın dinamik kimliğini vurguluyor. LED aydınlatmalar ve arka spoiler ise hareketli çizgiler oluşturuyor. Yan ayna altlarında yanan karşılama ışığı da yere Hola (Merhaba) kelimesini yansıtarak Leon severleri sıcak bir şekilde karşılıyor. MQB Evo platformunda tasarlanan otomobil; 4.368 mm uzunluk, 1.799 mm genişlik, donanımına göre değişkenlik gösterebilen 1.456 mm yükseklik ile 2.686 mm aks mesafesine sahip. Yeni Leon bir önceki nesline göre 50 mm daha uzun aks mesafesine sahip olması sayesinde arka koltuklarda hissedilir derecede daha geniş bir diz mesafesi sunuyor. Büyüyen boyutları, Seat’ın en başarılı modelini daha da kullanışlı hale getiriyor ve arka koltuk bölümünde daha geniş alan yaratıyor. Dış tasarımındaki estetik Yeni Leon’un daha dikkat çekici olmasını sağlarken, aerodinamik olarak ise sürtünme katsayısında önceki nesline kıyasla yaklaşık olarak yüzde 8 oranında iyileştirmeye gidilmiş. Fonksiyonel ve minimalist iç tasarım Tamamen yenilenen SEAT Leon’un tasarımındaki evrimsel tema, iç kısımda da göze çarpıyor. Sürücü ve yolcu odaklı tasarımda fonksiyonellik, minimalizm ve zarafet hemen göze çarpıyor. 10,25” boyutundaki dijital gösterge paneli, onu çevreleyen ve ön kapılar üzerinden devam eden dekoratif kaplamalar yardımıyla hafiflik ve “süzülme” hissi veriyor. Kabin içindeki her şey, ergonomik olarak kusursuz ve yolcuların iç kısımdaki konforunu artıracak şekilde tasarlanmış. İç mekanın baş kahramanı, tamamen yenilenen tasarımlı 10” dokunmatik ekranlı bilgi-eğlence sistemi. Fiziksel düğme sayısının azaltıldığı ekran, yolcularla kusursuz etkileşim sağlıyor. Barcelona’nın önemli caddesi olan Diagonal’dan esinlenerek “diyagonal” şekilde tasarlanan ekranın ara yüzü, sınıfının öncüsü olan SEAT’ın yeni dijital laboratuvarında yaratıldı. Tamamen yenilenen Leon’un bir başka önemli özelliği ise iç aydınlatmalar. Etrafı saran “Çok Renkli Akıllı LED Ambiyans Aydınlatması”, tüm konsol ve kapılar boyunca devam ediyor. Dekoratif bir ortam ışığı olmasını yanı sıra, aynı zamanda kör nokta tespit, araçtan çıkış uyarısı, şerit takip asistanı gibi bir dizi önemli fonksiyonu da sağlıyor. Yeni Seat Leon, Seat’ın eksiksiz bağlantı özelliklerine sahip ilk modeli. Full Link teknolojisiyle kullanıcılar ister Apple CarPlay isterse Android Auto özelliğini kullanarak dijital yaşamlarına da erişebiliyor. Böylece kullanıcılar telefonda bulunan kişi listelerine, müziklerine ya da navigasyon sistemine rahatça ulaşabiliyor. Acil Durum Çağrı Sistemi (e-Call) sayesinde yerleşik eSIM, olası bir kaza durumunda acil servis ile doğrudan iletişim kurarak aracı yepyeni bir güvenlik seviyesine çıkarıyor. Sistem, acil durum araması haricinde, aynı zamanda araç konumu, motor tipi, araç rengi veya yolcu sayısı gibi araçtaki önemli verilerin acil servislere gönderilme imkanı da sunuyor. En güvenli SEAT Yeni Seat Leon Euro NCAP tarafından gerçekleştirilen güvenlik testlerinde beş yıldıza layık görüldü. Otomobil, son derece gelişmiş destek sistemlerini bir arada sunuyor. Adaptif Hız Sabitleyici (ACC), Acil Durum Asistanı, Yarı Otonom Seyahat Asistanı, Şerit Takip Asistanı da dahil olmak üzere bir dizi yeni gelişmiş sürüş destek sistemlerini bir araya getiriyor. Ön, yan ve perde hava yastıklarının yanı sıra, 7. hava yastığı olarak “Ön Orta Bölümde Merkezi Hava Yastığı” aracın tüm donanımlarında standart sunuluyor. Saatte 210 km hıza kadar desteklenen dur-kalk özellikli Adaptif Hız Sabitleyici (ACC) ve Şerit Takip Asistanından yararlanan Seyahat Asistanı, uygun koşullarda aracı aktif olarak şeridin ortasında tutup hızını trafiğin akışına göre ayarlayarak gaz, fren ve direksiyon kontrollü yarı otonom bir sürüş vaat ediyor. Araç, sürücünün direksiyonu 15 saniyeden fazla süre bıraktığını tespit ederse, sesli ve görsel uyarılar veriyor. Sürücü belirli süre daha yanıt vermemeye devam ederse, bu sistemle bütünleşik olarak çalışan Acil Durum Sürüş Asistanı, aracın kontrolünü ele alarak Leon’u tamamen durdurabiliyor. Leon’un güvenlik paketine yapılan yeni bir ekleme de Kör Nokta Tespit Sistemi ve Arka Çapraz Trafik Uyarısı ile çalışan Araçtan Çıkış Uyarısı. Bu sistem aracın kapıları açıldığı anda sensörleri sayesinde yanındaki engelleri tanıyarak kapı içlerindeki ambiyans ışığı ile sürücü ve yolcuları uyarabiliyor. 3 farklı donanım seviyesi Yeni Leon Türkiye’de ilk etapta Style, Style Plus ve FR olmak üzere 3 farklı donanım seviyesi sunulacak. Konfor odaklı Xcellence donanım paketi ise 2021 ikinci çeyrek içerisinde satışa sunulacak. Style donanımında standart olarak sunulan 16″ Alüminyum Alaşımlı Jantlar, EcoLED Ön ve Arka Farlar, Dönüşe Duyarlı LED Ön Sis Farları, Elektrikli Ayarlanabilir ve Isıtmalı Yan Aynalar, Arka Park Sensörleri, Otomatik Klima, Ön ve Arka LED Okuma Lambaları, LED Aydınlatmalı Makyaj Aynaları, Anahtarsız Çalıştırma Sistemi, Çok Fonksiyonlu Deri Direksiyon Simidi, 8,25″ Dokunmatik Renkli Ekranlı Multimedya Sistemi, Sürücü ve Yolcu Yükseklik Ayarları, Ön Bölge Asistanı (Front Assist), Şerit Takip Asistanı (LKS) ve Acil Durum Çağrı Sistemi (e-Call) öne çıkan özellikler arasında bulunuyor. Style Plus pakette ise Style donanıma ek olarak Üç Bölgeli Otomatik Klima ile birlikte Isı Kontrollü Arka Orta Havalandırma Kanalı ve Arkada Aydınlatmalı USB-C Çıkışları sunuluyor. Görsel olarak Koyu Karartılmış Arka Camlar eklenirken; teknoloji cephesinde ise Geri Görüş Kamerası, Kablosuz Şarj Ünitesi ve Full Link Teknolojisi öne çıkan diğer özellikler arasında göze çarpıyor. Otomobile daha sportif bir karakter kazandıran FR donanım paketinde ise 17” Alüminyum Alaşımlı Jantlar, Full LED Mercekli Ön Farlar, “Infinite LED” Arka Farlar, Dinamik LED Arka (Devamı için tıklayın)

  • Citroen Türkiye, pandeminin gölgesinde oldukça zorlu geçen 2020 yılında satış rekoru kırarak başarılı bir yılı geride bıraktı. Son iki yıldır istikrarlı yükselişini  devam ettiren Citroen, %61 büyüyen otomotiv pazarında %128 büyüyerek markalar sıralamasında dört basamak birden yükseldi ve 10. sıraya yerleşti. Mart 2019 itibariyle Groupe PSA Türkiye çatısı altında yepyeni bir ekiple faaliyete başlayan Citroen Türkiye satışlarını artırmaya devam ediyor. 2020 yılında, 22254 adedi otomobil, 5.226 adedi hafif ticari olmak üzere toplamda 27.480 adet satış gerçekleştiren Citroën Türkiye, pazar payını %2,5’ten %3,6’ya yükseltme başarısını gösterdi. Bu başarılı sonuçlarla birlikte markalar sıralamasında da dört basamaklık bir yükselişle 10. sıraya yerleşen Citroen Türkiye, hızlı yükselişini sürdürüyor. Binek ve ticari araç pazarlarına ayrı ayrı bakıldığında ise Citroen Türkiye’nin başarısı yine dikkat çekiyor. Binek otomobil pazarında elde edilen 22254 adetlik satış ile %152 büyüme gösteren Citroen Türkiye, pazar payını en çok artıran otomobil markası oldu. Ticari araç pazarında da satışlarını geçen seneye göre %63 artıran Citroen Türkiye, markalar sıralamasında iki basamak birden yükselerek 5’inciliğe yerleşti. Bu zorlu geçen yılda yakalanan başarının temelinde, hızlı değişen pazar dinamiklerine çok çabuk uyum sağlanarak buna paralel uygulanan ticari ve finansal politikalar, müşteri memnuniyetine verilen önem ve COVID19 sebebi ile değişen iş süreçlerine uygun aksiyonların alınması olduğunu belirten Citroen Türkiye Pazarlama Direktörü Selen Alkım, 2021 yılı için yapmış olduğu değerlendirmede; “Geçtiğimiz yıl hepimiz için çok zorlu koşullarda geçti ama yakaladığımız başarı olumsuz koşullar karşısında ne kadar çabuk aksiyon alabildiğimizi gösteriyor. 2021 yılında otomotiv pazarını 700 bin adet olarak öngörüyoruz. Biz Citroen olarak bu pazarda 39.500 adet satış ile %5.6 pazar payı elde ederek yakaladığımız başarıyı sürdürmeyi hedefliyoruz. Yılın ikinci çeyreğinde gerçekleştireceğimiz Yeni Citroën C4 lansmanı ile birlikte son yıllarda yer almadığımız C-HB segmentinde önemli bir oyuncu olacağız. Yılın üçüncü çeyreğinde de Yeni Citroen C3 Aircross SUV modelimiz yenilenecek ve segmentinde daha iddialı bir konumda olacak. Tüm bu yeni model lansmanlarımız, güçlenen bayi teşkilatımız ve müşteri memnuniyetini odak noktamız olarak belirleyen anlayışımız sayesinde istikrarlı bir şekilde büyümeye devam edeceğiz” dedi. | 19 Ocak 2021 : 21.10

  • Skoda, merakla beklenen yeni nesil Octavia modelini Türkiye’de satışa sunmaya başladı. Daha dikkat çekici tasarımı, yenilikçi teknolojileriyle öne çıkan Octavia, lansmana özel olarak 299.800 TL’den başlayan fiyatlarla showroomlardaki yerini aldı. Skoda’nın yeni tasarım diline sahip olan Octavia, zaten dünya çapında bilinen yüksek kalitesini daha ileriye taşıdı. Dördüncü nesil Octavia, önceki nesilden daha büyük ve daha fazla yaşam alanı sunarak sınıfındaki standartları yeniden belirledi. Baştan aşağıya değişen yeni kabin, yüksek fonksiyonelliği, yüksek kaliteye sahip materyalleri ve birçok akıllı özelliği içeriyor. Octavia tüm bu özellikleri daha çevreci ve verimli motorlarla birleştirerek iddiasını artırıyor. Yüce Auto Skoda Genel Müdürü Zafer Başar yeni Octavia’nın tasarım, donanım ve estetik özellikleriyle filo aracı olmanın dışında bireysel müşterilerin ve ailelerin de ihtiyacını karşılayacak iddialı bir otomobil olarak karşımıza çıktığını belirterek “Octavia’da yaklaşık 1 yıldır eski seride üretim yoktu ve bir süredir bu önemli segmentte müşterilerimize yanıt veremiyorduk. Ancak şimdi yıl sonunda verdiğimiz sözü yerine getirerek yeni Octavia’yı pazara sunuyoruz. Octavia bizim için çok önemli bir model ve gelir gelmez pazardaki yerini alacağını düşünüyoruz. Yeni Octavia’yı çok özel fiyatlarla pazara sunuyoruz. 2021 yılında Ocak ayında müşterilerimiz bu fiyatlarla ulaşamayacaklar. O yüzden bu fiyatlardan aracı almak bir avantaj. Biz bu aracı yılsonunda getirmenin risk değil, müşterilere karşı bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Bu avantajdan herkes faydalansın istedik.” dedi. Yeni Octavia ile birlikte Skoda’nın da marka yüzü olan sanatçı Mehmet Günsür, “Yeni Octavia’yı ilk kullananlardan bir tanesi ben oldum. Donanım, sürüş ve konfor açısından çok beğendim. Geçirdiğim birkaç günün ardından bu aracın eksiği yok fazlası var diyebilirim. Skoda markasına hayırlı olmasını dilerim“ diye konuştu. Daha büyük ve daha dikkat çekici Octavia, Skoda’nın evrimleşen tasarım diliyle birlikte tamamen yeni ölçülere kavuştu ve bu sayede daha duygusal ve dinamik bir tasarıma sahip oldu. Yeniden tasarlanmış keskin hatlara sahip ön bölümde, Skoda imzasını taşıyan markaya has ön ızgara ve daraltılmış led ön farlar dikkat çekiyor. Octavia’nın profilinde ise her zaman olduğu gibi önden arkaya kesintisiz olarak devam eden Tornado çizgisi yer alıyor ve araca daha dinamik bir görünüm sağlıyor. Octavia, dinamik görünmesinin yanı sıra sadece 0,24 sürtünme katsayısıyla da aerodinamik bir tasarıma sahip olduğunu kanıtlıyor. Önceki nesile göre 19 mm uzayan Octavia 4,689 mm uzunluğa ve 15 mm artışla 1,829 mm genişliğe sahip oldu. Her zaman olduğu gibi sınıfının standartlarını aşan geniş bir iç hacim sunan Octavia, 2,686 mm dingil mesafesiyle öne çıkıyor. Yeni model, alışıldık geniş ve ferah kabinini bir adım daha ileriye taşıyor. Arkada oturan yolcular ise, daha geniş diz mesafesiyle daha fazla lüksün tadını çıkarabilecekler. Octavia sedanın zaten büyük olan bagaj kapasitesi önceki nesle göre 10 litre daha artırılarak 600 litreye ulaştı. Kullanıcılar elektrikli bagaj kapağı ve sanal pedal sayesinde, Octavia’nın bagajını kolaylıkla açıp kapatabiliyorlar. Yeni ve teknolojik kabin konsepti Skoda Octavia, tamamen yenilenen çok kademeli kabin konseptinde yüksek konfor, kalite ve teknoloji ön plana çıkıyor. Sürücü ve yolcular için en rahat yaşam alanını sunmak adına geliştirilen kabin, aynı zamanda şık tarzıyla da dikkat çekiyor. Yeni Octavia’da yer alan iki kollu direksiyon simidi, çok yönlü özelliğiyle 14 farklı fonksiyonun elleri direksiyondan ayırmadan yönetilmesini sağlıyor. Orta konsol, kapı kolları ve ön konsol da yeniden tasarlandı. 4.nesil Octavia’da yeni kabin tasarımıyla birlikte versiyona göre alınan 8,25 veya 10 inç dokunmatik ekran da öne çıkıyor. Kolay kullanıma sahip, kaydırma özellikli ve yüksek çözünürlüklü sezgisel dokunmatik ekran, birçok özelliğe kolay ve hızlı erişim yapılmasını sağlıyor. Bununla birlikte Yeni Octavia, Head-Up Gösterge’ye sahip ilk Skoda modeli oldu. Bu ekranda hız, navigasyon gibi önemli bilgiler cama yansıtılarak sürücünün gözünü yoldan ayırmadan sürüşe devam etmesi sağlanıyor. 10,25 inç’lik dijital sürücü göstergesi ise, farklı temalarla ekranı sürücünün istediği gibi kişiselleştirmesini sağlıyor. Ruh haline göre aydınlatma Octavia’nın kabininde dikkat çeken yeniliklerden biri ise Skoda Mood Select ismi verilen ambiyans aydınlatma sistemi. Ambiyans ve ayak aydınlatması ayrı olarak seçilebilen sistemde kullanıcılar isteklerine göre Skoda, kış, yaz, okyanus, yarış modlarını tercih ederek kabini tamamen ruh hallerine göre ayarlayabiliyorlar. Bununla birlikte Kişiselleştirme modu da kullanıcıların renkleri özgürce seçmesine imkan tanıyor. Skoda Octavia, Türkiye’de Elite ve Premium olmak üzere iki donanım seçeneğiyle satışa sunuldu. Her iki versiyon da zengin standart donanımlarıyla öne çıkıyor. Octavia’nın giriş versiyonu olan Elite paketinde bi-led ön ve led arka far grubu, Shift-by-wire şanzıman, 2 kollu DSG yönetme özellikli direksiyon, 8,25 inç Swing multimedya ekranı, 8 hoparlör, Smartlink bağlantı sistemi ve çift bölgeli klima gibi birçok özellik öne çıkıyor. Octavia’nın Premium versiyonunda ise, tüm bunlara ek olarka 10,25 inç dijital gösterge, 10 inç Bolero multimedya ekranı, kablosuz Apple CarPlay, KESSY anahtarsız giriş ve çalıştırma, top led arka far grubu ve dinamik sinyal lambaları ve 17 inç Rotare Aero alaşım jantlar yer alıyor. Elektrik destekli vites düğmesi ile daha fazla teknoloji Octavia’nın yeni kabininde öne çıkan özellikler arasında elektrik destekli vites düğmesi, isteğe bağlı olarak sertifikalı ergonomik koltuklar, üç bölgeli klima, arka camlar için güneş perdesi, 5 USB girişi ve 230 Voltluk elektrik bağlantı soketi gibi özellikler bulunuyor. Octavia‘da yer alan yeni elektrik destekli vites düğmesi, DSG şanzımanı yönetmek için yenilik olarak öne çıkıyor. DSG vites kolunun yerini alan bu yeni kontrol modülüne, sürüş modlarını seçmek için orta konsolda bulunan daha şık bir düğme eşlik ediyor. KESSY anahtarsız giriş ve çalıştırma sistemi de, aracın pratikliğini artırıyor. Kulllanıcılar opsiyonel olarak kablosuz şarj özelliği, Head-Up Display, farklı sürüş modları ile süspansiyonu ve sönümlemeyi en iyi şekilde ayarlayan Dinamik Şasi Kontrolü, matrix full led ön farlar ve 18 inç jantlar gibi seçeneklere de sahip olabiliyorlar. Kısa ve uzun farlarda yer alan matrix teknolojisi, diğer araçları algılayarak belirli led bölümleri açıp kapayarak en ideal aydınlatmayı sağlıyor ve diğer sürücülerin gözlerinin kamaşmasını engelliyor. Aynı zamanda dönüşlerde de aydınlatma konisinin şeklinin değişmesiyle virajların daha iyi aydınlatılmasını sağlıyor. Yeni motorlar ve hibrit teknolojisi Yeni Skoda Octavia, Türkiye’de 1.0 litre TSI EVO e-TEC ve 1.5 TSI EVO e-TEC motorlarıyla tercih edilebiliyor. Her iki motor seçeneği de, 7 ileri DSG otomatik şanzımanla eşleştiriliyor. 1.0 litre TSI EVO e-TEC 110 HP güç ve 200 Nm tork değerine sahip. 1.5 TSI EVO e-TEC ünite ise, 150 HP güç ve 250 Nm tork üretiyor. Octavia bu en güçlü motorla birlikte 0-100 km/s hızlanmasını 8.5 saniyede tamamlıyor ve 230 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Octavia’nın iki motor seçeneğinde de, içten yanmalı motoru elektrikli motorla (Devamı için tıklayın)

  • Hyundai Kona, çeşitli motor seçenekleri ve donanım seviyeleri ile Türkiye’de satışa sunuldu. Gelişmiş motor seçenekleriyle hem sportif hem de çevre dostu özelliklerini pekiştiren otomobil, bağlantı ve konfor donanımlarıyla da yolculuk esnasında keyifli bir deneyim yaşatıyor. Tüm bu yenilikler ve daha fazlası, Kona’yı Hyundai’nin Türk ve Avrupalı müşterileri için daha da iyi bir ürün haline getirdiğini simgeliyor. Yenilenen özellikleri, güçlü motor seçenekleri ve daha şık tasarımıyla önümüzdeki yıllarda da bu iddiasını koruması hedeflenen yeni model ile ilgili olarak Hyundai Assan Genel Müdürü Murat Berkel, “Kona, B-SUV segmentinde satışa sunulduğu ilk günden beri güzel bir çıkış yakaladı ve özellikle son iki yılda ülkemizin en sevilen modellerinden biri haline geldi. 2020 yılında da B-SUV segmentinde müşterilerimizin en çok tercih ettiği otomobil olarak zirveye oturdu. Yeni teknolojik özellikleri, kullanışlı yapısı ve şık tasarımıyla Kona’nın amacı B-SUV segmentinde 2021 yılında da liderliği korumak. Bunun için Kona’nın dinamik görüntüsüne ve performanslı olduğu kadar ekonomik olan yeni nesil hafif hibrit motorlarına güveniyoruz” dedi. Kona, 2017 yılında piyasaya sürülmesinden bu yana Hyundai adına Avrupa’da bir başarı öyküsü yazdı ve hızla büyüyen bir pazar payına ulaştı. Sadece üç yıl içinde Hyundai’nin Avrupa’daki en popüler kompakt SUV modellerinden biri haline gelerek bölgede 410.000 adetten fazla satıldı. Hyundai Kona, şık ve farklı tasarım diliyle 2018 iF Tasarım Ödülü, 2018 Red Dot Ödülü ve 2018 IDEA tasarım ödülünü de kazandı. Böylece, sofistike tasarımı, hem müşteriler hem de üst düzey tasarım otoriteleri tarafından ilgiyle karşılandı. Hyundai Kona, cesur, gelişmiş tasarımı ve maceracı kişiliğiyle segmentinde bir ikon sayılıyor. Ön ve arkadaki tasarım yenilikleri, makyajlanan Kona’ya daha da şık ve sofistike bir görünüm kazandırıyor. Dikkat çekici yeni ön tasarımı, sportif detaylar ve göz alıcı plastik eklentilerle öne çıkıyor. Üst kısımdaki uzatılmış motor kaputu, Kona ‘ya güçlü bir görünüm verirken aynı zamanda orta ızgaranın üzerinde keskin bir şekilde bitiyor. Geliştirilmiş LED gündüz sürüş lambaları ise daha dar ve etkileyici bir görünüm sağlıyor. Aşağıya doğru uzanan tampon da plastik çamurluk parçalarına yumuşak bir şekilde bağlanıyor. Yeni Kona, boyutları itibariyle önceki versiyona göre 40 mm daha uzun ve daha geniş. Bu artışla beraber daha şık ve dinamik bir görünüm sunuyor. Bu yeni ürün geliştirmesi ile birlikte Kona, 2021 Ocak’tan itibaren ilk kez bir N Line versiyonuyla da satışa sunulacak ve sürüş keyfi ile duygusal bir görünümü birleştirecek. Kona N Line, sportif ön ve arka bölümü, gövde rengi kaplamaları ve özel elmas kesim jant tasarımıyla öne çıkıyor. Kona N Line’ın ön tarafı, ön tamponun dinamik özellikleriyle karakterize ediliyor ve plastik çamurluk kaplamalarının gövde rengiyle bütünleştiriliyor. Yeni Kona’nın tampon altı parçası, N Line versiyonunda daha sportif bir görünüm için daha alçakta konumlandırılan bir difüzör ile değiştirilmiş. Daha büyük, daha geniş hava girişli bu arka tampon, benzersiz tasarımıyla diğer kardeşlerinden farklı görünmesini sağlıyor. Ayrıca, sağ tarafa konumlandırılan çift çıkışlı son susturucu da sportif havayı devam ettiriyor. Arka köşelerde de daha iyi hava akışı için N tarzı kanatlara yer verilmiş. Bu arada Yeni Kona, 10 adet gövde rengi ve siyah iç mekan rengiyle geliyor. Yeni Kona’nın iç mekanı öncekinden daha sportif ve daha modern bir görünüm ifade edecek şekilde tasarlanmış. Aracın gövdesindeki şıklık ve aktif bir yaşam tarzına sahip müşterilerin ilgisini çekecek sağlam duruş, kabinde de rafine bir görünümle devam ediyor. Bu görsel değişim, teknolojik donanımlarla sağlanırken aynı zamanda algılanan kalite düzeyi de artmış oluyor. Yeni konsol alanı, yatay yerleşimi vurgulamak için gösterge panelinden ayrılmış. Gösterge paneli, daha teknolojik ve daha ferah bir atmosfer yaratmak için geniş ve havadar görünüm sunuyor. Müşteri talepleri doğrultusunda, elektrikli park freni donanım tablosundaki yerini alırken ayrıca yeni ortam ambiyans aydıntlatma teknolojisi de orta bardak tutucuyu, yolcu ve sürücü yan ayak bölmesini aydınlatarak aracın sportif ve modern yaşam tarzı karakterini vurguluyor. Hoparlörlerin etrafındaki yeni halkalar ve alüminyum kaplamalı hava delikleri de daha yüksek bir kalite ve zarafet seviyesi oluşturuyor. Bununla beraber, arka koltuktaki yolcular için konforu artıran USB bağlantı noktası da özellikle uzun süreli yolculuklarda mobil cihazların rahatlıkla şarj edilmesine olanak sağlıyor. İlk kez Yeni i20’de karşımıza çıkan 10,25 inçlik dijital bilgi ve eğlence ekranı, Yeni Kona’da da Elite donanım seviyesinde sunuluyor. Yüksek kaliteli bu ünite, bölünmüş ekran işlevi ve Bluetooth bağlantısı ile birlikte sunuluyor. Hyundai Kona ayrıca, daha alt donanım seviyelerinde ise 8 inç bilgi ekranı sunuyor. Yenilenen Kona, Eco, Comfort ve Sport olmak üzere 3 farklı sürüş moduna sahip. Bu özelliği sayesinde farklı sürüş keyifi sunarak kullanıcısına üstün bir deneyim yaşatmış oluyor. Seçilen sürüş modu aynı zamanda 10.25 inçlik supervision gösterge bilgi ekranı ile entegre oluyor ve ekranın grafik temasını da değiştiriyor. Yeni Kona konfor donanımlarının haricinde güvenlik ve sürüş destek özellikleriyle de dikkat çekiyor. Şerit ve Yol Takip Asistanı, Ön Çarpışma Önleme Yardımcısı gibi aktif güvenlik önlemleri, giriş seviyesi donanım paketleri de dahil olmak üzere Kona’da standart olarak sunuluyor. Hyundai Kona, hem sportif hem de çevre dostu üç yeni motor seçeneği ile geliyor. Kona’daki 136 beygirlik 1.6 litrelik dizel motor, yeni eklenen 48V hafif hibrit teknolojisi sayesinde bir önceki modele oranla yaklaşık yüzde 10 yakıt ekonomisi sağlıyor. Yenilenen dizel motoru ile KONA, performansı kadar verimli yakıt tüketimiyle de öne çıkıyor. 1.6 litrelik benzinli motor ise ürettiği 198 beygir güç ile Hyundai Kona’yı sınıfının en güçlü otomobili yapıyor. Turbo beslemeli bu motoru sayesinde 0’dan 100 kilometre hıza 7.7 saniyede çıkan Kona, güç ve performans bekleyen kullanıcıların ilgisini çekiyor.  Daha ekonomik bir motor seçeneği isteyen kullanıcılar ise artık 7 ileri DCT şanzımanla gelen 1.0 litrelik benzinli motoru tercih edebilirler. 120 beygir güç üreten Turbo beslemeli bu motor, 100 km’de yalnızca 5.3 litre yakıt tüketerek dizel motora bir alternatif sunmuş oluyor. Yeni Kona, selefine kıyasla daha yumuşak bir sürüş için bir dizi yürüyen aksam güncellemesine de tabi tutulmuş. Süspansiyon, Kona’nın sportif karakterini bozmadan, sürüş konforunu iyileştirmek için yeniden ayarlanmış. Yayların ve amortisörlerin yanında, daha iyi sürüş konforu ve daha iyi ses izolasyonu için stabilizatör çubukları değiştirilmiş. Yeni Kona, Style, Smart, Elite ve N Line olmak üzere üzere dört farklı trim seviyesine sahip. Kona 1.0 litre T-GDI ve 7DCT şanzıman kombinasyonu sadece Style trim seviyesi ile sunulurken daha yüksek konfor için Smart, Elite ve N Line trim seviyelerini seçmek gerekiyor. Kona’nın 1.0 litre turbo benzinli motor seçeneği 281.000 TL’den başlıyor. En yüksek trim seviyesi olan 1.6 litre (Devamı için tıklayın)

  • Elektrikli araç teknolojisinin öncüsü Renault’nun, bu alandaki amiral gemisi ZOE’nin üçüncü nesli Türkiye yollarına çıkıyor. İlk kez 2012 yılında Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılan ZOE, Avrupa çapındaki 60’tan fazla ödül ile markanın elektrikli araç geliştirme stratejisi için önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Her bir AC (alternatif akım) terminalinden 22 kW’a kadar güç beslemesi alabilen ZOE, ilk neslinin lansmanından bu yana halka açık alanlardaki şarj noktalarında en hızlı şarj edilen elektrikli araç olma özelliği taşıyor. Mühendisliğinden montaj ve satış ağlarına kadar 30 binden fazla insanın emeğinin ürünü olan Yeni ZOE, WLTP (Küresel Uyumlu Hafif Araç Test Prosedürü) döngüsünde 395 kilometreye kadar menzil ve doğru akımla (DC) şarj edilebilen 52 kWh batarya sayesinde daha kısa şarj süresi sunuyor. Elektrikli mobilite alanında Renault Grubu’nun 10 yılı aşkın deneyiminin bir ürünü olan otomobil 80 kW motoruyla sürüş keyfini artırırken; Mod B, e-shifter, auto-hold fonksiyonlu elektrikli park freni, kablosuz şarj ünitesi gibi yenilikleri de bünyesinde bulunduruyor. Sürücünün fren pedalı kullanmasına neredeyse hiç ihtiyaç bırakmayan Mod B sürücünün gaz pedalından ayağını çektiğinde aracın yavaşlamasını sağlarken, farklı sürüş modları için mekanik vites kolunun yerini e-shifter alıyor. Bünyesinde bulundurduğu tüm yeniliklerle birlikte artırılmış güvenliği de kullanıcılarına sunan Yeni ZOE, birçok İleri Sürüş estek Sistemini de (ADAS) sahip. %100 elektrikli motorunun yanında çevre dostu malzemelerden üretilen Yeni ZOE’de, yolcu bölmesindeki görünür parçalar dahil %100 geri dönüştürülmüş sentetik malzemeler kullanıldı. Sınıfının en geniş arka koltuk alanına sahip otomobil, 338 litrelik geniş bir bagaj hacmini de kullanıcısıyla buluşturuyor. “Yeni ZOE büyüyen elektrikli araç pazarında bize güç katacak” Renault Grubu’nun elektrikli araç alanında öncü konumunu sürdürdüğünü vurgulayan Renault MAİS Genel Müdürü Berk Çağdaş, şunları kaydetti: “Elektrikli araç pazarında referans noktası olan ZOE, Ocak-Kasım döneminde 84 binden fazla adetle Avrupa’da en çok satan elektrikli otomobil unvanını elinde bulunduruyor. Ülkemizde de elektrikli otomobil dendiğinde akıllara ilk gelen modellerden olan ZOE’nin yeni neslini Türk tüketicisiyle buluşturmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Üçüncü nesil ZOE, daha modern ve çekici yeni yüz, artan menzil, sürüş güvenliği ve konforunu artıran teknolojiler, rakipsiz şarj çeşitliliği, birinci sınıf enerji verimliliği, kalite ve geri dönüşüm odaklı iç tasarım gibi özellikleriyle çıtayı daha da ileriye taşıyor. Yeni ZOE gibi tüketicinin bir otomobilden beklediği her şeyi sunan elektrikli otomobillerin giderek büyüyen pazarda gücümüze güç katacağını umuyoruz.” Karakteristik dış tasarım Yeni ZOE’de, önceki neslin yumuşak hatlarının yerini dikkat çeken ve daha geniş oturma alanı sunan karakteristik bir tasarım alıyor. Tamamen yeniden tasarlanmış ön tamponda, krom detaylarla çevrelenmiş sis farları bulunuyor. Tamponun yeni şekli, ızgaradaki ve sis farlarının çevresindeki krom detaylarla aracın alt kısmına yepyeni bir görünüm kazandırıyor. Yeni ön difüzörler aracın hava akış sirkülasyonunu geliştiriyor. Bu durum, Yeni ZOE’nin aerodinamik özelliklerine önemli ölçüde katkı sağlıyor. Mavi bir hatla çevrelenmiş Renault elmas logosu, şarj soketini başarıyla gizliyor. Yeni ZOE’nin %100 LED farları, tüm yeni Renault modellerinin göz alıcı C şekline sahip. Yeni ZOE, Boğaz mavisinin de aralarında bulunduğu 6 farklı renk seçeneğini kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Kullanıcı deneyimini daha ileriye taşıyan teknolojiler Yeni ZOE’de yeniden tasarlanmış sürüş paneli, işlevsel konsolu, multimedya sistemi ve mat dokuya sahip yumuşak iç malzemesi araç içindeki şık ve rahat ambiyansa katkıda bulunuyor. Sürüş yardımcılarından 10 inç sürücü ekranına, Renault EASY LINK multimedya sistemine ve yeni Mod B gibi tüm sistemler, günlük sürüşleri daha kolay ve keyifli hale getirmek için tasarlandı. Sınıfında rakipsiz çözünürlük ve işlevselliğe sahip 10 inç sürücü ekranı sunan yeni ZOE, aynı zamanda orta konsol boyunca uzanan 7 inç dokunmatik ekranı sayesinde çeşitli sürüş yardımcılarından 10 inç sürücü ekranındaki renklerin özelleştirilmesine kadar araçla ilgili ana ayarları kontrol ediyor. Kalite ve geri dönüşüm odaklı iç tasarım Yeni ZOE’nin çevre dostu yapısı, %100 elektrikli motorunun da ötesine geçiyor. Otomobil, geri dönüşüm ilkelerine göre üretilmiş döşemeleri ve geri dönüştürülmüş polipropilenden üretilmiş parçaları gibi, yolcu bölmesindeki görünür parçalar dahil %100 geri dönüştürülmüş sentetik malzemeler içeriyor. Yeni ZOE %100 geri dönüştürülmüş kumaştan üretilmiş döşemeler sunuyor. Bu döşeme kumaşı plastik şişe (PET) ve kumaş artıklarından (yeni kumaşların kesilmesinden kalan artık kumaş parçaları) üretiliyor. Aile ihtiyaçlarını da karşılıyor Güç aktarma organlarının az yer kaplaması sayesinde, yeni ZOE’de arka koltuktaki yolcular sınıfının en geniş arka koltuk alanının keyfini çıkarabiliyor. 338 litre bagaj ve katlanır koltuklar ise, taşıma kapasitesini daha da artırıyor. Yeni ZOE, yaşam ve kullanım alanlarıyla bir ailenin tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor. Şarj çeşitliliğinde rakipsiz  Yeni ZOE, WLTP döngüsünde 395 kilometreye kadar menzil sunan 52 kWh gücündeki Z.E. 50 batarya ile donatıldı. Otomobilin üçüncü nesliyle birlikte, araçta artık evde veya yolda kullanılabilen alternatif akımlı şarj seçeneklerine ek olarak doğru akımlı hızlı şarj seçeneği de sunuluyor. Her bir AC (alternatif akım) terminalinden 22 kW’a kadar güç beslemesi alabilen ZOE, ilk neslinin lansmanından bu yana halka açık alanlardaki şarj noktalarında en hızlı şarj edilen elektrikli araç oldu. ZOE’nin bu çeşitliliği sunmasını Caméléon şarj ünitesi sağlıyor. Renault, şarj ve sürüş için iki ayrı elektrik devresi kullanmak yerine her iki işlem için de aynı elektronik ünitelerinin kullanılabilmesini başararak düşük maliyetle esnek şarj imkânı sağlıyor. Yeni ZOE artık, doğru akımla (DC) tasarlanmış bir şarj kontrol ünitesine sahip. Elektrikli güç aktarma sistemi ile akünün ortasına monte edilen bu yeni ve tamamen Renault’ya ait şarj kontrol ünitesi, aracın DC terminallerde 50 kW ile şarj edilebilmesini sağlıyor. Birinci sınıf enerji verimliliği Yeni ZOE’nin artan menzilinde, Z.E. 50 batarya kapasitesindeki artışın yanı sıra enerji verimliliğini artırmak amacıyla araç tasarımında gerçekleştirilen bazı optimizasyonlar da büyük rol oynuyor. Yeni ZOE, pazardaki en iyi batarya kapasitesi / menzil oranlarından birini sunuyor. Yeni ZOE ile yapılan her frenleme, kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürerek akünün şarj edilmesine katkıda bulunuyor. Ayrılmış (dekuple) fren sistemi kullanılması, enerjinin ısı biçiminde dağıtılmasına yol açan disk frenlerle donatılmış mekanik sistemin aksine, rejeneratif frenlemenin en etkin şekilde gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Güvenlikten ödün vermeyen bir sürüş keyfi Aracın elektrik mimarisi, standart sunulan dijital gösterge panelini ve pek çok İleri Sürüş Destek Sistemini (ADAS) barındıracak biçimde tamamen yeniden tasarlandı. %100 LED aydınlatma sistemi, aynı enerji tüketimiyle halojen aydınlatmadan %75 daha fazla parlaklık sunuyor. Yeni ZOE, sürücünün fren pedalı kullanmasına neredeyse hiç ihtiyaç bırakmayan yeni bir sürüş modu ile geliyor. Mod B etkinleştirildiğinde, sürücü gaz pedalını bırakır bırakmaz araç çok daha çabuk yavaşlıyor. Mod B özellikle şehir içinde veya yavaş trafikte sürüşü kolaylaştırıyor. Elektrik motoru nedeniyle Yeni ZOE’de vites kutusu ve kavrama bulunmasa (Devamı için tıklayın)